Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu-TARIMKON

Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu-TARIMKON International Confederation of Agriculture and Food -ICAF-TARIMKON Her türlü ayrımcılığa karşı sıfır tolerans politikası uygular.

ULUSLARARASI TARIM VE GIDA KONFEDERASYONU (TARIMKON)
“Topraktan Dünyaya Uzanan Bir Güç Birliği”

TARIMKON; tarım, gıda ve bu sektörlere dayalı yan sanayi alanlarında üretici, yatırımcı, akademi ve girişimcileri aynı vizyonda buluşturan uluslararası bir koordinasyon gücüdür. Biz, tarımın yalnızca bir üretim alanı değil, ekonominin, kültürün ve sürdürülebilir kalkınmanın stratejik kalbi olduğuna ina

nıyoruz. Türkiye’nin 81 ilinde, 640 ilçesinde; 16 idari departmanı, 11 federasyonu, 6 kooperatifi, 3 vakfı, 3 eğitim merkezi, 5 enstitüsü, 3 araştırma merkezi, 17 platformu, 6 iş konseyi ve 2 ülkedeki showroom ağımızla, yerelden küresele uzanan bir üretim zinciri kurduk. Bugün TARIMKON; 55 ülkedeki temsilcilikleri, 14 ülkedeki satış ve pazarlama ofisleri, 28 uluslararası proje ortaklığı ve 6,5 milyondan fazla üreticiyi kapsayan yapısıyla, dünyanın en büyük tarımsal sivil organizasyonlarından biri haline gelmiştir. Bizim için “kalkınma”, yalnızca büyümek değil; insanı, emeği, doğayı ve bilimi aynı dengeye yerleştirmektir. Bu nedenle TARIMKON, insan haklarını temel alır; cinsiyet eşitliğini, kadın emeğini ve genç girişimciliğini kararlılıkla destekler. Doğanın bize emaneti olan toprağı korumak, yalnız bir görev değil; geleceğe verilmiş bir sözdür. TARIMKON, çevre haklarıyla uyumlu sürdürülebilir tarım uygulamalarını teşvik eder; bilimsel, ekonomik ve sosyal projelerle yeşil üretimin küresel modelini inşa eder. Biz, geleceğe yalnız üretimle değil; vizyon, bilgi ve dayanışmayla yürüyoruz.
Çünkü biliyoruz ki:

“Tarım bir sektör değil, insanlığın varoluş gücüdür.”

e-mail: [email protected]

25/03/2026

SENDE TARIM SAVUNUCUSU OLABİLİR, GELECEĞİN KAHRAMANLARI ARASINDAKİ YERİNİ ALABİLİRSİN...
WWW.TARIMSAVUNUCUSU.TR

DEVLETİN DOĞUŞU TARIMDIRYerleşik hayatla kurulan üretim düzeni, devletin ilk kurumsal mimarisini inşa etmiştir.İnsanlık ...
02/03/2026

DEVLETİN DOĞUŞU TARIMDIR
Yerleşik hayatla kurulan üretim düzeni, devletin ilk kurumsal mimarisini inşa etmiştir.

İnsanlık tarihinin en kritik eşiği, avcı toplayıcı yaşamdan yerleşik üretime geçiştir. Bu dönüşüm yalnızca bir ekonomik değişim değildir, toprağa bağlı bir medeniyet düzeninin kurulmasıdır. Avcı toplayıcı toplumlarda hayat küçük ölçekliydi, hareketliydi, ihtiyaç kadar üretir, doğanın ritmine uyumla yaşanırdı. Bu yapıda merkezi otorite kalıcı ve zorunlu değildi. Fakat insan toplulukları toprağa yerleşip tarımsal üretime geçtiğinde, yeni bir gerçek ortaya çıktı. Üretimi planlamak, ürünü korumak, nüfusu beslemek ve kaynakları paylaşmak artık tek tek hanelerin taşıyacağı bir yük olmaktan çıktı. Tam bu noktada tarih sahnesine çıkan şey, bugünkü anlamıyla devletin ilk biçimidir.

