Tekbir-Sen Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası

Tekbir-Sen Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Tekbir-Sen Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası, Non-Governmental Organization (NGO), Ankara.

📌Diyanet ve Vakıf Çalışanlarımızın cesur ve gür sesi..

📌Biz gücümüzü kanunlardan ve siz değerli Diyanet ve Vakıf Çalışanlarımızdan alıyoruz.

📌İLETİŞİM: 05425520066
05365792054

➡️[email protected]

17/03/2026

Mihrabın Ötesindeki Işık: İmam Bir Gönül Mimarıdır
​Bir imam için namaz kıldırmak, kutlu bir vazifenin sadece başlangıcıdır. "İmam" kelime anlamıyla önder demektir; yani sadece rükuda ve secdede değil, hayatın her virajında toplumun önünde yürüyen, istikamet belirleyen bir pusuladır. O, mahallenin manevi babası, güvenin sarsılmaz kalesidir.
​Bir Sırdaş Olarak İmam
​İnsanlar en mahrem dertlerini, kimseye açamadıkları kederlerini imama emanet ederler. Çünkü imam, sırdaş demektir. O dertleri dinleyen, yargılamadan kucaklayan ve omuzlardaki yükü dualarla hafifleten bir huzur limanıdır. Kapısı herkese açık, gönlü ise uçsuz bucaksız bir ummandır.
​Yoksulun Umudu, Mazlumun Sesi
​Gecenin karanlığında bir evin ışığı yanmıyorsa, bir sofrada ekmek eksikse, o imamın uykusu kaçar. İmam, bölgesindeki yoksulların umududur. Kimsesizlerin kimsesi olma derdiyle dertlenir; sağ elin verdiğini sol elin görmediği bir köprü kurar gönüller arasında. O, sadece hutbe okumaz; adaletin ve paylaşmanın bizzat uygulayıcısı olur.
​Gençlerin Abisi, Geleceğin Rehberi
​Talebeler için imam, sadece bir hoca değil, bir büyük abi demektir. Onların dilinden anlayan, sorularına hikmetle cevap veren, dijital çağın karmaşasında onlara kadim değerleri bir dost sıcaklığıyla anlatan kişidir. Gençlerin elinden tutan bir imam, aslında bir milletin geleceğini inşa etmektedir.
​Özetle; İmamlık, bir meslek değil, bir adanmışlıktır. "Gönülleri fethetmek" düsturuyla hareket eden bir imam, görev yaptığı yeri bir çiçek bahçesine çevirir. Mihraptaki vakarı, sokaktaki tevazusuyla birleştiğinde; o artık sadece bir memur değil, bir toplumun yaşayan vicdanıdır.

17/03/2026

Kıymetli Kardeşlerim;
​Bugün burada sadece bir mesleği değil, bir adanmışlığı, bir gönül seferberliğini anlatmak istiyorum. Hepimizin malumu olduğu üzere, lügatte "önder" anlamına gelen imamlık, sadece caminin dört duvarı arasına sığdırılabilecek bir vazife değildir. Eğer imamlığı sadece mihrapta namaz kıldırmak olarak görürsek, bu kutlu makamın ruhunu eksik bırakmış oluruz.
​İmam, Hayatın Tam Merkezindedir
​Gerçek bir imam, görev yaptığı mahallenin, köyün ya da şehrin manevi mimarıdır. O, sadece rükuda ve secdede değil; hayatın her virajında, her yokuşunda toplumun önünde yürüyen bir rehberdir.
​İmam, Sırdaştır: Kapısı herkese açık olan, insanların en mahrem dertlerini, kimseye açamadıkları kederlerini emanet ettikleri güvenilir bir limandır. O, dertleri dinleyen ama asla yargılamayan, omuzlardaki yükü dualarla hafifleten bir huzur kapısıdır.
​İmam, Yoksulun Umududur: Eğer görev yaptığı yerde bir evin ışığı yanmıyor, bir sofrada ekmek eksik kalıyorsa, o imamın uykusu kaçmalıdır. O, sağ elin verdiğini sol elin görmediği bir köprü kurarak kimsesizlerin kimsesi olur.
​İmam, Talebenin Abisidir: Gençlerin dünyasına giren, onlarla dertleşen, dijital çağın karmaşasında onlara kadim değerlerimizi bir dost sıcaklığıyla anlatan kişidir. Gençlerin elinden tutan bir imam, aslında bir milletin geleceğini inşa etmektedir.
​Kıymetli Dostlar,
​Bizim anlayışımızda imamlık, bir memuriyet değil, bir "gönül fethi" mücadelesidir. Bizler, insanların sadece ibadetlerine değil, kalplerine de talibiz. Her bir ferdin sevincinde paylaşan, acısında ortak olan, sokağın nabzını tutan ve o sokağa huzur veren bir anlayışla hareket etmek zorundayız.
​Unutmayalım ki; cami cemaatle, mahalle ise imamın merhameti ve adaletiyle can bulur. Bizler, fethettiğimiz her gönülle, dokunduğumuz her hayatla bu mukaddes görevi layıkıyla yerine getirmiş olacağız.
​Bu duygu ve düşüncelerle, bu kutlu yolda yürüyen tüm meslektaşlarıma başarılar diliyor; her birinizi sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
​Zübeyir Demirkaya
Tekbir-Sen Genel Başkanı

