TARDE

TARDE Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği 2018'de kurulmuştur.

Okulu Şiddete Veremeyiz - IIVe artık…Yakılan bir ağaçla, katledilen bir köpekle, bıçaklanan bir gençle karanlık sıradanl...
15/04/2026

Okulu Şiddete Veremeyiz - II

Ve artık…
Yakılan bir ağaçla, katledilen bir köpekle, bıçaklanan bir gençle karanlık sıradanlaşır.
Karanlığın kurduğu dildir bu.
Depremde yıkılan binalarda sıradanlaşır,
yanan bir otelde sıradanlaşır,
savaşlarla sıradanlaşır,
siyah-beyaz, ortasından duman yükselen görüntülerde sıradanlaşır,
bombalanan okullarda sıradanlaşır…
Bir çocuk ölür… sıradanlaşır.
O dil susmaz.
Başka başka açıklamalarla konuşmaya devam eder.
İnsan topluluklarının çok kadim kutsalları vardır:
Schola gibi…
Mektep ve medrese gibi…
Okul gibi…
Şiddetin dili buralara girdiyse,
ne kadim kalır ne kutsal.
Artık şiddet okulda.
Oysa okul sadece bir bina değildir;
binadan çok daha fazlası, bir zihinsel mekândır.
Eğer o mekâna da şiddet girerse,
ne gezegende ne de zihnimizde başka bir alan kalır.
Şimdi…
yaşam için susmak, düşünmek,
öğrenmek, tartışmak ve çalışmak zorundayız.
Biz ne yapıyoruz?

Okulu Şiddete Veremeyiz - IOkul; yani mektep, medrese ya da schola…Zamanını düşünmeye, öğrenmeye, tartışmaya ve çalışmay...
15/04/2026

Okulu Şiddete Veremeyiz - I

Okul; yani mektep, medrese ya da schola…
Zamanını düşünmeye, öğrenmeye, tartışmaya ve çalışmaya ayıran insanların bir araya geldiği yerdir.
Bir yönüyle okul, hayata dair öğrenilenlerin özgürce dile getirildiği bir mekândır.

Korku kültüründe yetişmek ve yaşamak, okulu da içine alır.
Ve o zaman özgürce düşünmek, öğrenmek, tartışmak ve çalışmak yavaş yavaş yitip gider.

Bu yüzden “Mahmut Hoca”ları özlemle anar,
“Bir bebekten nasıl katil yarattığımızı” duvarlarımıza asar hâle geliriz.

İnsan karmaşık görünse de zihni aslında basit işler:
Korku öfkeyi, öfke nefreti doğurur.
Nefret ise insanı karanlık tarafa iter.

Korku; tehdit ve tehlike ile beslenir.
Adaletsizlikler, eşitsizlikler, ayrımcılıklar, yoksulluk, yoksunluk, aşağılanma, değersizleştirilme…
Düşman ve “öteki” yaratma gibi zeminlerde kolayca çoğalır.

Zamanla insanlar üzerinde hâkim bir kültüre dönüşür
ve hızla öfke ile nefretin diline evrilir.

09/04/2026

Antarktika’nın sesini duyan var.

Fay Hattı’nda, bu sesi yalnızca duyan değil; anlamaya ve anlatmaya çalışan iki önemli bilim insanıyla birlikteyiz: Burcu Özsoy ve Hayriye Elbi.

Prof. Dr. Burcu Özsoy, gezegeni insana benzeterek çarpıcı bir metafor kullandı:
“Dünya şu anda 38 derece ateşle dolaşıyor, dönüyor ve yaşıyor. Oysa 2050’de bu ateşin 40 dereceyi geçeceğini de biliyoruz.”

Antarktika, küresel olarak ısınan gezegenin en önemli koruma kalkanlarından biri.

Kıta’nın üzerindeki buzullar, yani buz, gezegen tarihinin engin hafızası. Gezegeni anlamamız için bize veri tutan büyük bir arşiv.