Bereketli hilal dediğimiz büyük kısmı bugün bizim sahibi olduğumuz Anadolu’dan Mezopotamya’ya uzanan alanda tarımsal üretim, yaklaşık MÖ 10.000 sonrasında Neolitik dönemde kalıcı yerleşimleri mümkün kıldı.

Yerleşimin kaderini belirleyen ana mesele şuydu.
Üretim fazlası korunacak mı, yoksa heba mı olacaktı. Hasat edilen tahılın yıl boyunca saklanması gerekiyordu, çünkü yarın belirsizdi. Bu nedenle ilk kamusal yapılar çoğu zaman tahıl depoları ve ortak ambarlar oldu. Depolama sıradan bir iktisadi faaliyet değildi. Depolama, toplumun hayatta kalma sigortasıydı. Ürün depolanınca yalnızca gıda birikmedi, aynı zamanda düzen, otorite ve kurum birikti. Böylece ürünün korunması ve dağıtılması, doğal olarak ortak bir yönetim katmanının sorumluluğuna girdi.

Yerleşik tarım düzeni ortaya çıktığında devletin ilk işlevleri kendiliğinden şekillendi.

• Birincisi besleme düzeni idi. Kuraklık, hastalık ve verimsiz yıllar toplumun varlığını tehdit ediyordu. Ürün fazlasının depolanması ve ihtiyaç halinde dağıtılması, erken dönemlerin en güçlü güvenlik mekanizması haline geldi.
• İkincisi altyapı idi. Sulama kanalları, su depoları, yerleşim planı ve savunma hatları, bireysel güçle kurulamazdı, bunlar kolektif organizasyon isterdi.
• Üçüncüsü emek ve üretim organizasyonu idi. Hangi arazinin ekileceği, hangi iş gücünün nerede çalışacağı, ürünün nasıl paylaştırılacağı, artık toplumsal ölçekte alınan kararlara dönüştü.

Devlet dediğimiz yapı, tam olarak bu üç zorunluluğun kurumsallaşmış adıdır.

Erken şehir devletlerinde yönetim ile gıda yönetimi arasında doğrudan bir bağ vardı. Tapınaklar ve saraylar yalnızca siyasi merkezler değildi, aynı zamanda ürün toplama ve dağıtımın örgütlendiği merkezlerdi. Vergi çoğu zaman para ile değil tahıl ve hayvansal ürünlerle ödenirdi. Bu ürünler askerleri, işçileri, zanaatkârları beslerdi. Yani devletin sürekliliği, doğrudan doğruya tarımsal üretimin sürekliliğine bağlıydı. Devletin nabzı, tarlanın nabzıyla atıyordu.

Bu nedenle devletin kökenine bakıldığında tek bir gerçek berrak biçimde görünür. Devlet önce sınır çizmek için değil, önce sofra kurmak için doğmuştur. Güvenlik yapıları zamanla gelişti, fakat temelde korunması gereken ilk şey her zaman üretim oldu. Devletin başlangıcı saraylarla değil, ambarlarla yazıldı. İlk kamu yatırımları idari binalar değil, su kanalları ve depolama yapılarıydı. Çünkü üretimi koruyamayan bir düzenin, yönetimi sürdürebilmesi mümkün değildi.

Modern çağda tarım çoğu zaman “sektör” olarak görülür. Oysa tarihsel perspektif şunu söyler. Tarım bir sektör değil, devlet kurucu bir faaliyettir.

Yerleşik düzenin temeli topraktır. Toprak olmadan üretim olmaz, üretim olmadan nüfus sürdürülemez, nüfus sürdürülemezse devlet varlığını koruyamaz. Bu yüzden gıda güvenliği, sadece ekonomik bir başlık değil, devletin varlık güvenliğidir.

Bugün iklim baskısı, su kıtlığı ve gıda dalgalanmaları bu gerçeği yeniden hatırlatıyor. Tarım politikası yalnızca çiftçiyi ilgilendiren bir alan değildir. Tarım politikası, ülkenin uzun vadeli varlık planıdır. Bir ülkenin kalıcılığı, üretimin kalıcılığıyla ölçülür. Üretim zayıfladığında yalnızca piyasa bozulmaz, toplumsal denge de kırılganlaşır.

