08/10/2025
Eğer şu an Sadettin başkan'ın yerinde olsaydım, taraftar ne istiyorsa tam tersini yapardım.
Taraftarı kaybederim diye de zerre korkmazdım. Çünkü mantıklı düşünen, takıma gerçekten değer veren taraftar zaten azınlıkta ve onlar her şartta Fenerbahçe’nin yanında.
Geriye kalan taraftar kitlesi, destek olmaktan çok kulübün önündeki en büyük engel haline geldi.
Bu kulübün başına ne geldiyse, bu ne istediğini bilmeyen taraftar kitlesi yüzünden geldi. Ali Koç’un başarısız olmasının en büyük sebebi de onlar. Ali Koç taraftar ne istediyse yaptı. Bakın ne istediyse yaptı..
İlk puan kaybında, ilk tökezlemede hemen ortalığı karıştıran, kaos çıkaran hep aynı grup.
Aykut Kocaman gitsin dediler — gitti.
Yabancı teknik direktör gelsin dediler — geldi.
O da gitsin dediler — gitti.
Ersun Yanal, Erol Bulut, Jorge Jesus, İsmail Kartal… Hepsine sıra sıra “gel” dediler, sonra “git” dediler. Mourinho ismini duyunca bir anda İsmail Kartal’ın başarıları unutuldu. Sonra yine dönüp “değerini bilemedik” dediler.
Transferlerde bile bu kitle yön verdi. Dzeko ve Tadic, son maçlarda tepki göreceklerini düşündükleri için sahaya bile çıkmadan ayrıldılar. Şimdi yine aynı kitle, “keşke gitmeselerdi” diyor. Utanç verici.
Ben başkan olsam, bu kesimin dediğini değil, tam tersini yapardım. Kaybedecek bir şey mi kaldı? Yok. Aykut Kocaman’ı getirirdim, masaya yumruğu vurur, “Bu kulübün başkanı benim! Beni siz seçtiniz ama kararı ben veririm!” derdim. Aykut Kocaman ismini ortaya atan da zaten Sadettin başkandı, bu da hem eski yönetime tokat gibi bir mesaj olurdu hem de bu kaosu besleyen kitlenin sonu olurdu.
Bir kere de olsun bu yol denensin. Bu kulübü yönetmeye çalışan, her konuda ahkâm kesen bu “bilmiş” taraftar kitlesine artık bir duvar şart. Çünkü bu kulüp onların elinde her sene aynı döngüye giriyor.
Fenerbahçe’nin artık taraftara değil, kendi özüne kazanmaya ihtiyacı var.