Prof. Özsoy’a ve başta TÜBİTAK olmak üzere, bilim yaparak barışı destekleyen tüm ekip arkadaşlarına teşekkür ederiz.

Prof. Dr. Hayriye Elbi bir psikiyatr ve bu sıralar zor koşullarda insan olmak üzerine çalışıyor. İnsanın olmadığı bir coğrafyaya, insanın halleri üzerinden baktı.

Zor koşullar içinde insanın nasıl ayakta kaldığını, üretmeye devam ettiğini ve hatta gelişebildiğini anlattı. “Salutojenik etki” kavramı üzerinden, zorlukların insanın sağlıklı yanını nasıl büyütebildiğini açıkladı.

Sonuçta, vicdanımızın sesini ve hafızamızın imgelerini Antarktika ile seslendirdik.

Antarktika’nın sesini duymak için sizi Fay Hattı’na davet ediyoruz.

Yayının tamamına profildeki linkten ve TARDE youtube kanalından ulaşabilirsiniz.

29/03/2026

Fay Hattı Söyleşileri III - 9 Mart
Cinsiyet Temelli Şiddet • Ayrımcılık • Eşitsizlik
Doç. Dr. Burcu Rahşan Erim

Bir 8 Mart’ı daha geride bırakırken kadın haklarını, yaşam hakkını ve ülkedeki korkutucu tabloyu birlikte gözden geçirdik.

Dünyaya da bakmaya çalıştık: cinsiyet temelli ayrımcılıkla mücadelede çözümlerin var olduğunu, tahakkümün olmadığı, eşitliğin olduğu bir toplumun mümkün olduğunu konuştuk.

Susmak değil, konuşmak.
Yalnız bırakmak değil, dayanışmak.

Yayının kaydına TARDE YouTube kanalından ve profildeki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

KadınDayanışması RuhSağlığı Farkındalık

Fay Hattı Söyleşileri’nin Nisan buluşmasında, gezegenin en uzak ve en kırılgan coğrafyalarından birinin bize ne anlattığ...
26/03/2026

Fay Hattı Söyleşileri’nin Nisan buluşmasında, gezegenin en uzak ve en kırılgan coğrafyalarından birinin bize ne anlattığını; iklim krizinin yarattığı çok katmanlı sarsıntıları ve bu sarsıntılar karşısında tanıklık, dayanıklılık ve sorumluluğun ne anlama geldiğini birlikte ele alıyoruz.

Antarktika yalnızca uzak bir kıta değil; gezegenin iklim hafızasını, ekolojik kırılganlığını ve ortak geleceğimizi taşıyan kritik bir eşik. Buzulların erimesi, ekosistemlerin bozulması ve bilimsel verilerin ortaya koyduğu değişim, uzak bir çevre sorunu değil — bugün yaşamlarımızı, toplumsal düzeni ve adalet duygumuzu doğrudan etkileyen küresel bir krizdir. İklim krizi; çevresel olduğu kadar psikososyal, ekonomik ve etik boyutları olan bir eşitsizlik ve hak meselesidir.

Prof. Dr. Burcu Özsoy, Prof. Dr. Hayriye Elbi ve Prof. Dr. A. Tamer Aker’in katkılarıyla gerçekleşecek bu buluşmada; iklim krizinin ruh sağlığına ve toplumlara etkilerini, bilimin tanıklık rolünü ve gezegenimize karşı kolektif sorumluluğumuzu Antarktika deneyimi üzerinden konuşacağız.

Gezegenin sesini duymak, bu ses karşısında dayanışmayı büyütmek ve daha adil, sürdürülebilir bir gelecek için ortak düşünme alanı açmak üzere 6 Nisan’da Fay Hattı’nda buluşuyoruz.

11/03/2026

Fay Hattı Söyleşileri’nin üçüncü buluşmasında; kadına yönelik şiddet, ayrımcılık ve eşitsizliği çok boyutlu bir perspektifle ele aldık.

