Ayvalık İçin Siviller

Ayvalık İçin Siviller Kent için platform BİZ KİMİZ? Ayvalık için siviller grubu hiyerarşik bir yapıya sahip olmayan, ortak bileşenleri Ayvalık sevgisi olan insanlardan oluşur.

Renkleri ve duruşları farklı, sanatçı, edebiyatçı, mimar, kent plancı, iç mimar, tasarımcı, turizmci, matematikçi ve iş adamının buluştuğu bir platformdur. DEĞERLER
Grubu harekete geçiren ortak güdü Ayvalık’a özgü tarihsel, kültürel, endüstriyel, beşeri ve doğal miras değerlerine olan duyarlılıktır. Kentin geleceğinin bu korunmuş değerler üzerinden kurgulanması ve modern çağın gereklerine göre biç

imlendirilmesi esastır. VİZYON
Ayvalık için sivilleri bir araya getiren, Ayvalık’ın sahip olduğu kültür mirasına layık, daha konforlu ve düzenli bir kente dönüşebileceğine ve bu amaç için deneyimleriyle gönüllü katkıda bulunacaklarına olan inançlarıdır. Ayvalık’a özgü kültürel, endüstriyel ve doğal mirasın korunmasına, bu değerlerin kentlilik bilinci ve aidiyet duygusunu geliştirdiğine inanırlar. MİSYON
Ayvalık için siviller bir yandan modern çağın gereklerine uygun biçimde gelişmeyi, diğer yandan gelişmenin somut olan ve olmayan kültürel mirası, demografik yapısı, küresel çevre faktörlerinin değişimi ile uyumunu sağlayacak yöntemlerin uygulanmasını hedefler. Ortak hedef yolunda bilginin toplanması ve paylaşılması için çalışma grupları oluşturur, mahalle toplantıları, kongreler vb organizasyonlar düzenler. Toplanan bilgi ışığında geniş katılımlı (toplumun her kesiminden) çalıştaylar yaparak kentin fiziki master planlaması için ortak çözüm noktaları aranır.

Üç gün süren atölye bugün bitti. Destek tasarım Akademisi'nin Mimarlık Vakfı ve Ayvalık için Siviller Platformuyla birli...
10/05/2026

Üç gün süren atölye bugün bitti. Destek tasarım Akademisi'nin Mimarlık Vakfı ve Ayvalık için Siviller Platformuyla birlikte düzenlediği, Mimar Sinan Üniversitesi mimarlık ve şehircilik bölümü lisans ve lisans üstü öğrencileriyle, Mimar Sinan Üniversitesi öğretim üyelerinin denetiminde yapılan atölye "kıyıda başka bir ihtimal" başlığıyla, Ayvalık çekek yeri ile ilgiliydi.
5 grup halinde çalışan ögrenciler 5 ayrı proje üretip, sundular. Projeler, insan ve ekoloji odaklı, kamusal alanı geliştiren, Ayvalık'a yeni bir cazibe alanı öneriyor. Endemik bitkiler, su sporları, yoğun yeşil alanlar, rekreasyon ve ticari alanlarla akıllı çözümler sunuldu. yapılan çalışmalar Destek Tasarım Akademisi'nde sergileniyor.

14/11/2025
11/11/2025
24/10/2025
1AYVALIK’TA ULAŞIM İÇİN HANGİSİ DOĞRU?ULAŞIMDA TEK YÖN UYGULAMASI MI? ÇİFT YÖN UYGULAMASI MI?YOKSA TARİHİ KENTİN TÜMÜNÜ ...
26/07/2025

1
AYVALIK’TA ULAŞIM İÇİN HANGİSİ DOĞRU?
ULAŞIMDA TEK YÖN UYGULAMASI MI? ÇİFT YÖN UYGULAMASI MI?
YOKSA TARİHİ KENTİN TÜMÜNÜ KAPSAYAN ARAÇSIZ KENT Mİ? YAYALAŞTIRMA
MI?
Vedat Tokyay- Mimar
Ayvalık’ta yıllardan beri uygulanan çift yön uygulaması, yoğun trafik, yayaların ikinci planda kalması ve kıyı kentinde kentlinin deniz ile ilişkisinin kesilmesi gibi olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Sadece trafiğin hızlanması ve araçların akışkanlığı için hazırlanmış olan tek yön uygulaması ise alternatif yolların olmaması nedeniyle kentin belli bir bölümünün merkezle ilişkisini kesmiş, insanlar mağdur olmuşlardır.
Yani bu iki uygulama da insanların çıkarları için değil özel araçlar için tasarlanmıştır. Yaklaşık 60’lı yıllardan itibaren Avrupa ve Kanada’da, kentlerin yayalaştırılması ve araçsız kent uygulamaları gündeme gelmiş ve uygulanmaya başlanmıştır.