Sonuç açıktır. İnsanlık yerleşik düzene geçtiğinde yalnızca tarımı değil, devleti de üretmiştir. Devletin temeli sınırlar değil topraktır, ordular değil üretimdir, saraylar değil ambarlardır.

Devletin doğuşu tarımdır. Tarım zayıflarsa devletin omurgası zayıflar. Tarım bir devleti kalıcı hale gelir.

Polatlı Ticaret Odası ev sahipliğinde düzenlenen Tarımda Katma Değer ve Markalaşma Eğitimi ile Tarım Savunuculuğu Progra...
26/02/2026

Polatlı Ticaret Odası ev sahipliğinde düzenlenen Tarımda Katma Değer ve Markalaşma Eğitimi ile Tarım Savunuculuğu Programını başarıyla gerçekleştirdik. Tarımın yalnızca üretimle değil, katma değer, markalaşma ve doğru pazar stratejileri ile güçleneceğine dair önemli değerlendirmeleri birlikte ele aldık.

Programa katılım sağlayarak katkı sunan Polatlı Ticaret Odası’nın değerli üyelerine ve tüm işletme temsilcilerine içten teşekkür ederim. Gösterilen ilgi ve yapıcı katkılar, bölgemizin tarım, gıda ve ticaret alanında daha güçlü bir gelecek kurma iradesini açık biçimde ortaya koymuştur.

Başta Polatlı Ticaret Odası yönetimi olmak üzere, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, bu iş birliğinin bölgesel kalkınma, katma değerli üretim ve markalaşma yolculuğunda yeni çalışmaların başlangıcı olmasını diliyorum.

YAŞ MEYVE SEBZE İHRACATI, GÖRÜNMEYEN BİR SU İHRACATIDIRYaş meyve sebze ihracatında asıl rekabet, ton taşımakta değil, de...
24/02/2026

YAŞ MEYVE SEBZE İHRACATI, GÖRÜNMEYEN BİR SU İHRACATIDIR

Yaş meyve sebze ihracatında asıl rekabet, ton taşımakta değil, değeri ülkede yoğunlaştırmaktadır.

Biz yaş meyve sebze ihracatını yalnızca döviz geliri üzerinden okumuyoruz, çünkü tarım ticaretinin görünmeyen tarafında su, emek, enerji, zaman ve lojistik kapasitesi birlikte hareket eder. Yaş meyve ve sebze yüksek su içerir, bu nedenle ürün ihracatı aynı zamanda üretim sürecinde kullanılan suyun da ülke dışına taşınması anlamına gelir. Literatürde bu çerçeve sanal su ve su ayak izi yaklaşımıyla tanımlanır. Kritik soru bu yüzden nettir, biz gerçekten domatesi, biberi, portakalı mı ihraç ediyoruz, yoksa suyu ve emeği düşük katma değerle mi gönderiyoruz.

Sorunun merkezinde sadece ticaret değil, kalkınma mimarisi vardır. Taze ürün hassastır, raf ömrü sınırlıdır, fire riski yüksektir, fiyat oynaklığına açıktır. Bu yapı, üreticinin emeğini ve suyun stratejik değerini görünmezleştirir. Oysa aynı biyokütle, doğru işleme modeliyle çok daha yüksek ekonomik çıktıya dönüşebilir. Burada mesele tazeyi reddetmek değildir. Asıl mesele, tazeyi doğru yerde konumlandırmak ve ihracatın sıçrama alanını katma değerli dönüşüm üzerinden kurmaktır. Ton taşımaktan gramla değer taşımaya geçiş, Türkiye’nin tarımda yeni rekabet dilidir.

İlk basamakta konsantre, püre, kurutma ve dondurma gibi hacmi azaltan işlemler vardır. İkinci basamakta ise gerçek sıçrama başlar, ekstrakt, aroma, uçucu yağ, doğal renk verici ve belirli ürün gruplarında standardize ara girdiler devreye girer. Bu hat, raf ömrünü uzatır, lojistik yükü azaltır, fiyat pazarlığında üreticiyi güçlendirir, tazede standart dışı sayılan ürünleri ekonomiye geri kazandırır. Böylece fire olarak görülen alan, yeni gelir katmanına dönüşür.

