6600 -altıbinaltıyüz- zeytin ağacı, kendi gözleri önünde kesilen ama yılmadan mücadele eden ve sonunda yeniden topraklarını kazanan Yırca’da, yepyeni bir hikâye başladı. Zeytin haricinde, geriye kalan tek gelir kaynağı olan kömür tekrar kaynağında bırakılıyor.
Çünkü Yırcalı Kadınlar, yaşamlarını yeniden üretiyor.
Çünkü, “Kömürün İsi, Sabunun Misi”ne dönüşüyor....
Yırcalı Kadınlar, mis kokulu,
rengarenk ve hayat dolu sabun ve taş üretiyor; Yırca Hanımeli markasıyla size ulaştırıyor. Peki, Yırca neresi, Yırca'nın hikayesi de nesi? Yırca
Yırca, Frankfurt’a* 2917, Soma’ya 9, Termik Santrale 2, Kömür Dolu Atıklara 1 km mesafede, ölümle ise burun buruna. Öte yanda ormanın ve yaşamın tam içinde ve ta kendisi. Yırcalı Kadınlar, işte bu büyük ikilemin ortasında yaşıyorlar. Yıllarca, topraklarını sürdüler, tütün ektiler, hayatlarını geçindirdiler. 1980’de santral geldi, tütün mahvoldu, çaresiz kalındı, yeni arayışlara başlandı. Ve çözüm sonunda bulundu: Zeytin! Zeytin, mücadeleci ağaçtı. Santral ve onun zehriyle baş ederdi. Ki köyde az da olsa zeytinlik vardı. Santralden sonra sayı arttı. Köy, ekolojik ekonomi kaynağını yine aynı düzenle değiştirdi ve hayatlarını geçindirmenin bir yolunu buldu. Ama zeytin, tüm köye yetmedi. Mücadeleci Kadınlar, devam etmek için yeni bir yol bulmalıydı. Bazıları, çocuklarına güvenli yaşam sağlamalıydı. Çare, tıpkı çaresiz bırakılan Soma gibi, kömürde bulundu. Önce tütünün sonra zeytinin yeşili kömürün isine dönüşmeye başladı. Kadınlar, termik santralden çıkan taş atıklarının atıldığı, vahşi depolama alanına gitmeye başladı. Kamyonların altında, taşların arasında, kömür elemeye başladı, çuvallara doldurdu ve 50 kg’lık bir çuvalı 10 liraya satar oldu. Hastalıklar yayıldı ama geçim ve gelecek telaşı hep ağır bastı. Zeytin yetmiyordu, kömürde verilen emekle açık biraz kapatılıyordu. Ta ki, Eylül ‘14’e kadar. 2 Santralle yetinmeyen şirket, 3.sünü de istedi hem de Yırca Köyünde, köyün tam kalbinde, zeytinliklerinde! Esas geçim kaynağı için bir mücadele başladı. Kadın-erkek, çoluk-çocuk, omuz-omuza direndi, Yırca Köyü. Bu onurlu direnişe, şirket savaş açtı. Yırca bir kazandı bir kaybetti. Sonunda, gözleri önünde, çoğunun bizzat diktiği Zeytinleri-evlatları kesildi. Ama galipti bu yolda mağlup, mücadele devam etti, toprak geri kazanıldı, şirket def edildi. Fakat, zeytinler elden gitmişti. Geçim mücadelesinde geriye kömür kalmıştı. Ama ölüm kokan bu yere, ölüneceği bile bile gidilemezdi. Çözüm gerekti. Tüm kadınlar köy kahvesinde toplandı, konuştu, tartıştı ve yeni bir yol buldu: El emekleriyle sabun üretip, satmakta karar kıldılar. Ve artık,
Kömürün İsi, Sabunun Misine dönüştü.