YAYALAŞTIRILMIŞ- ARAÇSIZ AYVALIK UYGULAMASI:
Lastikli araç satışı ve göçlerle birlikte kentsel nüfus artışının sonucunda, araçlar kentlerimizin yollarına sığamaz hale gelmişlerdir. Bu da, kentlerde yaşayan yayalar için mutlak bir eşitsizlik yaratmış, bu eşitsizlik ticaret için gerekli olan yaya dolaşımın ortadan kalkmasıyla birleşince, Yayalaştırma politikaları tasarlanmaya ve uygulanmaya başlamıştır. Yayalaştırma Projeleri,
2.Dünya Savaşından sonra Avrupa’da, 1960’lı yıllardan sonra da, Kuzey Amerika’da uygulanmaya başlamıştır.
Yayalaştırmayı Cambridge sözlüğü, “bir yeri, araçların giremediği yer haline dönüştürmek” olarak tanımlasa da, bir bölge sadece yalnızlaştırılarak yayalaştırılamaz. Bir kentin yayalaştırılması, motorlu araçların da girebileceği (Toplu ulaşım, ambulans, polis, itfaiye vb.) yaya yolu, yeşil alan, oturma alanı ve geliş-gidiş bisiklet şeritlerini içeren kentsel sisteme uygun alanların yaratılmasıyla olur. Yani tekil bir caddenin yayalaştırılmasından değil kentin tümünün veya bir bölümünün bütünsel biçimde yayalaştırılmasından söz ediyoruz.
• Avrupa’nın hangi kentlerinde yapılan belli başlı yayalaştırma uygulamaları
Bir Avrupa Birliği projesi olan Almanya Köblenz kenti yayalaştırması, Almanya’nın Freiburg kenti yayalaştırılması
-İspanya Pontavedraco kenti yayalaştırılması
Streget caddesinin omurgası olduğu Kopenhag’ın yayalaştırılması,
-Belçika’nın Ghent kenti yayalaştırılması
-Son olarak da, Amsterdam‘da Belediye, 2030 yılına kadar araç yakıtlarının neden olduğu hava kirliliğini önleme planları çerçevesinde, “daha fazla yaşam alanı ve daha temiz bir çevre için” bir dizi yeni projeler hazırladı. Kentteki trafik yönetmeliğinde yapılan değişikliklerle, şehir merkezine araç girişinin azaltılmasına dönük yeni önlemler alındı. “Araçsız şehir” hedefleri doğrultusunda, toplu taşıma ve bisikletli ulaşım özendirilecek. Toplu taşıma yatırımlarına ağırlık verilirken, deneme amaçlı gece metrosu seferleri de başlatılacak. Önlemler kapsamında toplu taşımada ücretsiz veya daha ucuz aktarma olanağı sağlanacak. Şehir içinde yaya ve bisiklet dostu tasarımlar hayata geçirilecek.
Tren istasyonlarında olduğu gibi, metro istasyonlarına da bisiklet kiralama noktaları kurulacak. Kent dışına gelecek olan araçlara katlı otoparklar hazırlanacak.
A. Yayalaştırmanın yararları nelerdir:
B. Yayalaştırmanın yararları nelerdir:
• Kültür Turizmi ve kültürel mirasın korunması:
Eğer söz konusu kent Unesco Kültürel Miras listesinde bir kent ise, Kültür Turizmini destekleyecek tek aracın yayalaştırılmış bir kent olduğu aşikardır. Her yerde otomobillerin ve motorsikletlerin dolaştığı, tarihi alanlarda arabaların park ettiği bir yerde Kültür Turizmi olamaz. Turizm, hizmet üzerine kurulu bir kentin, alışveriş yoluyla genel gelirlerinin artması demektir. Yayalaştırılmış kentte birey, tarihi kültürel mirası ile baş başa kalır ve onu daha iyi anlamaya başlar. Bu süreçte, yaya kültür rotalarının da geliştirilmesi çok önemlidir. Kentli veya turist, yaya olarak bu rotayı izleyerek belli bir düzen içinde kentin kültürel değerlerini tanır. Kentsel kimliği artar ve kültürel değerlerin korunması
konusunda üzerine kentsel sorumluluklar alır.

• Kentte Yaya dolaşımı ve kamusal alanlar:
Yaya dolaşımı, insanların kentin her yerinde, uygun ve güvenli zeminlerde yürüyebilmeleri, koşabilmeleri, oturabilmeleri, sosyalleşebilmeleri anlamına gelmektedir. Bu ise, sporu, boş zamanları değerlendirmeyi, sosyalleşmeyi yani kentsel yaşam kalitesini artırmayı hedeflemektedir. Araçların kentten
ayrılmaları ile işgal ettikleri eski meydanlar ve kültürel miras alanlarının hepsi birer Kamusal Alana dönüşmeye başlar.
Kentte yaya dolaşımıyla, insanların ihtiyaç duydukları kamusal alanlar oluşturulur, bu kamusal alanlarda festival, konserler ve açık hava toplantıları düzenlenir; insanların denizle olan ilişkileri gelişir ve toplumsal ilişkiler artar.
Çocuk ve yaşlılar için güvenilir alanlar ve engelli erişimi gelişir. Hava ve ses kirliliği ortadan kalktığı gibi trafik kazaları da önlenmiş olur.
Kentte yaya dolaşımı, kentin bir ucundan diğerine yayan yürüneceği anlamına gelmemektedir. Yayalaştırma politikasının başarılı olması, toplu ulaşımın da başarılı olmasıyla mümkündür. Yayalaştırma sınırları olan 2-2,5 km’li alanın aşılması için mutlaka tramvay ya da elektrikli otobüslerin varlığı gereklidir.
Elbette, “Deniz Ulaşımı” tümüyle deniz kıyısında olan bu kentteki en kestirme ulaşımdır.
Yaya ulaşımına ayrılan alanların artması, deniz kıyısının insanlar tarafından daha fazla paylaşılması anlamına gelmektedir. Kentli veya Turist, örneğin Sarımsaklı’dan Merkeze toplu ulaşımla gelecek ve kentin yayalaştırılmış bölgelerini gezme, alışveriş yapma veya bir kültürel etkinliğe katılma olanağını bulacaktır.