17/03/2026

T.C. Cumhurbaşkanlığı Recep Tayyip Erdoğan Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye Diyanet Vakfı T.C. Adalet Bakanlığı Süleyman ŞAHAN

Makamın Ağırlığı mı, Nefsin Hafifliği mi? Karabük’teki Bu Vebal Kimin?
Karabük’te gündeme gelen iddialar, basit bir “yönetim zafiyeti” olarak geçiştirilemez. Ortada, çok daha derin bir mesele vardır: ahlak, emanet ve sorumluluk krizi. Müftülük makamı; Peygamber mirasının temsil edildiği, tevazu, adalet ve dürüstlüğün hâkim olması gereken bir emanettir. Ancak konuşulanlar, bu kutlu makamın; israf, gösteriş ve “ben yaptım oldu” anlayışıyla zedelendiğini düşündürmektedir.
Camide Eğlence Değil, Edep Öğretilir
Çocukları camiye alıştırmak gibi güzel bir niyet, yanlış yöntemlerle heba edilmemelidir. İbadethaneleri “eğlence alanına” dönüştürmek, kısa vadede ilgi çekse de uzun vadede cami bilincine zarar verir.
Cami; oyun yeri değil, huzurun, saygının ve kulluk şuurunun öğretildiği bir mekândır. Müzik ve gösteriyle camiye alışan bir çocuk, o atmosfer ortadan kalktığında camiden de uzaklaşacaktır. Asıl hedef; çocuklara cami adabını sevdirerek kalıcı bir bağ kurmaktır. Bu dengeyi korumak ise yöneticilerin en temel sorumluluğudur.
Yetim Hakkıyla Keyif Olmaz
İddialar doğruysa, mesele çok daha vahimdir. Vatandaşın samimiyetle yaptığı bağışların; şahsi konfor için kullanılması, kamu imkânlarının kişisel harcamalara tahsis edilmesi ve buna itiraz eden görevlilerin cezalandırılması kabul edilemez.
Bu durumun adı açıktır: vebal.
Hangi anlayış, şahsi harcamaların kamu bütçesinden karşılanmasını meşru görebilir?
Hangi vicdan, “bu ödeme uygun değildir” diyen dürüst bir memurun görevden alınmasını kabul edebilir?
Kamu malı; yetimin hakkıdır, milletin emanetidir. Bu emanete uzanan her el, sadece hukuka değil, vicdana da hesap vermek zorundadır.
Makamlar Zırh Değildir
Hiç kimse bulunduğu görevi; baskı kurmak, mobbing uygulamak ya da kamu imkânlarını sınırsızca kullanmak için bir ayrıcalık olarak göremez.
Görevler geçicidir, emanet ise ağırdır. Kişisel ilişkiler, makam gücü ya da sözde dokunulmazlık algısı; hiçbir yanlışı meşrulaştıramaz.
Son Söz: Bu Millet Hesabı Sorulmamış Vebali Kabul Etmez
Karabük halkı inançlıdır, sağduyuludur; ama asla saf değildir. Bu millet, helal ile haramı ayırt edecek ferasete sahiptir. Kamu kaynaklarının hoyratça kullanılması ve değerlerin istismar edilmesi karşısında sessiz kalmaz.
Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumlar, bu iddiaları titizlikle incelemeli; kurumun itibarını korumak adına gereken adımları gecikmeden atmalıdır.
Müftülük makamı; zevk ve sefa yeri değil, hizmet ve hesap makamıdır.
O büyük hesap günü gelmeden, dünyada da adaletin tecelli etmesi gerekir.
Tekbir-Sen olarak bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.