Burada kilit yaklaşım, tek ürünlü fabrika mantığını aşan biyorefineri modelidir. Meyve sebze işleme tesisleri, aynı hammaddeden çoklu ürün ve yan ürün üreten entegre yapılara dönüşmelidir. Meyve suyu ve konsantre gıdaya giderken, posa, kabuk ve çekirdek yem, ekstraksiyon ve enerji hatlarına yönlenebilir. Bu, yalnızca sanayi verimliliği değil, aynı zamanda döngüsel biyoekonomi ve su stratejisidir.

Türkiye’nin üretim gücü, sanayi altyapısı ve lojistik kabiliyeti bu dönüşüm için yeterlidir. Eksik olan alan çoğu zaman teknoloji değil, entegrasyon, standart, ölçek ve pazar koordinasyonudur.

Sonuç nettir, tazeyi tamamen bırakmadan katma değerli ürünlere planlı geçiş büyütülürse, üretici kazanır, sanayi derinleşir, Türkiye gıda ve su güvenliğinde daha güçlü bir zemine oturur.

02/02/2026

Sürdürülebilir 'TARIM SAVUNUCUSU' olmak istiyorum. Tarımda, gıda arz güvenliği benim içinde önemli diyorsan.

[email protected] adresine mail atmanız halinde uzmanlarımız sizin ile iletişime geçecektir...

Tarım Herşeydir.
Tarım herkes içindir...

15/01/2026

GELECEĞİN GERÇEK KAHRAMANLARI ARASINDAKİ YERİNİ AL..

WWW.TARIMSAVUNUCUSU.TR

Sende Tarım Savunucusu olmak istiyorsan [email protected] adresine mail atmanız halinde uzmanlarımız sizin ile iletişime geçecektir...

Tarım ve Gıda Sektörü Küresel Haftalık Gündem NotuDönem: 29 Aralık 2025, 5 Ocak 2026Haftanın ana mesajı: Gıda arz güvenl...
06/01/2026

Tarım ve Gıda Sektörü Küresel Haftalık Gündem Notu
Dönem: 29 Aralık 2025, 5 Ocak 2026
Haftanın ana mesajı: Gıda arz güvenliği gündemi, Karadeniz lojistiğindeki risk primi ve büyük üreticilerin iç arzı önceleyen politikaları nedeniyle yeni yıla yüksek oynaklık potansiyeliyle giriyor.

1) Jeopolitik ve lojistik, Karadeniz risk primi yeniden görünür

Karadeniz’de liman ve sivil gemi güvenliğine dönük saldırı haberleri, tahıl ticaretinin fiziksel akışından bağımsız olarak navlun, sigorta ve teslim sürelerinde risk primi algısını canlı tutuyor. Bu tür gelişmeler, piyasalarda “arz var, maliyet oynak” denklemine yol açtığı için fiyat beklentilerini de yukarı yönlü kırılganlaştırabiliyor.

2) Çin, gıda güvenliğini stratejik öncelik olarak sert biçimde tekrar etti

Çin’in 29, 30 Aralık tarihlerindeki Merkez Kırsal Çalışma Konferansı sonrasında, tahıl ve yemeklik yağ üretimini istikrarlı tutma, yüksek standartlı tarım arazisi ve modern tarım teknolojileriyle kapasite artırma vurgusu öne çıktı. Aynı akışta, toplam tahıl üretiminin 2025’te 714,9 milyon ton ile rekor olduğu ve 2024’e göre yüzde 1,2 arttığı bilgisi paylaşıldı. Bu yönelim, büyük alıcıların küresel ticarete bağımlılığı azaltma hedefini güçlendirdiği için orta vadede arz, talep dengelerinde dönemsel dalgalanma riskini büyütür.