50’li yıllarda kıyı- kent ilişkisini ortadan kaldıran Atatürk Bulvarı, yeniden sadece toplu ulaşım ve yayalaştırmaya adanmalıdır.
• Kentte Bisiklet dolaşımı:
Bisikletlilerin kendileri için hazırlanmış güvenli zeminlere bisikletlerini sürebilmeleri ve kentin her noktasına girebilmeleri o kentin karnesi olmalıdır.
Bisiklet ile ulaşım, kent içinde otomobil ile ulaşıma bir alternatif projedir ve tüm Avrupa kentlerinde desteklenmektedir. Hem kişisel sporu geliştiren, ses ve hava kirliliği ve karbon salınımı olmayan, bir enerji tüketmeyen, park problemi olmayan bu sivil ulaşım aracı için gereken tek şey, sürebileceğigüvenli ve yeterli genişlik ve kalitede kesintisiz bir yoldur. Unutmayalım ki,
Ayvalık’ta Kırlangıç Yaşam Merkezinden Paşalimanına kadar olan yaklaşık 5 km mesafedir. Günlük kent içindeki dolaşım sınırı 15-30 km olan bisiklet için Ayvalık kentinin kuzey-güney eksenindeki uzunluk çok makul gözükmektedir.
Demek ki, bisiklet yollarının açılması ve kiralama sisteminin kurulması son derece gereklidir.