Bu oturumda Doç. Dr. Burcu Rahşan Erim ve Uzm. Psk. Gizem Arsal bizlerleydi.
Uzm. Psk. Gizem Arsal, toplumsal cinsiyetin biyolojik bir kader değil; aile, eğitim sistemi, medya ve çalışma yaşamı içinde yeniden üretilen roller bütünü olduğunu vurguladı. Kadınlık ve erkeklik kalıplarının nasıl kurulduğunu, bu kalıpların şiddeti nasıl görünmezleştirdiğini ve süreklileştirdiğini paylaştı.

Doç. Dr. Burcu Rahşan Erim ise Türkiye’de kadın cinayetlerinin her yıl artmasının tesadüfi değil, yapısal bir sorun olduğuna dikkat çekti. Şiddetin bir “pandemi” boyutuna ulaştığını; 6284 sayılı yasanın uygulanmasındaki aksaklıkları, ekonomik bağımlılık, tehdit, korku ve kurumsal yetersizliklerin kadınların şiddet içeren ilişkilerden ayrılmasını nasıl zorlaştırdığını ele aldı. Uganda’da geliştirilen SASA Modeli üzerinden, toplumsal dönüşümün mümkün olduğuna dair umut verici örnekler sundu.

Kadına yönelik şiddet yalnızca bireysel ya da aile içi bir mesele değil; toplumsal, yapısal ve ruh sağlığını doğrudan etkileyen bir halk sağlığı sorunudur. Görmezden gelmek değil, fark etmek; susmak değil, konuşmak; yalnız bırakmak değil, dayanışmak iyileşmenin ön koşuludur.

Fay Hattı Söyleşileri, birlikte anlamaya ve birlikte güçlenmeye alan açmaya devam edecek.



📌 Yayın sırasında Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin 8 Mart paylaşımından, Ayşe Akçay’ın edebiyatçı perspektifiyle kaleme aldığı 8 Mart metninden ve Ayarı Kaçanlar Podcast’te ele alınan “Caster Semenya açmazı” tartışmasından alıntılar yapıldı.

8 Mart Dünya Kadınlar GünüKadınların yaşamları; eşitsizliklerden, şiddetten, savaşlardan, zorunlu göçten ve afetlerden d...
08/03/2026

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Kadınların yaşamları; eşitsizliklerden, şiddetten, savaşlardan, zorunlu göçten ve afetlerden doğrudan etkileniyor.

Kriz ve çatışma dönemlerinde kadınlar ve kız çocukları çoğu zaman daha fazla riskle karşı karşıya kalıyor; hak ihlalleri, şiddet ve güvencesizlik derinleşiyor.

Ruh sağlığı alanında çalışanlar olarak biliyoruz ki; kadınların güvenliği ve eşitliği yalnızca toplumsal bir hak değil, aynı zamanda ruh sağlığı ve toplumsal iyileşmenin temel koşullarından biridir.

Kadınların yaşam hakkını, güvenliğini ve eşitliğini savunmaya devam ediyoruz.

Fay Hattı söyleşilerinin Mart buluşmasında; cinsiyet temelli şiddet ve ayrımcılığın yarattığı sarsıntıları, bu eşitsizli...
06/03/2026

Fay Hattı söyleşilerinin Mart buluşmasında; cinsiyet temelli şiddet ve ayrımcılığın yarattığı sarsıntıları, bu eşitsizliğin kökenlerini ve tanıklığın getirdiği sorumluluğu birlikte düşünmek üzere bir araya geliyoruz.

Cinsiyet temelli şiddet ve ayrımcılık, toplumsal yapının altındaki en derin ve sarsıcı kırılma hattıdır. Kültürel kodlarla kemikleşen bu eşitsizlik, afet ve kriz anlarında en yalın haliyle ve sarsıcı bir çıplaklıkla gün yüzüne çıkar. Ve bu şekilde daha iyi görürüz ki; şiddet münferit bir olay değil, sistemik bir sorundur.

