İzmir Erişilebilir Engelliler Derneği

İzmir Erişilebilir Engelliler Derneği Başkan Yusuf Gülmez
Genel Sekreter İbrahim Ulaş Ergin
Mali Sekreter Hasan Hüseyin Canmaya

Derneğimiz, Kişileri engelli duruma sokan her türlü ayrımcı uygulamaların ortadan kaldırılması ve engelliliğe dayalı ayrımcılıkla mücadele edilmesini amaçlamaktadır

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve 🎭 Çağdaş Drama Derneği işbirliğiyle düzenlenen 18. EDERED (European Drama Encounters – Av...
20/08/2026

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve 🎭 Çağdaş Drama Derneği işbirliğiyle düzenlenen 18. EDERED (European Drama Encounters – Avrupa Drama Buluşmaları) Gençlik Buluşması kapsamında hazırlanan “Dünyanın Kütüphanesi: Geri Kalanı Hâlâ Yazılmadı” adlı performans, 16 Ağustos 2026 Pazar günü Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde sahnelendi. 📚✨ Dernek Yönetim Kurulumuzun en genç üyesi Selinay Erkul arkadaşımız Şaman rolüyle sahnede yer aldı bu özel performansı, üyelerimiz, çocuklarımız ile birlikte izleyerek güzel ve verimli bir zaman gecirdik.
Başta Selinay arkadaşımıza ve tüm ekibe teşekkür ediyoruz. ❤️
Birlikte çok daha güzeliz...

Değerli dostlar merhaba geçtiğimiz günlerde sizinle paylaştığımız İZBAN dilekçemizin bir benzerini İzmir Metro A.Ş.'ye d...
30/07/2026

Değerli dostlar merhaba geçtiğimiz günlerde sizinle paylaştığımız İZBAN dilekçemizin bir benzerini İzmir Metro A.Ş.'ye de yazdık ve Metro ve Tramvay Müdürlüğü tarafından davet edildik. Yönetim Kurulundan bir grup arkadaşla birlikte dün İzmir metro ve tramvay işletmeleri müdürlüğündeydik gayet samimi yapıcı bir toplantı oldu Vagon kapılarının buton marifeti ile açılıp kapanmasının uygun olmadığını ulaşım erişilebilirliğini ve güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü anlattık, özellikle ortopedik engelli arkadaşlarımızın asansör sıkıntılarını dile getirdik, peron ve tren arasındaki kot farkından bahsettik, görme engelli arkadaşlarımızın istasyon girişlerinde bulunan kart okuma cihazlarının geniş ve pürüzsüz yüzeylerinin erişilebilir olmadığını ifade ettik, gerek bizim için gerekse tüm hemşerilerimiz için tren perona yanaşmadan önce gidiş yönüne doğru hangi kapının açılacağının bildirilmesini istedik her zaman dediğimiz gibi yüz yüze olunca birbirimizi anlamamız çok daha kolay olacağını ifade ettik ve hemfikir kaldık. Şimdi ki görevimiz süreci takip etmek.
Birlikte çok daha güzeliz...

30/06/2026

Derneğimiz 1 Temmuz'da faaliyete geçmesi planlanan dokunmatik kapı açma butonu ve İZBAN ın erişilebilirlik sıkıntılarını anlatan dilekçemizi İZBAN A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'ne sunduk ve görüşme talebinde bulunduk.