• Turizmin, Ticaretin, alışverişin artması
Özellikle, gıda, giysi ve hatıralık eşya konusunda el işi üretimin ve el sanatlarının çok verimli olduğu ve kentlinin alışveriş merkezlerine pek itibar etmediği Ayvalık’ta yaya dolaşımının artması demek ticaretin de artması demektir. Unutmayalım ki,
Ayvalık’a Midilli’den gelen turistlerin trafiği bu yayalaştırma uygulamasıyla artacaktır. Almanya ve İskandinav ülkelerindeki araştırmalar göstermiştir ki, araçsız kentin perakende gelirlerinde büyük artışlar görülmüş, yerel esnaf canlanmıştır.
Yayalaştırılmış, araçsız kent uygulamasını yürüten Avrupa ve Kanada kentlerinde yapılan istatistiklere iç ve dış Turizm önemli ölçüde artmıştır.
*Kentteki yeşil alanların artması
Oto yola ayrılan alanların artışı ve kamusal alanların, parkların ortaya çıkmasıyla birlikte kentin ihtiyacı olan Yeşil Alanların üretilmesi de olanaklı hale gelir. Bu da karbon salınımını azaltacak bir uygulama haline gelir. Unutmayalım ki Ayvalık bir Akdeniz kentidir ve tüm Akdeniz kentlerinde olduğu gibi yayaların gölgeye ihtiyacı vardır. Zaten, tüm dünyada yaya alanı yeşil alansız düşünülemez. Bu uygulama sayesinde geliştirilecek yeni yeşil alanların çevresel yararları çok yüksektir.
C. Yayalaştırmanın sınırları:
Ayvalık’ta yayalaştırma sınırı Kuzey- Güney ekseninde, Marina’dan Kırlangıç Yaşam merkezine, Doğu- Batı ekseninde ise Deniz kıyı hattından İlk Kurşun Caddesine kadar olan Tarihi Bölgedir.
Cunda’da ise Doğu- Batı ekseninde Despot’un evi ile Sahil Güvenlik, Kuzey- güney ekseninde ise, 15 Eylül caddesi ile Deniz kıyısı hattıdır.
Bu bölgede, motorsiklet ve otomobil, minibüs, kamyonet, Kamyon dolaşımı ve park etmesi yasaktır.
D. Yayalaştırmada araç kullanımının sınırları:
*Bir sağlık sorunu olduğunda Ambulans hizmeti her sokağa kadar girebilir.
*Herhangi bir Yangın durumunda İtfaiye araçları her sokağa kadar girebilir.
*Çöp arabaları, gece 22:00 ile sabah 10:00 arasında her sokağa girebilir.
*Dükkan ve Ticari kurumların (Banka, restoran, servis vb.) mal alımı için gerekli
olan servis arabaları gece 22:00 ile sabah 09:00 arasında her sokağa girebilir.
*Pazara mal getirip geri götürecek olan kamyon ve kamyonetlerin geliş ve dönüş
servis saatleri gece 22:00 ile sabah 08:00 arasında olacaktır.
*Toplu ulaşım, günün 18 saatinde kentin tüm noktalarına kadar ulaşım servisi vereceklerdir.
E. Yayalaştırmada otobüsle Toplu Ulaşım hizmetleri:
*Toplu Ulaşımda dolmuş kullanılmayacaktır.
*Toplu ulaşım araçları eğer otobüs ise Elektrikli, engelli erişimli ve iklimlendirmeli olmalıdır.
*Toplu ulaşımda durakta bekleme süresi 15 dakikayı geçmemelidir.
*Elektrikli otobüsler, Marina ile Kırlangıç arasında tek yön gidiş-geliş olarak çalışacaklar, manevraları belli başlı kamusal alanlarda yapacaklardır.
F. Yayalaştırmada Deniz Ulaşım hizmeti:
Deniz ulaşımı, Ayvalık’ın iç denizinde çok büyük yararlar getirecektir. Öncelikle, kentlinin bir yerden diğerine hızlıca, yakıt kullanmadan, yolları işgal etmeden gidebilmesini sağlayacaktır. Bu servis için Ayvalık’ın değişik noktalarında yeterli nitelik ve sayıda iskele bulunmaktadır.
G. Yayalaştırmada kentin yolları hangi amaçlara hizmet edecek?
*Deniz kıyısı hattı:
Marina ile Cumhuriyet caddesi arasındaki arterde, kara tarafında 2 mt yaya yolu, 1
mt bisiklet gidiş yolu, 1 mt yeşil alan ve ağaçlandırma, 5 mt ulaşım ve servis yolu, 1
mt bisiklet geliş ve servis yolu, 1 mt yeşil alan ve ağaçlandırma ve 3 mt yaya yolu
ile denizin içinde yer yer oturma iskeleleri planlanabilir.
*Denize kapalı Atatürk bulvarı:
Cumhuriyet caddesi ile Kırlangıç Yaşam Merkezi arasındaki arterde, her iki yönde 3’er mt yaya yolu, 1’er mt geliş-gidiş bisiklet yolu, sağ ve solda 1’er mt yeşil alan, 5 mt servis yolu planlanacaktır.
Atatürk bulvarına ve denize paralel yollara, C maddesindeki konular dışında araç giremeyecektir. Yaya yolundan denize doğru ilerleyen yaya yolları, yayalaşmış sokağa ve denize çıkan yollardan denize kavuşacaktır. Bu, denize açılan yolların ucuna birer iskele yapıp, yayanın denizle ilişkisi sağlanacaktır.
H. Peki araçları nereye depolayacağız?
Araçlar, Ayvalık’ın temel girişleri olan Kuzey ve Güney girişlerinde
depolanacaklardır.
*Kuzey:
Özel araçlar, Çanakkale yolu üzerindeki Shell istasyonundan saparak Atatürk Bulvarı üzerinde belirlenecek çok katlı otoparklarda park edeceklerdir. Parkücretlidir. Otoparktan merkeze, merkezden de otoparka elektrikli otobüslerle
(shuttle) ulaşacaklardır. Ayrıca, Cunda ve kuzeydeki diğer alanlara ulaşım otobüslerinin de ilk durağı otopark olacaktır.
Olası katlı otoparkların potansiyel konumları, Belediyeye ait Kademe alanı ile Eski Garaj alanıdır. Aynı otoparklar, Cunda 15 Eylül caddesi üzerinde de olacak ve merkeze toplu ulaşımla ulaşılacaktır.
*Güney:
Özel araçlar, Çanakkale yolu üzerindeki Sokol-Karayolları yoluna saparak Ayvalık-İzmir otoyolu üzerinde belirlenecek çok katlı otoparklarda park edeceklerdir. Park ücretlidir. Otoparktan merkeze, merkezden de otoparka elektrikli otobüslerle
(shuttle) ulaşacaklardır. Ayrıca, güneye doğru (Sefa- Çamlık- Sarımsaklı- Altınova) gidecek tüm otobüslerin ilk durağı otopark olacaktır.
Olası katlı Otoparkın potansiyel konumu, Gençlik ve Spor bakanlığına ait stadyum alanıdır.
İ. Yayalaştırılmış Araçsız Kent Politikasının demokratikleşmesi:
Yukarıda sözünü ettiğimiz çalışmaların hepsi, demokratik usullerle
oluşturulmalıdır. Ayvalık kentinin “Araçsız ve yayalaştırılmış bir kent” olması için kentin tüm paydaşlarıyla konuşulmalı, görüşleri alınmalı ve Yayalaştırma Projesinin tüm ara bölümleri ve atılacak adımlar, büyük çoğunluğun onayı ile gerçekleştirilmelidir.
Öncelikle, konuyu anlamamamız ve değerlendirmemiz için toplumun tüm kesimlerinin katılacağı bir çalıştay düzenlenmelidir. Bu çalıştay salt bildirilerden oluşmamalı, paydaş kesimlerin tartışmaya katılımları ve söz almaları teşvik edilmelidir. Çalıştaydan sonra geniş çaplı bir anket düzenlenerek eğilimler saptanmalıdır.
Yayalaştırmayla ilgili genel eğilim güçlü biçimde tezahür ederse, o zaman Projenin yürütmesinde yer alacak kurulda kentin tüm paydaşları yer almalıdır.

AYVALIK’TA YAĞMUR HASADI UYGULAMASI SU SORUNUNA ÇÖZÜM OLABİLİR Mİ?Bu konunun gündeme gelmesini sağlayan, öncelikle Ayval...
25/07/2025

AYVALIK’TA YAĞMUR HASADI UYGULAMASI SU SORUNUNA ÇÖZÜM OLABİLİR Mİ?

Bu konunun gündeme gelmesini sağlayan, öncelikle Ayvalık’ta temiz suya erişim sorunudur. Buna bir de kent nüfusunun artışını ve yazları gelen turistlerin varlığını eklersek sorunun vahametini kavramış oluruz.

Peki, Ayvalık, evlere kadar merkezi temiz su isale hattı döşenmediği 18. 19. Yüzyıllarda, 30 000’e ulaşan nüfusuyla, suya erişim için neler yapıyordu?
Onların geleneksel yöntemlerinden yararlanabilirmiyiz?

