Bilmek Bulmak Olmak

Bilmek Bulmak Olmak Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz

"Birinde ne kadar iman varsa sabrı ve şükrü o kadardır"Sabrı ve şükrü olmayanın imanı olmaz. Birinde iman varsa sabır ve...
31/05/2026

"Birinde ne kadar iman varsa sabrı ve şükrü o kadardır"

Sabrı ve şükrü olmayanın imanı olmaz. Birinde iman varsa sabır ve şükür meyvesinin onda tecelli etmiş olması, üzerinde görünmesi gerekir. Şayet birinin sabrı ve şükrü yoksa Allah’ı görmezden gelmiş, yok saymış olur. Böyle biri istediği kadar diliyle kelime-i şehadet getirmiş olsun, Allah onu mü’min olarak kabul etmez; çünkü onun şahit olması için görmesi gerekir.

Görmek demek; aynı zamanda anlamak, gereğini de yerine getirmek demektir. Vesileyi, sebebi görüp, sebebin sahibini yok sayan biri mü’min olamaz. Böyle bir iman, iman olmaz; çünkü bu imanın sabrı ve şükrü yoktur. İmanın yarısı sabır, yarısı şükürse ve bu ikisi birinde yoksa bu durumda onun imanı yok demektir.

Böyle bir kişinin imanı sadece dilindedir, laftadır, gönlüne iman aksetmemiş ve gönlü de bu imanı tasdik etmemiştir; yani kendi kendini kandırmıştır. Bu yüzden imanın iman olabilmesi için dilin ikrarı, kalbin de tasdiki gerekir.

Devamı: https://www.ikrayayin.com/oku.html?kitap=ask_asik_masuk&yerimi=1618

"Allah'ın dostluğunu kabul edenler; dünyayı ahirete kurban edenlerdir"Kurbanı, bayram namazından hemen sonra hacılarla a...
26/05/2026

"Allah'ın dostluğunu kabul edenler; dünyayı ahirete kurban edenlerdir"

Kurbanı, bayram namazından hemen sonra hacılarla aynı saatte denk gelecek şekilde kesmek gerekir. Kurban, hacdakilere farz olmasına rağmen bizim burada kurbanı kesmemizin bir sırrı vardır. Bunun için hacda olmak şart değildir. Arafat; tanışma yeri demektir. Dünyanın her yerinden insanlar gelir, orada kardeşleriyle tanışır, her birine bakıp onları sever.

Bununla beraber Arafat’ta yapılan duayı Allah reddetmez. Neden? -Allah’ın kullarıyla, mü’minlerle kardeş olup onlara kardeş nazarıyla nazar etmişler, aynı yerde durup rablerine dua etmişler, rablerine yönelmiş, böyle bir gönül hâlinde olmuşlar ya, Allah da Arafat’taki dualarını reddetmez ve kabul eder.

Devamı: https://www.ikrayayin.com/oku.html?kitap=subhanallah&yerimi=797

"Bak kulum diyor: Sen birini sevdinya böyle onun için hesaplar yaptın, onun iyiliğini düşündün, bak onun için şöyle şöyl...
24/05/2026

"Bak kulum diyor: Sen birini sevdinya böyle onun için hesaplar yaptın, onun iyiliğini düşündün, bak onun için şöyle şöyle yaptın.. O bunu görmezden gelip nankörlük yaptığında.. Küfür.. Küfür zaten örtmek demekti.. Bunu görmezden gelip örttüğünde bak nasılda kızdın, gördün mü? Nasıl da ağır geldi sana bu!

Bir de kendine bak, seni Ben yaratmışım. Zatımla, Sıfatımla tecelli edip yaratmışım, seni varlıkta durduran benim, kendinden hayat veren benim, varlık veren benim, her rızkını her nimeti veren benim, senin için ebedi hayatı Cennet'i hazırlayan Ben'im.

Bak Ben'den yüz çeviriyorsun! Ben'den ne bekliyorsun, bak nankörlük yapıyorsun. Bunun ne kadar ağır bir şey olduğunu tattın mı? Bak ne kadar ağırmış gördün mü?"

Devamı: https://www.ikrayayin.com/oku.html?kitap=kuran_ve_insan&yerimi=493

"Aynı zamanda yaşayan herkes birbirinden sorumludur""Şu anda yaşayan bütün insanların hepsi birbiriyle imtihandadır ve h...
23/05/2026

"Aynı zamanda yaşayan herkes birbirinden sorumludur"

"Şu anda yaşayan bütün insanların hepsi birbiriyle imtihandadır ve hepsi aynı devirde yaşadıkları için birbirine karşı sorumludur. Aynı mekânda yaşayanlar birbirinden daha çok sorumludur.

Mesela; bir asıl komşu vardır, bir yakın komşu, bir de uzak komşu vardır. İnsan, komşu olarak önce kendi semtinde, mahallesinde yaşayanlara karşı sorumludur. Sonra aynı şehirde, aynı ülkede yaşayanlar birbirine karşı sorumludur. Yetmez, aynı sınırda olan ülkelerde yaşayan insanlar da birbirine karşı sorumludur, genel düşündüğümüzde ise aynı dünyada yaşadığı için bütün insanlar birbirinden sorumludur.