3) Güney Amerika, buğdayda güçlü arz sinyali verdi, mısır ve soyada ocak yağışları kritik

Arjantin’de 2025, 26 buğday sezonu “beklentilerin üzerinde” bir tabloyla kapanıyor. Ülkenin iki büyük borsasının tahminleri 2025, 26 buğday hasadının 27,1 ila 27,7 milyon ton aralığına çıkabileceğini, bunun da ülke için rekor seviyeye işaret ettiğini söylüyor. Bu, küresel buğday arz algısını kısa vadede rahatlatıcı bir unsur olabilir.
Buna karşılık, yeni yılın ilk günlerinde piyasa notlarında Brezilya’da genel olarak olumlu koşullar, Arjantin’de ise bazı bölgeler için daha kuru hava riskinin izlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Ocak yağışları, özellikle mısır ve soya verim beklentileri açısından belirleyici olmaya devam ediyor.

4) İklim ve ürün deseni, Akdeniz kuşağında dönüşüm hızlanıyor

Akdeniz kuşağında artan sıcaklık ve kuraklık baskısının, geleneksel ürünlerde verim ve kalite riskini büyüttüğü, bazı bölgelerde ise üreticiyi daha tropik meyve desenlerine yönelttiği görülüyor. Sicilya örneğinde muz, mango, avokado gibi ürünlere geçişin hızlandığı ve limon, portakal gibi geleneksel ürünlerde sıcaklık, aşırı hava olayları ve su stresi nedeniyle verim baskısının arttığı aktarılıyor. Bu eğilim, Avrupa’nın tarımsal rekabet coğrafyasında kuzeye ve daha yüksek rakımlara kayış ihtimalini güçlendiriyor. The Times

5) Girdi piyasaları, gübrede yön aşağı ama belirsizlik sürüyor

Kısa vadeli göstergelerde bazı gübre kalemlerinde fiyatların gerilediğine dair işaretler var. ABD perakende fiyat takiplerinde DAP dahil bazı ürünlerde haftalık, aylık düşüşler raporlanıyor, bu veriler küresel piyasanın tamamını temsil etmese de eğilimi izlemek açısından sinyal üretir.
Orta vadede ise Dünya Bankası değerlendirmesi, gübre fiyat endeksinin 2026 ve 2027’de gevşemesinin beklendiğini, 2025’te urea tarafında sıkılaşma kaynaklı artışlar görüldükten sonra 2026’da gerileme öngörüldüğünü, yukarı yönlü risklerin ise yeni kısıtlar ve enerji maliyetleri gibi başlıklarda toplandığını ortaya koyuyor.

6) Takvim, ocak ayında iki kritik veri penceresi var

Piyasaların yılın ilk güçlü referans setini alacağı iki tarih öne çıkıyor.
FAO Gıda Fiyat Endeksi için 2026’daki ilk açıklama tarihi 9 Ocak 2026.
USDA WASDE için 2026’daki ilk açıklama tarihi 12 Ocak 2026.
Bu iki tarih, kamu iletişimi, satın alma planı, stok ve sözleşme stratejileri açısından senaryo bazlı yönetilmesi gereken bir pencere oluşturur.

Türkiye için kısa çıkarım seti

Türkiye açısından bu hafta okuması üç noktada netleşiyor. Birincisi, Karadeniz lojistiğinde güvenlik gündemi, fiziksel arzdan bağımsız biçimde maliyet ve zamanlama riski yaratır.
İkincisi, Çin’in üretim istikrarını sertleştiren politikası, büyük alıcıların iç arz güvenliği refleksinin güçlendiğini gösterir, bu da küresel fiyatların “normalleşme hızını” yavaşlatabilir.
Üçüncüsü, Arjantin’den gelen güçlü buğday arz sinyali kısa vadede rahatlatıcıdır, ancak iklim ve jeopolitik riskler nedeniyle kalıcı sakinlik varsayımı yapmak doğru olmaz.

Önümüzdeki 7 gün için izleme listesi

FAO Gıda Fiyat Endeksi 9 Ocak açıklaması, tahıl, yağ, şeker alt kırılımlarındaki yön.
USDA WASDE 12 Ocak raporu öncesi piyasa beklentileri ve revizyon anlatıları.
Karadeniz limanları ve gemi güvenliği kaynaklı sigorta ve lojistik maliyet göstergeleri.
Güney Amerika’da ocak yağışları, özellikle Arjantin’de kuraklık sinyalleri ve Brezilya’da üretim beklentisi.