YAĞMUR SUYU ELDE ETMENİN AYVALIK TARİHİ:
Ayvalık’ta evlerden önce sokaklarda ve kilise kapı veya bahçelerindeki çeşmelere, ilk kez 19. Yüzyıl ortalarında temiz su şebekesi döşenmeye başlamıştır. Çeşmeler, tapu kayıtlarında ve kitabelerde kendilerini göstermeye başlamışlardır. İlk çeşmenin kaydı 1839 yılını, Kazım Karabekir Mahallesindeki “Parmak Çeşme” ise 1881 tarihini göstermektedir. Kentin sokaklarında da bir dizi çeşmenin kurulduğunu çeşmelerin kendisinden ve sokak isimlerinden (çifte çeşme sokak) anlamaktayız. 19. Yüzyıllarda yapılmış olan kilise ve kilise okullarının çevresinde çeşme olma olasılığı yüksektir. Örneğin, Aya Triada kilisesinin avlusunda bir sarnıç, dört köşesinde kuyular ve sol yanında bir çeşme bulunmaktadır. Daha sonra bir kısmı camiye dönüştürülen kiliselerin alt yapısı kullanılmış ve 1928 yıllarıyla birlikte şadırvanlar kurulmuştur.

Ancak tüm evlere temiz su şebekesinin getirilmesi için 1960 yılını beklememiz gerekecektir. Ayvalık’taki ilk büyük içme suyu deposu Köpek çiftliği Bölgesinde 1960 yılında yapılmıştır. Bu depo, ilçenin su dağıtım şebekesi ile arasındaki en önemli altyapı unsuru olarak kabul edilmektedir. Cunda Adası, Şirinkent, Altınova, Çamlık gibi mahallelerdeki depoların yapım tarihi 1980 yılıdır.

Peki, Ayvalık’ta kurulmuş olan evler, kiliseler, camiler, fabrikalar, okullar, hastaneler,1960 yılına dek, temiz suyu nasıl elde ettiler? Çeşmeleri, arsalarındaki kuyuları ve yağmur hasadı ile elde ettikleri sarnıçları kullandılar.

En büyüğünden başlarsak, 19. Yüzyıl Ayvalık zeytinyağı fabrikalarının büyük çoğunluğunda yer altı sarnıçları mevcuttu. Bu, hem temizlik, üretim sürecindeki sıcak su ve buhar enerjisinin su deposu hem de yangın güvenliği açısından çok gerekliydi. Kırlangıç fabrikasının geniş sarnıç alanı ve Ertemli Sabunhanesinin sarnıç alanı örnek olarak gösterilebilir.

En küçük modül olan evlere geldiğinizde, temiz suyu elde etmenin iki yolunu biliyoruz. Birincisi genellikle bahçelerde yer alan kuyulardır. Yeraltı suyunu toplarlar. İkincisi de sarnıçlardır. İki tür sarnıç vardır.

Birinci tür sarnıçlar, zemin düzleminde dairesel bir delik olarak görünürler. Aslında kırma çatının tüm derelerinden gelen yağmur suyu, bir boruyla zemin kata gelmiş ve zemin kat döşemesinin içinden gizli olarak sarnıç gövdesine bağlanmıştır. Sarnıç gövdesi, yaklaşık 100 cm genişliğindedir. Sarnıçın duvarlarında harman tuğla kullanılır ve içi yalıtımlı bir sıva ile izole edilir. Suyun sarnıçtan alınmasında tulumba sistemi kullanılmaktadır. Bu kuyu tipi sarnıçlar, tipik Ayvalık sıra evlerinde kullanılan bir sarnıç modelidir. Kapasite olarak tek başına, ailenin su tüketimi için yeterli olmadığı için kuyular ve çeşmelerle birlikte bir anlam ifade etmektedir.

İkinci tür sarnıçlar ise köşe evlerde ve müstakil evlerde kullanılmaktadır. Bu sarnıçlar, oda şeklinde olup yapının bodrum katında yer almaktadır. 4x4 veya 5x5 mt gibi plan ölçülerinde olup yararlı yüksekliği yaklaşık 4 mt’dir. Yığma taş veya harman tuğla ile inşa edilen duvarları, sıva ile yalıtılmıştır. Zemin katta bir kapı ile girilir. Bu sarnıçlar, rahatlıkla tüm evin temiz su gereksinimini yıl boyunca karşılayabilecek büyüklükte olup kuyuya ihtiyaçları yoktur.

Örnek olarak, Hayreddin Paşa Mahallesindeki Pazar yerinin arkasında bir müstakil ev olan Askev konağının zemin/bahçe katında yer altı sarnıç odası yer almakta olup işlevsel olarak kullanılmamaktadır.

Barbaros caddesinde bir köşe ev olan Nesrin Backer’in evinde de zemin katta bir kapısı olan ve bodrum kata inen büyük bir sarnıç odası vardır. İşlevsel olarak kullanılmamaktadır.

Barbaros caddesindeki Maceron konağının zemin katında ise bir adet zemin kat sarnıçı bulunmaktadır.

Elbette, bu sarnıçlar, modern tip yağmur suyu elde etme yöntemlerini kullanmadıkları için günümüzde işlevsiz kalmaktadırlar.

Amacımız, Ayvalık kültür geleneğinin önemli bir parçası olan yağmur hasadı” sistemini çağdaş yöntemlerle Ayvalık’ta kullanmak ve temiz su elde etme için alternatif bir sürdürülebilir yolu kurmaktır.