Bu yüzden dünyanın öbür ucundaki biri bir yanlış yapsa diğer ucundaki kişi bundan etkilenir. O hâlde hiç kimse herhangi bir şey için “bu beni ilgilendirmez” diyemez. Derse insanlara karşı sorumluluğunu anlamamış olur."

Devam: https://www.ikrayayin.com/oku.html?kitap=el_efalul_husna_ve_ask_1&yerimi=137

"Bu din, hikaye dini değildir. Bu din, ayin dini değildir. Bu din, sadakat dinidir. Bu din namazdan ve diğer ibadetlerde...
22/05/2026

"Bu din, hikaye dini değildir. Bu din, ayin dini değildir. Bu din, sadakat dinidir. Bu din namazdan ve diğer ibadetlerden ibaret değildir. Bu din geçmiş zamanlarda olan kerametlerin hikayesinin, menkıbelerin anlatılmasından ibaret değildir!"

www.ikrayayin.com

"Alim, Allah'ın ikramıyla kibirlenmez, iftihar eder"Allah’a iman eden bir kul, Allah’ın dilediğine zahiri olarak rızkı d...
20/05/2026

"Alim, Allah'ın ikramıyla kibirlenmez, iftihar eder"

Allah’a iman eden bir kul, Allah’ın dilediğine zahiri olarak rızkı daralttığını, dilediğine genişlettiğini, dilediğine de hesapsız rızık verdiğini bilir. Bu durumda Allah kendisine mal, mevki verdi diye elindekilerle başkalarına karşı kibirlenebilir mi!

Allah’a, Allah’ın vahyine iman etmişse kibirlenemez. Allah ona manevi olarak ikramda bulunmuşsa yine kibirlenemez. Tam tersine, Allah ona hikmet verdikçe, ilim verdikçe, marifet verdikçe kendini aşağıda görür ve tevazu sahibi olur. Onun için kendine âlim diyen birinin kibirlendiğini görürsek bilelim ki onun imanı yoktur.

İman etmemiştir, bilgiyi sadece ezberlemiştir, dolayısıyla ilmi ne kendisine ne de başkalarına fayda verir, hatta insanları yoldan çıkarır; çünkü insan gönlünde ne varsa karşısındakine ancak onu verebilir.

Devamı: https://www.ikrayayin.com/oku.html?kitap=el_efalul_husna_ve_ask_2&yerimi=635

"İnsanın yolculuğu, yerden Arş'adır."Nûr saçan kandil, bütün âlemi aydınlatır. Bizi de aydınlatmalıdır; ama aydınlatsayd...
19/05/2026

"İnsanın yolculuğu, yerden Arş'adır."

Nûr saçan kandil, bütün âlemi aydınlatır. Bizi de aydınlatmalıdır; ama aydınlatsaydı böylesine karanlıklarda kalmaz, kendi kendimizden mahrum olmazdık. Tam tersine kim olduğumuzu bilir, rabbimizi tanır, ona âbd olmaya, kul olmaya çalışırdık, kardeşlerimizle bir ve beraber olur, kardeş olurduk.

Oysa genel itibariyle baktığımızda rabbimize ne kadar âbd olduğumuzu ve Allah’ın hesabını ne kadar yaptığımızı görüyoruz!

İnsan, rabbini tercih edince a‘lâ-yı illiyyîn’e, miraca, Arş’a, Sidretu’l Münteha’ya, huzura çıkar. Tercih etmeyince ise hayvandan bile daha aşağıya iner. Bu yüzden Allah, iman etmeyenleri anlatırken “hayvanlar gibi hatta daha (idrakten yoksun ve) şaşkındırlar”485 buyurmuştur.

Bu başka bir varlık için geçerli değildir. Melekler zaten nûrdan yaratıldıkları için böyle bir sorumlulukları yoktur. Onlarda nefis olmadığı için isteseler de aşağı inemezler. Onlar sadece rablerini hamd ile tesbih ederler.

Devamı: https://www.ikrayayin.com/oku.html?kitap=kuran_ve_insan&yerimi=1262

“(İnsanın) zahiri olarak doymaya, giyinmeye, barınmaya ihtiyacı vardır. Manevi olarak aklının ihtiyacı vardır, aklının i...
17/05/2026

“(İnsanın) zahiri olarak doymaya, giyinmeye, barınmaya ihtiyacı vardır. Manevi olarak aklının ihtiyacı vardır, aklının ihtiyacı ilimdir, hikmettir, marifettir. Bir de gönlünün doymaya ihtiyacı vardır. O da imandır, muhabbettir.

Eğer biri bu konuda desteğini kaybetmişse, yani anası ve babası ona muhabbeti veremiyorsa, Rabbini ona tanıtmıyorsa, sevdirmiyorsa, onun aklını hikmetle, ilimle, vahiyle, sünnetle, hadisle doyurmuyorsa, o yetimdir.”