17/03/2026

“İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn”
​Diyanet Birlik-Sen Genel Başkanı Sayın Kenan AK Beyefendi’nin kıymetli hemşirelerinin, Umre ibadeti için bulunduğu kutsal topraklarda, mübarek Kadir Gecesi’nde Rahmet-i Rahman’a kavuştuğunu derin bir teessürle öğrenmiş bulunmaktayız.
​Mekke-i Mükerreme’de dünya sürgününü tamamlayarak, aşkıyla yandığı Peygamber Efendimize (S.A.V) komşu giden merhume hanımefendiye;
​Yüce Allah’tan sonsuz rahmet, mağfiret ve merhamet diler,
​Makamının âli, kabrinin cennet bahçelerinden bir bahçe olmasını niyaz ederiz.
​Rabbim, çektiği hastalıkları ve sıkıntıları günahlarına kefaret eylesin; kederli ailesini ve sevenlerini sabr-ı cemil ile kuşatsın.
​Başta mevkidaşım Sayın Kenan AK olmak üzere, tüm ailesine, yakınlarına ve Diyanet Birlik-Sen camiasına şahsım ve sendikamız adına başsağlığı ve metanet diliyorum.
​Hüküm Allah’ındır. Başımız sağ olsun.
​Zübeyir DEMİRKAY
Tekbir-Sen Genel Başkanı

17/03/2026

Tekbir-Sen: Sahadan Gelen Güç, Gönüllere Taht Kuran Hizmet

Tekbir-Sen, güçlü sendikacılığın Türkiye'deki tek ve sarsılmaz adresidir. Bizler, masa başında değil, sahanın tam kalbinde, üyelerimizin yanında durarak sendikacılık yapıyoruz. Gönülleri fethederek, her geçen gün daha da büyüyen bir aile olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.

Bizim için sendikacılık, sorunları yerinde tespit etmek ve o sorunların çözümü için cesur, kararlı ve sonuç odaklı adımlar atmaktır. Üyelerimizin her bir derdini kendi derdimiz bilir, onların hak ve menfaatlerini korumak için gece gündüz demeden çalışırız. Bu yolda attığımız her adım, sendikacılık anlayışımıza olan inancımızı daha da pekiştirmekte, bizleri daha büyük hedeflere taşımaktadır.

Tekbir-Sen olarak biz, laf değil, iş üretiyoruz. Sorunları biliyor, çözüm yollarını cesaretle ortaya koyuyor ve üyelerimizin yüzünü güldürene kadar mücadelemizden vazgeçmiyoruz. Büyümemizin ardındaki sır, işte bu samimiyet ve kararlılıktır. Gönülden gönüle kurduğumuz köprülerle, Türkiye'nin en büyük ve en güçlü sendikası olma yolunda emin adımlarla yürüyoruz.

Siz de bu büyük ailenin bir parçası olun, gücümüze güç katın. Gelin, hep birlikte daha adil, daha müreffeh bir gelecek inşa edelim. Çünkü Tekbir-Sen varsa, umut vardır, çözüm vardır, gelecek vardır!

11/03/2026

Tekbir- Sen olarak sıradışı sendikacılık yapıyoruz. Saha sendikacılığının tek adresi Tekbir-Sen, gücünü kanunlardan ve Siz değerli Diyanet ve vakıf çalışanlarımızdan almaktadır. Tekbir- Sen olarak sorunların çözümü konusunda cesur adımlar atmaya devam ediyoruz. İstişarelerin önemini biliyor ve buna göre hareket ediyoruz. Hiç bir zaman sorun çıkaran taraf olmadık ve olmayacağız. İl ve ilçe müftülerimiz ile her daim dialog halindeyiz. Hiç bir zaman il ve ilçe müftülerimizle mücadele etmedik ve etmeyeceğiz. Bizim mücadelemiz gücünü işgal ettikleri makamlardan alarak, din görevlilerimize karşı hasmane tutum sergileyenlerle. Bizim mücadelemiz tarafsız olmaları gerekirken kendilerini malum sendikanın temsilcisi gibi görerek, diğer sendikaları yok saymaya çalışanlarla. Bizim mücadelemiz kanunları, yönetmelikleri ve genelgeleri yok sayarak keyfi uygulamalar yapanlarla. Bizim mücadelemiz güzide kurumumuz necip milletimizin göz bebeği olan Diyanet İşleri Başkanlığımızın gücünü kullanarak, Keyfi uygulamalar yaparak Diyanet İşleri Başkanlığımızı yıpratmaya çalışanlarla. Diyanet İşleri Başkanlığı bizim kırmızı çizgimizdir. Önceliğimiz Diyanet İşleri Başkanlığının zarar görmemesi ve itibarının zedelenmemesidir. Tekbir-Sen olarak kısaca mücadelemiz hukuksuzlukla, keyfi uygulama yapanlarladır.