YAĞMUR HASADININ ÜSTÜNLÜKLERİ NELERDİR?
*Projenin büyüklüğüne bağlı olmakla birlikte yatırım ve işletme maliyeti genelde düşüktür.
•İnşaatı ve işletilmesi kolaydır.
•Sorumluluk bireysel/tekil sistemler de mal sahibine aittir.
•Mevcut su temin sistemi ile bütünleştirilebilir.
•Sisteme uyumu kolaydır.
•Diğer su temin projeleri ile karşılaştırıldığında olumsuz çevresel etkileri daha azdır.
•Elde edilen su bedelsizdir.
•Elde edilen su kullanım yerine yakındır.
•Elde edilen su diğer su teminlerine kıyasla çok daha kalitelidir, arıtmaya gerek duymak sızın yeniden kullanılabilir.
•Mevcut su kaynaklarının korunmasına yardımcı olur.
•Acil durumlarda (deprem, ani susuzluk vb.) durumlarda rahatlıkla kullanılabilir.
•Sel riskini azaltarak alıcı ortamlara taşınacak kirlilik yükünü azaltır

YAĞMUR SUYUNDAN NE KADAR TEMİZ SU ELDE EDİLİR?

Yağmur hasadı genel olarak konutların ve konut dışı tüm binaların çatılarından veya kamusal alanların zeminlerinden gelen yağmur suyunun depolanması anlamına gelmektedir.
Ayvalık’taki yıllık ortama yağış miktarı, Climate- Data.org verilerine göre 858 mm /yıl; Wheather-2- visit verilerine göre 740 mm /yıl’dır. Ortalama değeri 740 mm ile 858 mm arasından hesapladığımızda raporda kullanabileceğimiz değer 799 mm /yıl olarak ortaya çıkmaktadır. Emniyet katsayısı olarak 0,80 alınır.

100 m2 büyüklüğünde bir çatı tonsı olan evin hesabını yaptığımızda:
100 m2 x 799 litrex0.80= 63 920 litre= 63,92 ton /yıl su toplanabilir.
4 kişilik bir ailenin bu evde yaşadığı varsayılırsa 4x150 lt/kişi. Gün= 600 lt gün
Toplanan yağmur suyu ailenin 106 günlük su harcamalarını karşılamaktadır.
Bu da evin yıllık %30 su ihtiyacının karşılandığını göstermektedir.

Peki, söz konusu olan bir park yeri veya bir meydan ise ne kadar yağmur suyu toplarız ve nasıl kullanırız?
Genel olarak, kamusal alanlarda, ya peyzajın sulanması ya da yangına karşı İtfaiye araçlarına ait su tanklarının ve kentteki yangın hidrantlarının dolu ve basınçlı tutulması gerekmektedir.
Örnek olarak 1000 m2 kamusal bir alanın yağmur hasadını hesaplayalım.
1000 x 799 litre x0,80 = 639 200 litre = 639 ton/yıl su toplanabilir. Peyzaj alanını hesaba kattığımızda ve yıllık m2’de 650 lt. su tüketimi olduğu düşünüldüğünde, 1000 m2 alanın Yıllık tüketimi 650 000 lt olmaktadır.
Bu da bize gösteriyor ki, yağmur hasadı, söz konusu yeşil peyzaj alanının %98’ini karşılamaktadır.

YAĞMUR SUYU NASIL TOPLANIR VE FİLTRE EDİLİR?
Kültürel miras kapsamındaki evlerde mevcut sarnıç depolarının kullanılmasında yarar vardır. Ancak, hem kültürel miras kapsamındaki hem de dışındaki evlerde daha çağdaş yöntemlerin kullanılmasında yarar vardır. Gerek yapının bahçesinde gerekse yeraltında su toplama tankları kullanılabilir. Yeraltındaki tanklar betonarme strüktürle yapılabileceği gibi, bahçedeki zemin tankları ise galvaniz çelik, PVC veya paslanmaz çelik olarak kullanılabilir.
Çatılardan gelen yağmur inişleri de bu depolara aktarılır. Ancak, elde edilen su saf olamayacağı için mutlaka filtre edilmelidir.
Filtreleme, yağmur suyunun kullanımı için önemli bir koşul olan büyük miktarlarda kirleticinin sudan ayrılmasını sağlayan teknolojik bir işlemdir.

Çakıltaşı filtreleri hiçbir bakım masrafı gerektirmemektedir. Bu durum yeni filtre sistemlerindeki gelişmeyi göstermektedir. (yılda bir ya da iki kez temizleme gerektirir).

Kolayca temizlenebilen ancak yaprak, k*m gibi kirleticilerin su tankına girmesini önleyen filtrelerin kullanılması önerilmektedir.
Yağmur suyu tesisatının kullanıldığı sistemler (tekli sistem) şebekenin yağmursuyu tesisatını beslediği sistemler olarak kategorize edilmektedir.

•Yağmur suyu tesisatı ile şebekenin birbirinden bağımsız olarak kullanıldığı sistemler (çiftlisistem)şeklinde farklı uygulama seçenekleri bulunmaktadır.
•Konut içerisinde basit bir yağmur suyu toplama sisteminde(teklisistem), çatıdan toplanan yağmursuyu, büyük parçaları tutan filtreden geçirildikten sonra yağmur suyu deposuna gelmektedir.
•Su, yağmur suyu deposundan çamaşır makinesi ya da tuvalet rezervuarı gibi konut içerisinde ihtiyaç duyulan alanlara pompalanmaktadır.