Yetim iki türlüdür. Bir zahiri bir de manevi yetim vardır. Manevi yetim; yolunu kaybetmiş kişidir. Birinin hidâyetçisi yoksa o kişi manevi olarak yetimdir.

Bizim de ona hidâyeti göstermemiz ve onu hidâyete erdirmemiz gerekir. Yoksa kahrolur; yani ebedi hayatını, rabbini, insanlığını kaybeder. Kahrolmaması için ona hidâyet yolunu, rabbinin yolunu göstermemiz ve onu dalâletten kurtarıp şeytanın peşinden sürüklenmesine mâni olmamız şarttır; ama bunu yaparken karşımızdakine gönlümüzü açarak, kardeşliğimizi, muhabbetimizi göstererek, ona sarılarak, hatasını, kusurunu, yanlışını, eksiğini görmezden gelerek davranmalıyız; çünkü o, iman etmişse mü’min kardeşimiz, iman etmemişse insan kardeşimizdir.

Başka türlü eleştirip çekiştirmekle, yermekle ona bir şey veremeyiz. O zaten batmış bir hâlde, zaten çukurun içindedir! Bir de onu eleştirip çekiştirir, küçümser, dedikodusunu yapar, hakaret eder, haksızlık edersek kardeşimizin başında durup ona bir taş da biz atmış ve onu kahretmiş oluruz.

Oysaki bize düşen; kardeşimizin hidâyetine, dalâletten kurtuluşuna vesile olmaktır. Yanlışından dolayı onu eleştirip çekiştirmek değildir.

Devamı: https://www.ikrayayin.com/oku.html?kitap=el_efalul_husna_ve_ask_2&yerimi=627

"Cehenneme gidenlerin çoğu, Allah adına yanlış şeyler konuştuğu için cehenneme gitmiştir.”Bununla beraber bizi gürültüye...
14/05/2026

"Cehenneme gidenlerin çoğu, Allah adına yanlış şeyler konuştuğu için cehenneme gitmiştir.”

Bununla beraber bizi gürültüye boğanlar bir de bize iblisin Hz. Âdem (a.s.) babamıza söylediği gibi513 “biz seni düşünüyoruz, seni sevdiğimizden bunları diyoruz, biz senin için söylüyoruz” derler. Onlara “ama Allah şöyle buyurmuş” dediğimizde bu defa hemen “Allah’ı bu işe karıştırma” derler.

Oysa ki Allah’ın karışmadığı bir işimiz, bir anımız var mıdır! Diğer bir ifadeyle hesabını vermeyeceğimiz bir anımız var mıdır! Eğer yoksa o zaman “nasıl Allah’ı bu işe karıştırma” diyebiliyorsunuz!

İşte, bunu onlara söyleten şeytandır ve ister cahil ister kendini âlim zannetmiş biri olsun hiç fark etmez, böyle söyleyen birinin nefsi rabbinin huzurunda ilahlık iddia etmiştir, o da nefsinin kulu olmuştur. Başka türlü böyle pervasızca konuşabilir mi!

Ağzından çıkan bu kelimeler onun felaketine, ebediyen kaybetmesine ve cehenneme gitmesine sebep olur! Hâl böyleyken insan nasıl rabbinin bir konuda emri varken onun emrinin karşısında durup insanlara tam tersini söyleyebilir!

Devamı: https://www.ikrayayin.com/oku.html?kitap=ben_kimim&yerimi=2070

“Rabbini bulanlar, O’nu kaybetmekten korkarlar. Bulamayanlar ise kaybedecek bir Rableri, imanları olmadığı için; kendisi...
12/05/2026

“Rabbini bulanlar, O’nu kaybetmekten korkarlar. Bulamayanlar ise kaybedecek bir Rableri, imanları olmadığı için; kendisini, insanı, ebedî hayatını ciddiye almazlar.”

Allah ayet-i kerimede; İnne rabbî alâ sırâtın mustekîm:129 “(Hud dedi ki) Muhakkak ki benim rabbim sırat-el mustakim üzeredir” buyurur. Demek ki Allah bir de sırat-el mustakim üzereymiş; yani her işini, dosdoğru yapıyormuş. Dosdoğru yapanlar, sırat-el mustakim üzere olanlar rablerine kavuşur.

Sen sırat-el mustakim üzere gidersen rabbine dost olur, vasıl olursun; ama sırat-el mustakim üzerinde olmazsan onu bulamazsın. Rabbini bulanlara bir de “niye buldu, rabbini bulmak diye bir şey yoktur” diyorsun.

Böyle yapma!

Sen de sırat-el mustakime gir ve Allah’ın sana miras bıraktığı kitabı taşıyarak hayırda yarış. Allah’ın kendisine nimet verdiği kullarla beraber olup rabbine dost ol, vasıl ol. Böyle yaparsan kazanırsın.

Devamı: https://www.ikrayayin.com/oku.html?kitap=el_esmaul_husna_5&yerimi=502

Address

Ankara

Telephone

+905437210597

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Bilmek Bulmak Olmak posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Bilmek Bulmak Olmak:

Share