Konu: İZBAN trenlerinde kullanılan dokunmatik kapı açma sistemleri

Geçmiş dönemlerde ısı kaybının önlenmesi amacıyla uygulanan; ancak birçok olumsuzluğa neden olan, temmuz ayında faaliyete geçmesi planlanan kapıların buton marifeti ile açılması uygulaması, toplu taşıma hizmetlerinin engelli bireyler açısından bağımsız, güvenli ve eşit şekilde seyahat etmesini zorlaştırmaktadır.
Tren kapılarının açılması için kullanılan dokunmatik sistemlerin görme engelli bir bireyin erişilebilir biçimde kullanabilmesi, düğmeye basıldığında, titreşim veren veya ses çıkaran bir mekanizma entegre edilmesiyle mümkün olabilir. Görebilen bireyler trendeki ışık renk değişiminden kapıların açılacağını anlayabilmektedir. Ancak görme engelli yolcular için uygulanması planlanan otomatik kapı sistemi, yolculuğu güvenli ve erişilebilir olmaktan uzaklaştırmaktadır.
Otomatik kapı sorununun yanısıra görme engelliler, vagonlar ve raylar arasında kot farkından kaynaklanan boşluğun beraberinde raylara düşme riskini getirmesi, tren istasyonlarında sesli ve braille yönlendirmenin yeteri kadar olmaması, güvenlik personelinin destek konusunda belirgin bir standardının olmaması gibi sorunlar da yaşamaktadır. Sözünü ettiğimiz tüm sorunlar, eşit, erişilebilir ve güvenli seyahatin önündeki engellerdir.
Ortopedik engelli (tekerlekli sandalyeli) kişilerin kapı üzerinde bulunan butonlara yanaşması için birçok manevra yapması gerekmekte süre kısıtlılığı nedeniyle tekerleklerin sıkışması riski oluşacaktır.
Spastik engelliler hareket kısıtlılığı nedeniyle butona ulaşamamakta veya temas gücüne erişememektedir. Bu durum engellilerin ulaşım hizmetlerinden diğer yolcularla eşit koşullarda yararlanmasını engellemektedir.
İZBAN tren ve istasyoonlarında değindiğimiz sorunlar, engelli yolcuların yanısıra, çocuklar yaşlılar ve diğer dezavantajlı bireyler açısından da güvenlik riski doğurmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesi uyarınca herkes kanun önünde eşittir ve engelliler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz. Anayasa'nın 61. maddesi ise Devlete engellilerin korunmasını ve toplumsal yaşama katılımlarını sağlayacak tedbirleri alma görevi yüklemektedir.
5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun'un 3. maddesinde erişilebilirlik; engellilerin bağımsız olarak fiziksel çevreye, ulaşıma, bilgiye ve hizmetlere güvenli şekilde erişebilmesi ve bunları kullanabilmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 7. maddesi, toplu taşıma hizmetlerinin engelliler için erişilebilir hale getirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Türkiye'nin taraf olduğu ve Anayasa'nın 90. maddesi gereğince iç hukukun bir parçası olan Birleşmiş Milletler Engelli Haklarına İlişkin Sözleşme'nin 9. maddesi, engelli bireylerin ulaşıma diğer kişilerle eşit koşullarda erişebilmesini sağlamak amacıyla uygun tedbirlerin alınmasını öngörmektedir. Sözleşmenin 20. maddesi ise engelli bireylerin mümkün olan en bağımsız şekilde hareket edebilmelerini güvence altına almaktadır.
Ayrıca peron ile ray hattı arasındaki alan; görme engelliler, yaşlılar, çocuklar ve hareket kabiliyeti kısıtlı bireyler açısından ciddi güvenlik riskleri oluşturmaktadır. Modern raylı sistem uygulamalarında yaygın olarak kullanılan peron koruma bariyerleri (platform screen door/peron ayırıcı kapı sistemleri), ray hattına düşme vakalarının önlenmesi, intihar ve kaza risklerinin azaltılması, yolcu güvenliğinin artırılması ve erişilebilir ulaşım hizmetinin güçlendirilmesi bakımından uluslararası ölçekte kabul görmüş güvenlik önlemlerindendir.
İZBAN'ın kamu hizmeti niteliği taşıyan şehir içi raylı ulaşım hizmeti sunması nedeniyle, erişilebilirlik ve güvenlik standartlarının yalnızca asgari düzeyde değil, evrensel tasarım ilkeleri doğrultusunda sürekli geliştirilmesi gerekmektedir bu gelişim ve takibi konunun paydaşı olan bizlerle yani engelli dernekleri ile görüşerek düzenlemelere yönelik kararlar birlikte alınmalıdır.

Bu doğrultuda, İzmir Erişilebilir Engelliler Derneği olarak, yukarıda belirttiğimiz sorunları konuşmak üzere randevu talep etmekteyiz.
Saygılarımızla.

27/06/2026

BASINA VE KAMUOYUNA

Bugün burada, Batman’da bir bakım ve rehabilitasyon merkezinde ortaya çıkan ve kamuoyunun vicdanını derinden yaralayan görüntüler karşısında sessiz kalmamak için açıklama yapıyoruz.

Kamuoyuna yansıyan görüntülerde, bakım ve koruma altında bulunan engelli bir bireyin yere yatırıldığı, fiziksel şiddete maruz bırakıldığı, sürüklendiği ve insan onuruyla bağdaşmayacak muamelelere uğradığı görülmektedir. Korunması gereken bir insanın, bakımından sorumlu kişiler tarafından şiddet gördüğüne ilişkin bu görüntüler yalnızca bir kurumda yaşandığı iddia edilen münferit bir olay olarak değerlendirilemez.

Bu görüntüler, engelli bireylerin bakım kurumlarında maruz kalabildiği şiddeti, denetim eksikliklerini ve insan hakları ihlallerini tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir.

Daha da önemlisi, bu olay bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır ki; engelli bireylere yönelik şiddet, ihmal ve kötü muamele yalnızca sosyal hizmetler alanının değil, doğrudan insan haklarının, ceza hukukunun ve adalet sisteminin konusudur.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesi açıktır:

“Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 15. ve 16. maddeleri de engelli bireylerin işkenceye, zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye karşı korunmasını devletlere açık bir yükümlülük olarak yüklemektedir.