Prof. Dr. Tamer Aker, Doç. Dr. Burcu Rahşan Erim ve Uzman Psk. Gizem Arsal’ın katkılarıyla gerçekleşecek bu söyleşide; şiddetin zemininde ve gövdesinde yer alan etkenleri incelemeye çalışacak ve kadın+’ların deneyimlediği psikososyal sarsıntıları konuşacağız.

Şiddet döngüsüne karşı nasıl durabileceğimizi, dayanıklılığı ve dayanışmayı nasıl büyütebileceğimizi, eşit ve insancıl bir zemini nasıl inşa edebileceğimizi birlikte düşünmek için 9 Mart’ta Fay Hattı’nda buluşuyoruz.

Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği (TARDE) olarak;insan yaşamını, özellikle çocukların ve diğer kırılgan gru...
05/03/2026

Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği (TARDE) olarak;
insan yaşamını, özellikle çocukların ve diğer kırılgan grupların güvenliğini; insanlığa ait kadim bir hafıza olan tarihsel ve kültürel mirası, doğayı ve çeşitliliği tehdit eden her türlü savaş ve şiddet eyleminin karşısında olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz.

Savaş yalnızca can kaybına yol açmaz.
İnsanların güven duygusunu, umudunu, hayallerini ve hayatla, kendileriyle ve toplumla kurdukları bağları derinden zedeler.

Yerinden edilme, kayıp, belirsizlik ve sürekli tehdit altında yaşamak; bireylerde ve toplumlarda uzun süreli, kimi zaman kuşaklar arası aktarılan izler bırakır.

Travma yalnızca olay anında yaşanmaz; etkileri sonrasında da devam eder ve nesiller boyunca aktarılabilir. Bu nedenle savaş ve afet ortamlarında ruh sağlığı hizmetlerine erişim, lüks değil temel bir insan hakkıdır.

Her bireyin güvenli ve adil bir dünyada yaşama hakkı vardır.

TARDE olarak;
şiddetin son bulduğu, sivillerin korunduğu, psikososyal destek hizmetlerinin erişilebilir ve sürdürülebilir olduğu bir dünya çağrımızı yineliyoruz.

Barış, yalnızca çatışmanın yokluğu değildir;
insanın kendini güvende hissedebildiği, onuruyla yaşayabildiği bir yaşamın varlığıdır.

Savaş olmamalıdır.

Tüm kayıplar için derin üzüntümüzü paylaşıyor; dayanışma ve barış çağrımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz.

11/02/2026

Fay Hattı Söyleşileri II — 6 Şubat 2023
Tanıklık • Dayanıklılık • Adalet
Psk. Ayça Dağılgan

Travma yalnızca bireyin yaşadığı tek bir ana sıkışmaz; öncesi, sonrası ve içinde bulunduğu koşullarla birlikte toplumsal ve yapısal bir süreçtir.
Bu nedenle deprem de, adalet de, adaletsizlik de hepimizin meselesidir.

Benzer acıları yeniden yaşamamak ve daha güvenli bir gelecek kurabilmek için hafızayı canlı tutuyor, birlikte iyileşmenin adaletle mümkün olduğuna inanıyoruz.
Tanıklıktan hafızaya ve ortak hatırlamaya uzanan yolu, adaletin ve adaletsizliğin ne ifade ettiğini birlikte düşünmeye çalıştığımız Fay Hattı Şubat buluşmamızın kaydına TARDE YouTube kanalından ve profildeki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Biz 53.000 kaybın utancı ve bir daha böyle bir yıkım yaratmamanın umudu ile her günü 6 Şubat kabul ettik.
07/02/2026

Biz 53.000 kaybın utancı ve bir daha böyle bir yıkım yaratmamanın umudu ile her günü 6 Şubat kabul ettik.

Address

Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when TARDE posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to TARDE:

Share