Tarımkon’un bir federasyonu olarak çalışmalarına başlayan Uluslararası Ticaret ve Sağlık Turizmi Federasyonu ile ilgili ...
30/12/2025

Tarımkon’un bir federasyonu olarak çalışmalarına başlayan Uluslararası Ticaret ve Sağlık Turizmi Federasyonu ile ilgili olarak, sahada bazı kişilerin yetki ve sorumluluk alanları dışında değerlendirmeler yaptığı, bu yaklaşımın da Federasyonumuzun kurumsal itibarına zarar verebilecek bir zemine taşındığı yönünde bilgiler alınmaktadır.

Öncelikle ifade etmek isteriz ki, Federasyon ile TARIMKON arasında herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Aile içinde ve kişisel düzlemde yaşanan görüş ayrılıklarının kurumsal ilişkilere taşınması ve farklı mecralarda gündemleştirilmesi bizleri üzmektedir. Bu tür yaklaşımlar yerine, herkesin kendi görev ve sorumluluk alanına odaklanmasının, kurumsal iklimi korumak açısından daha doğru olacağı kanaatindeyiz.

Bu çerçevede, teşkilatımız içinde bulunan tüm çalışma arkadaşlarımızdan, gerçeği saptırabilecek, bağlamından koparılmış veya yanlış anlaşılmaya açık söylem ve paylaşımlardan kaçınmalarını önemle rica ederiz. Kurumsal meselelerin, kurumsal zeminde, doğru kanallar üzerinden ve sağduyulu, çözüm odaklı bir anlayışla ele alınması temel ilkemizdir.

Kamuoyuna açık iletişimlerde, kurumlarımızın ortak emeğini ve temsil sorumluluğunu koruyan bir dilin esas alınmasını, her bir paydaşımızın bu hassasiyete uygun hareket etmesini bekleriz.

TARIM VE GIDA SEKTÖRÜ KÜRESEL HAFTALIK GÜNDEM NOTUDönem: 23-29 Aralık 2025 – 2025 ARALIK 4. HAFTA1) Küresel dengeyi etki...
30/12/2025

TARIM VE GIDA SEKTÖRÜ KÜRESEL HAFTALIK GÜNDEM NOTU
Dönem: 23-29 Aralık 2025 – 2025 ARALIK 4. HAFTA
1) Küresel dengeyi etkileyen ana sinyaller
Bu hafta küresel tarım ve gıda gündeminin ortak teması, arz güvenliği ile jeopolitik risk, su stresi ve biyogüvenlik eksenlerinin aynı anda baskı üretmesidir. Karar vericiler için kritik soru şudur. Üretim kapasitesi artarken, lojistik, su ve hastalık riskleri aynı hızla yönetilebiliyor mu.
2) Ticaret ve lojistik, Karadeniz hattında kırılganlık
Ukrayna limanlarına yönelik saldırıların Aralık ayı boyunca ihracat kapasitesini düşürdüğü, bazı teslimatların aksadığı ve özellikle tahıl ve ayçiçek yağı akışında daralma yaşandığı bildirildi. Bu gelişme, Karadeniz kaynaklı tahıl arzı ve navlun risk primi açısından izlenmesi gereken bir sinyal üretmektedir.
3) Asya, üretim istikrarı ve kendine yeterlilik vurgusu
Çin, 29-30 Aralık tarihli kırsal çalışma gündeminde tahıl ve yenilebilir yağ üretimini istikrara kavuşturma, yüksek standart tarım arazisi, modern tarım teknolojileri ve üretici gelirini güçlendirme yönünde mesajlar verdi. Bu yaklaşım, 2026 boyunca Asya’nın büyük alıcı ve üretici davranışlarının daha stratejik yönetileceğine işaret ediyor.
4) Su stresi, pirinçte sürdürülebilirlik tartışması
Hindistan’ın küresel pirinç ticaretindeki ağırlığı sürerken, yoğun pirinç üretimi bölgelerinde yeraltı suyu baskısının arttığı, politika teşviklerinin ürün desenini kilitlediği ve ürün çeşitlendirme ihtiyacının yükseldiği analiz ediliyor. Bu başlık, sadece Hindistan için değil, küresel pirinç arzının sürdürülebilirliği açısından da stratejik bir risk alanıdır.
5) Güney Amerika, buğdayda güçlü sezon ve fiyat beklentisi
Arjantin’de buğday hasadının beklentilerin üzerinde seyrettiği ve rekor seviyelere işaret eden tahminlerin paylaşıldığı görülüyor. Bu gelişme, Karadeniz’deki lojistik baskıların olduğu bir dönemde küresel buğday dengesine kısmi rahatlatıcı etki yaratabilir, fiyat etkisi ise navlun ve stok davranışına bağlı kalacaktır.
6) Hayvancılık ve gıda güvenliği, kuş gribi hattı yeniden yükselişte
Birleşik Krallık’ta Aralık sonu itibarıyla yeni doğrulamalarla H5N1 vakalarının sürdüğü ve itlaf ile koruma gözetim zonlarının uygulandığı bildiriliyor. Avrupa genelinde de yüksek dolaşım nedeniyle biyogüvenlik, erken uyarı, izleme ve kontrol zonları yaklaşımı öne çıkıyor. Bu tablo, kanatlı ürünlerinde arz, maliyet ve ticaret kısıtları riskini dönemsel olarak yükseltir.
7) Fiyat endeksi, son teyit edilen küresel gösterge
FAO Gıda Fiyat Endeksi’nin Kasım 2025’te 125,1 puana gerileyerek üst üste üçüncü aylık düşüşü sürdürdüğü resmi olarak yayımlanmış durumda. Bu veri, haftalık izleme notlarında baz alınacak en güncel FAO göstergesidir.