YAĞMUR SUYU NERELERDE KULLANILIR?
Konut, Okul, Hastane, restoran vb. gibi yapılarda:
%35= Banyo/duş mahallerinde,
%30 = WC rezervuarlarında
%12= Çamaşır makinasında
%23= Yapının temizliği ve yangın söndürme gibi işlerde kullanılır.
Kamusal alanlardaki kullanım:
Peyzaj alanlarının sulanması
Yangın depolarının doldurulması

YAĞMUR HASADI KONUSUNDA RESMİ KURUMLAR NE DİYOR?
Bakanlığın, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik yapılmasına Dair Yönetmelik 23-01-2021 tarihinde ve 13373 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yönetmeliğe göre, kuraklık sorununun giderek artması dikkate alınarak, 2000 m2’den fazla parsellerdeki binaların yağmur suyunun bahçe sulama veya arıtılarak bina içi tesisatında kullanılması için zemin altındaki depolarda toplanmasıyla “Yağmur suyu toplama sisteminin” uygulanması kararlaştırıldı. Yönetmelikle belediyeler ve ruhsat vermeye yetkili diğer kurumlara, daha küçük parseller için de bu konuda zorunluluk getirebilmeleri yetkisi de verildi.

AYVALIK’TA YAĞMUR HASADINI NASIL UYGULARIZ?
*Öncelikle, Ayvalık Belediyesi İmar müdürlüğü, yönetmeliğe göre tüm Kültürel miras kapsamındaki tarihi evlerdeki mevcut sarnıçların kullanılma zorunluluğu getirmelidir. Buna dönük, Su toplama projesi restorasyon projelerine dahil edilmeli ve yapımı denetlenmelidir.

Eğer tarihi evde bir sarnıç görülmediyse, çatı yağmur suyunun avluda yerleşmiş bir depoda toplanması ve evin içine dağıtımı projelendirilmelidir.
*Aynı müdürlük, tüm “Kültürel miras” dışı yapılarda yağmur suyunun toplanmasını zorunlu hale getirmeli, Proje Müellifi Makine mühendisi Mekanik Projeye “yağmur suyu toplama ve dağıtımını içeren mekanik projeyi” dahil etmelidir.
*Daha önce ruhsat almış olan yapılarda da bu sistemin kullanılmasını sağlamak üzere BASKİ ile görüşülerek, daire sahiplerine bazı teşvikler vermek suretiyle Yağmur suyu Toplama sistemi uygulanmalıdır.

Raporu düzenleyen:
Ayvalık için Siviller Platformu Danışma Kurulu
Yağmur Hasadı Çalışma Grubu
Oral Sözeri
Nicel Saygın
Aynur Turgut

Suyu Korumak- Yağmur Hasadı Hazırlayan ve sunan:Y. Mimar Aynur TurgutYağmur suyu hasadı, yağışın yoğun olduğu zamanlarda...
25/07/2025

Suyu Korumak- Yağmur Hasadı
Hazırlayan ve sunan:
Y. Mimar Aynur Turgut

Yağmur suyu hasadı, yağışın yoğun olduğu zamanlarda çeşitli yöntemlerle (çatı tipi hasat sistemleri veya yer altında yapılan depolama alanları) tutulmasını ve saklanmasını sağlayarak yağışın az olduğu dönemlerde kullanılabilmesini sağlar. Böylece, çeşitli yöntemlerle hasat edilen yağmur suyu, ya doğrudan ya da arıtılarak bağ, bahçe ve tarımsal sulama ile şehirlerde yeşil alanların sulanması amacıyla kullanımı sağlanarak temiz suyun (içme suyu) kullanılmasının önüne geçilmesi sağlanmış olur.

Konut içerisinde basit bir yağmur suyu toplama sistemi, çatıdan toplanan yağmur suyu, büyük parçaları tutan filtreden geçirildikten sonra yağmur suyu deposuna gelmektedir. Yağmur suyu deposundan ise çamaşır makinesi ya da tuvalet rezervuarı gibi konut içerisinde ihtiyaç duyulan alanlara pompalanmaktadır.

Tarihsel süreçte, su hasadı uygulaması, farklı medeniyetler tarafından çoğunlukla içme amaçlı veya tarımsal amaçlı olarak kullanılmıştır. Örneğin, Mısırlılar, bazıları yaklaşık dört bin yıldır bugün hala kullanılan ve kapasiteleri 200 m³ ile 2000 m³ arasında değişen depolama tankları yapmışlardır. Tayland’da yağmur suyu hasadı teknikleri yaklaşık 2000 yıllık bir tarihe sahiptir. Tarihte Roma döneminde çatı havza sisteminin kullanıldığı bilinmektedir. Roma evleri hatta tüm şehir M.Ö. 2000 yılından beri içme ve kullanma amaçlı temel su kaynağı olarak yağmur suyundan yararlanmak için tasarlanmıştır.Afrika ve Asya’da da binlerce yıldır geleneksel toprak kapları içerisine basit bir su yoluyla veya çatı saçaklarından yağmur sularının toplanması uygulanmaktadır.

Su sıkıntısının çokça görüldüğü ve artan nüfus ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli su yolları ile beslenen İstanbul şehrinde geleneksel sarnıçlara ait pek çok örnek bulunmaktadır. Sarnıçların en bilinen örnekleri 336 sütunlu İmparator Sarnıcı (Yerebatan Sarayı), 224 sütunlu Pileksenus Sarnıcı (Binbirdirek) ve Acımusluk Sarnıcı’dır. Bunun yanı sıra eski dönemlerde sınırlı su varlıklarının nüfusa yetersiz gelmesi nedeniyle özellikle Tarihi Yarımada’da konutların ya da sarayların bodrum katları sarnıç olarak kullanılmıştır.