Bu nedenle Batman’da ortaya çıkan görüntüler, yalnızca bakım hizmetlerinin niteliği açısından değil; işkence ve kötü muamele yasağı, insan onurunun korunması ve devletin koruma yükümlülüğü bakımından da son derece ciddi iddialar içermektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konuya ilişkin verilen soru önergesi bu nedenle son derece meşru ve gerekli bir parlamenter denetim girişimidir.

Ancak ne yazık ki bu süreçte yapılan bazı açıklamalar da kamu vicdanında derin bir rahatsızlık yaratmıştır.

Özellikle geçmişte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Bakan Yardımcılığı görevinde bulunmuş, hukukçu, milletvekili ve aynı zamanda engelli bir birey olan Sayın Fatma Öncü’nün engelli bireylere ve ailelerine ilişkin kullandığı ifadeler, yaşanan hak ihlallerinin sorumluluğunu kamu otoritelerinden uzaklaştıran ve ailelerin üzerine yıkan bir yaklaşım izlenimi yaratmıştır.

Oysa biz biliyoruz ki;

Bu ülkede aileler yıllardır yetersiz destek mekanizmalarına rağmen büyük bir fedakârlıkla bakım yükünü omuzlamaktadır.

Bu ülkede binlerce anne ve baba her gün “Bizden sonra çocuğumuza ne olacak?” sorusuyla yaşamaktadır.

Bu ülkede bakım kurumlarında yaşanan ihmaller, kötü muameleler ve denetimsizlikler nedeniyle hayatını kaybeden, zarar gören ve sesi duyulmayan çok sayıda engelli birey olmuştur.

Niğde’de, Bakırköy’de, Büyükçekmece’de, Beylikdüzü’nde ve ülkenin farklı bölgelerinde yaşanan olaylar hafızalarımızdadır.

Bugün Batman’dan gelen görüntüler de aynı nedenle yalnızca bireysel sorumlulukları değil, kurumsal sorumluluğu ve devletin koruma yükümlülüğünü de tartışmayı zorunlu kılmaktadır.

Bu ülkede sorun aileler değildir.

Sorun; erişilebilir olmayan kentlerdir.

Sorun; bağımsız yaşamı desteklemeyen sosyal politikalardır.

Sorun; yetersiz ve etkin biçimde denetlenmeyen bakım hizmetleridir.

Sorun; engelli bireyleri hak sahibi yurttaşlar olarak görmek yerine korunması gereken pasif nesneler olarak değerlendiren anlayıştır.

Engelli bireylerin yaşadığı her hak ihlalinde sorumluluğu ailelere yüklemek, sosyal devlet ilkesini ve kamu makamlarının yükümlülüklerini görünmez kılmaktadır.

Türkiye Barolar Birliği Engelli Hakları Komisyonu olarak buradan açıkça ifade ediyoruz:

Batman’daki bakım merkezinde ortaya çıkan görüntüler ve iddialar, işkence ve kötü muamele yasağı bakımından etkili, bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalıdır.

Sorumluluğu bulunan kişiler hakkında gerekli adli ve idari işlemler gecikmeksizin yürütülmelidir.

Olayın yalnızca bireysel sorumlular bakımından değil, denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen kurumlar yönünden de araştırılması sağlanmalıdır.

Bakım ve rehabilitasyon merkezlerine ilişkin denetim mekanizmaları yeniden gözden geçirilmeli; engelli bireylerin şiddetten, istismardan ve kötü muameleden korunmasını sağlayacak etkili önlemler alınmalıdır.

Engelli bireyleri ve ailelerini hedef alan, inciten ve damgalayan söylemler terk edilmelidir.

Kamu gücünü kullanan herkes, kullandığı dilin milyonlarca engelli bireyin yaşamını doğrudan etkilediğinin bilinciyle hareket etmelidir.

Bugün buradan bir kez daha hatırlatıyoruz:

İşkence yasağı mutlak bir haktır.

İnsan onuru dokunulmazdır.

Engellilerin hakları pazarlık konusu değildir.

Engelliler ve aileleri bu ülkenin eşit yurttaşlarıdır.

Türkiye Barolar Birliği Engelli Hakları Komisyonu olarak engelli bireylerin insan haklarının, adalete erişim hakkının ve insan onurunun savunucusu olmaya devam edeceğiz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Türkiye Barolar Birliği
Engelli Hakları Komisyonu

Emek ve Dayanışma günü 1 Mayıs Kutlu olsun
01/05/2026

Emek ve Dayanışma günü 1 Mayıs Kutlu olsun

Address

Izmir

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when İzmir Erişilebilir Engelliler Derneği posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share