29/05/2026
Dilimde çıkan yaranın sıradan bir aft olduğunu sanıyordum; birkaç gün yanıp sonra geçen türden bir şey…
2024 yazında biyopsi yapılmıştı ve sonuç temiz çıkmıştı. Bana bunun basit bir iltihap olduğu, endişelenecek bir durum olmadığı söylenmişti.
Ama o lezyon orada kalmaya devam etti. Bunun üzerine ertesi yılın ocak ayında yeniden kontrol olmaya karar verdim. Tekrar biyopsi yapıldığında tanı konuldu: dil skuamöz hücreli karsinomu.
Sağlıklı yaşıyordum, spor yapıyordum, beslenmeme dikkat ediyordum. Ve her şeyden önemlisi, sadece yirmi dokuz yaşındaydım.
Tümörün alınması için ameliyat şarttı. Tümörün bulunduğu dilimin sağ tarafı çıkarıldı ve ön kolumdan alınan bir deri dokusuyla yeniden oluşturuldu. Dokunma ile sıcak-soğuk hissini koruyabilmek için arter, toplardamar ve bir sinir de nakledildi. Yedi saatten uzun süren çok ağır bir ameliyattı.
İlk günlerde ne konuşabiliyor ne de yemek yiyebiliyordum. Trakeostomim vardı ve sonda ile besleniyordum.
Sonrasında otuz seans radyoterapi ve üç kür kemoterapi gördüm.
Dil ve konuşma terapistimle hem yeniden konuşabilmek hem de yutkunmayı öğrenebilmek için çok yoğun çalıştım. Zamanla daha katı yiyecekler yemeye başladım ama büyük lokmalar hâlâ mümkün değildi. Mayıs ayında tedaviler bittiğinde, yavaş yavaş toparlanmaya başladım.
Bugün hâlâ yeterince tükürük üretemiyorum. Bu yüzden kuru yiyeceklerden kaçınmam, sürekli su, sos ya da kremamsı gıdalarla destek almam gerekiyor. Sert yiyecekler ise mukozamı tahriş ediyor; bu yüzden onları nadiren tüketiyorum. Ama her geçen gün biraz daha iyiye gidiyor.
Bu süreçte beni takip eden doktorlardan ve tüm sağlık çalışanlarından çok büyük bir sevgi ve destek gördüm. Kendimi yalnızca bir hasta gibi değil, gerçekten bir insan olarak görülmüş, dinlenmiş ve değer verilmiş hissettim.
Hayatım boyunca yardım istemekte zorlandım ama bu hastalık bana bunu da öğretti. Ailem, partnerim ve arkadaşlarım olmasaydı her şey çok daha zor olurdu.
Gerçekten önemli olan şeylere değer vermeyi, gereksiz şeyler için enerjimi tüketmemeyi öğrendim.
Ve bugün tek dileğim, benim sözlerimin bir başkasının kendini daha az yalnız, daha az korkmuş ve daha az kaybolmuş hissetmesine yardımcı olabilmesi.
— Sara