19/12/2025
Bugün bir arkadaşımı kaybettim.
Adı Esma’ydı.
Bugün sadece bir insanı değil; bir kadını, bir anneyi, bir evliliğin içinde sessizce tükenen bir hayatı uğurladık.
Esma benim arkadaşımdı. Gülüşünü, susuşunu, güçlü görünme çabasını biliyordum. Ama kimse bir kadının kalbinin içinde verdiği mücadeleyi tam olarak bilemiyor.
Kadınlara güçlü olmaları öğretiliyor ama yorulduklarında nereye sığınacakları öğretilmiyor.
Evlilikler kutsal deniyor. Ama o evliliğin içinde sevgi yoksa, saygı yoksa, destek yoksa kadın yine de idare etmesi gereken taraf oluyor.
Çünkü boşanmak kolay değil. Çünkü boşanan kadın toplumda etiketleniyor. Çünkü aileni dağıttın deniyor. Çünkü arkanda durmayan aileler var. Çünkü bir yuvan olsun yeter denilerek kadının ruhu feda ediliyor.
Sevgisiz evlilikler, mecburiyetle sürdürülen hayatlar, çocuklar için katlan denilen yıllar… Kimse sormuyor: Bu kadın ne hissediyor? Bu kadın hâlâ hayatta mı, yoksa sadece nefes mi alıyor?
İntihar bir tercih değildir. İntihar; görülmeyen bir çığlıktır, duyulmayan bir yardım çağrısıdır, yalnız bırakılmış bir kadının son durağıdır.
Esma ölmek istemedi belki. Sadece yaşadığı hayat ona yaşama alanı bırakmadı.
Bugün onu yargılamıyorum. Bugün sorumluluğu; kadını yalnız bırakan evliliklerin, arkasında durmayan ailelerin, boşanan kadını dışlayan toplumun ve sabret diyerek susan herkesin üzerine bırakıyorum.
Esma benim arkadaşımdı. Onu bir haber başlığı olarak değil, bir kadın olarak, bir hayat olarak hatırlıyorum.
Kadınlar evlilikleri sürdürmek zorunda değil. Kadınlar güçlü olmak zorunda değil. Kadınlar sadece anlaşılmak istiyor.
Güle güle Esma. Seni sevgiyle uğurluyorum. Seni unutturmayacağız…
Hoşçakal…
🖤