10/03/2026

https://www.tekbirsen.org/2026/03/10/adaletin-muhrunu-kimler-nicin-karartiyor/

ADALETİN MÜHRÜNÜ KİMLER, NİÇİN KARARTIYOR?
Bir kurumun saygınlığı, o kurumun binalarıyla değil, içinde görev yapanların adalet terazisiyle ölçülür. Hele ki bu kurum, İslam dininin izzetini ve toplumun maneviyatını temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı ise, oradaki her imza “Hak” adına atılmalı, her tutanak “Hakikat” üzerine bina edilmelidir.

Ancak son günlerde bir il müftülüğümüzde yürütülen soruşturma süreciyle ilgili gelen bilgiler, sadece vicdanları yaralamakla kalmıyor, açık bir hukuk katliamına işaret ediyor.

“Yazmayalım, Gerek Yok” Demek, Hakikati Örtmektir!
Soruşturmayı yürüten bir İl Müftü Yardımcısı, ifadesine başvurduğu din görevlisi hocalarımızın beyanlarını alırken adeta bir “sansür memuru” gibi davranmaktadır. Şahitlerin ve şikayetçilerin beyanları karşısında; “Buna gerek yok”, “Bunu yazmayalım”, “Sizden öncekiler zaten söyledi” diyerek tutanakları eksik tuttuğu, kritik beyanları hasıraltı ettiği aşikardır.

Buradan sormak istiyoruz: Sayın Müftü Yardımcısı, siz orada bir “hakikat arayıcısı” mısınız, yoksa belirli isimleri korumak için örülmüş bir “zırh” mı?

Bir soruşturmacının görevi, şikayet edilenleri ne pahasına olursa olsun korumak veya dosyayı önceden verilmiş kararlara uydurmak değildir. Göreviniz; kim, ne söylemişse onu virgülüne dokunmadan tutanağa geçirmek ve adaletin tecellisine hizmet etmektir. Şahitlerin beyanlarını seçerek, eleyerek veya küçümseyerek tutanağa geçirmemek, Türk Ceza Kanunu kapsamında “Görevi Kötüye Kullanma” ve “Resmi Belgede Sahtecilik” suçlarının sınırlarına girmektir.

Bu Adam Kayırmaca Değil de Nedir?
Hocalarımızın samimiyetle dile getirdiği gerçekleri sümen altı etmek, açıkça adam kayırmacılıktır. Eğer bu tutumunuzun arkasında bir art niyet yoksa, neden gerçeklerin kağıda dökülmesinden korkuyorsunuz? Bir din görevlisine yakışan, “Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu, gelir de adl-i ilahi sorar Ömer’den” şiarıyla hareket etmektir; “Dosyayı nasıl kapatırız?” hesabıyla değil!

Deşifre Etmekten de Şikayet Etmekten de Çekinmeyeceğiz!
Buradan açıkça ilan ediyoruz: Söz konusu İl Müftü Yardımcısının kim olduğu tarafımızca bilinmektedir. Eğer bu hukuk tanımaz tavır, bu “korumacı” ve taraflı tutum devam ederse;

1.Bu şahsın kimliğini tüm sosyal medya hesaplarımızdan ve sitemizden deşifre edeceğiz.
2. Diyanet İşleri Başkanlığı nezdinde en üst düzeyde şikayetlerimizi ileterek, müfettiş eliyle bu sürecin yeniden incelenmesini talep edeceğiz.
Eksik tutulan tutanaklar ve baskı altına alınan şahit beyanlarıyla ilgili yargı yoluna başvurarak bu adaletsizliğin hesabını hukuk önünde soracağız.
Diyanet teşkilatı, kimsenin kişisel nüfuz alanı veya “arkadaş koruma platformu” değildir. Kimse kendini hukukun ve hakikatin üzerinde görmesin. Adalet mülkün temelidir; o temeli sarsmaya kalkanlar, en başta o enkazın altında kalırlar.

Süreci anbean takip ediyoruz. Ya adaletle hükmedin ya da o koltuğu hak edene bırakın!

Address

Ankara

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Tekbir-Sen Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Tekbir-Sen Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası:

Share