Bu örnekler, bugünkü yağmur suyu hasat yöntemlerinin aslında yüzyıllarca önce kullanılan uygulamalarla benzerlik gösterdiğini de işaret etmektedir.

Ülkemizde de özellikle bina çatılarından akışa geçen yağmur sularının hasadına yönelik teknikleri uygulayan “Yeşil Bina Konsepti” uygulamalarında çatıdan toplanan yağmur sularının yangın su depolarında, peyzaj sulamasında ve tuvaletlerde kullanılması örnekleri bulunmaktadır.

Diyarbakır Güneş Evi’nde de yine çatılardan toplanarak elde edilen su, filtreden geçirildikten sonra sulama ile tuvalet rezervuarlarında kullanılmaktadır.

Sakarya Üniversitesi kampüsü çerçevesinde yapılan bir araştırmada, çatı alanlarından hasat edilen su ile her gün sulanması durumunda kampüsteki toplam yeşil alan sulama suyu ihtiyacının %10,9'unu, eğer sulama haftada 2 kez yapılırsa %38,4'ünü ve eğer sulama haftada 1 kez yapılırsa %76,8'i gibi oldukça büyük bir kısmını karşılayacağı ortaya konulmuştur.

Basit bir örnek olarak çatı yüzeyinden toplanan su hasadına bakalım;
Yağmur Suyu Verimi Hesabı
Yağmur suyu verimi: Yağmur toplama alanı*yağış miktarı*çatı katsayısı*filtre etkinlik katsayısı.
Yağmur toplama alanı: Bina çatı alanıdır.
Yağış miktarı: Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen toplam yıllık yağış miktarıdır.
Çatı katsayısı: Alman standartları tarafından DIN1989’da 0,8 olarak belirtilen katsayıdır. Çatıya düşen bütün yağmurun geri dönüştürülemeyeceğini ifade etmektedir.
Filtre etkinlik katsayısı: Alman standartları tarafından DIN1989’da belirtilen katsayıdır (0,9). Çatıdan elde edilen yağmur suyunun, görünen katı maddelerden ayrıştırılması için geçirilen ilk filtrenin verimlilik katsayısıdır. Suyun bir miktarının buradan geçemeyeceği hesaplanarak verilen bir katsayıdır.
100 m² çatı alanı olan bir bina olduğunu varsayarsak, İstanbul için ortalama yıllık yağış miktarı 632 kg/m² Yağmur suyu verimi: 100m²*0,9*0,8*Yağış miktarı (yıllık) Örneğin Marmara bölgesi için yıllık toplam yağış 607.1 mm/m² ile yıllık toplanabilen yağmur suyu miktarı 43.7 m³’tür.
Ayvalık İçin Yağmur Suyu Hasadı Hesaplaması
Ayvalık’ta 100 m² bir çatıdan toplanabilecek yıllık yağmur suyu miktarına ilişkin hesaplama
aşağıdaki gibidir:
• Çatı Alanı: 100 m²
• Yıllık Ortalama Yağış: 700 mm (0.7 metre)
• Verimlilik Katsayısı: 0.8 (%80 verim)
• Yıllık Toplanabilir Yağmur Suyu: 56.000 litre (56 ton)
Depo Kapasitesi Önerisi:
• 20-30 tonluk bir depo, düzenli kullanım için yeterli olabilir.
• Daha fazla su depolamak isterseniz 50-60 tonluk bir sistem kurabilirsiniz.
• Yağış düzensizliği göz önüne alındığında, kullanım ihtiyacına göre depo büyüklüğünü
ayarlamak faydalı olur.

Yağmur Suyu Hasadı:Genel olarak su varlıklarının azaldığından bahsettiğimiz bu günlerde ülkemiz ve Dünya için, yaygınlaşması ve mümkün olan her bölgede uygulanması gereken çok önemli bir yöntemdir. Ülkemizde, bu yöntemin yaygınlaştırılması ve kullanılmasına yönelik olarak 2017 yılında “Yağmursuyu Toplama, Depolama ve Deşarj sistemleri Hakkındaki Yönetmelik” yürürlüğe girmiştir.

ÖZET:Yağmur suyu hasadının avantajları
Yağmursuyu sadece sebeke suyu kullanım maliyetlerini azaltmakla kalmaz, şebeke suyu kullanımı için gerekli altyapı maliyetlerini de azaltır. Yağmursuyu temiz, tuzsuz, işlem görmemiş yumuşak bir sudur. Böylelikle deterjan ve sabun kullanımını da azaltır. Yağmursuyu toplama sadece kuraklığa karşı alınmış bir önlem değildir, aynı zamanda su taşkınlarını ve erozyonu da önler. Yağmursuyu toplama, toprakta tuz birikmesine neden olmadığı için bitki köklerinin rahat büyümesini sağlar. Toplandığı zaman, yağmursuyu toprağın içine süzülür ve kök bölgesindeki tuzları toprağın derinliklerine doğru iter, böylelikle bitkilerin kökleri iyi gelişir ve kuraklık dayanımları artar. Komplike bir arıtma sistemi gerektirmediği için enerji gereksinimi düşüktür. Yağmur suyunun şebeke suyu yerine kullanılmasıyla, tuvalet, banyo ve bahçe sulamada kullanılmasıyla, şebeke suyu tüketimi % 30-50 oranında azalır.

Address

Barbaros Caddesi 159A
Ayvalık
10400

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ayvalık İçin Siviller posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share