Türkiye ve TARIMKON için net okuma ve aksiyon önerisi
1. Karadeniz lojistik riski için, kritik ürünlerde ithalat, ihracat ve iç piyasada fiyat geçişkenliği senaryolarını üç bantta izleyin. Normal akış, kısmi aksama, ciddi aksama. Bu üç bant için haftalık bir risk göstergeleri panosu kurun.
2. Su stresi ve ürün deseni başlığında, pirinç ve su yoğun ürünlerde orta vadeli strateji üretirken, yalnız verim değil, su verimliliği ve toprak sağlığı göstergelerini karar kriterine yükseltin. Hindistan örneği, teşvik tasarımının sahadaki davranışı nasıl kilitlediğini açık biçimde gösteriyor.
3. Kuş gribi ve kanatlı tedarik zinciri için, biyogüvenlik iletişimini ve saha uygulama standardını güçlendirin. Tedarik ve fiyat oynaklığı riskine karşı, alternatif tedarik planı ve hızlı bilgilendirme protokolü oluşturun.
4. Teknoloji ve gençlik kapasitesi açısından, ISFN gençlik çalıştayları gibi mekanizmaları, yalnız etkinlik değil, ölçülebilir çıktılar üreten bir savunuculuk üretim hattına dönüştürün. Her çalıştay için en az üç somut çıktı hedefleyin. Kamuya açık ortak çağrı metni, saha veri özeti, politika öneri notu.

Gelecek hafta izlenecek 6 gösterge
• Karadeniz sevkiyat akışı, liman operasyon kapasitesi ve sigorta navlun primi göstergeleri.
• Buğday arzı, Arjantin gerçekleşen hasat ve ihracat temposu.
• Pirinç ve su, Hindistan ürün deseni ve yeraltı suyu baskısına ilişkin yeni politika sinyalleri.
• Kuş gribi vakaları, Avrupa ve Birleşik Krallık doğrulamaları ve kontrol zonları.
• Çin tarım politikası uygulama adımları, teknoloji, arazi, üretici geliri ekseni.

TARIM VE GIDA SEKTÖRÜ KÜRESEL HAFTALIK GÜNDEM NOTLARI, 2025 ARALIK 3. HAFTA12–19 Aralık 2025Bu hafta gündem, AB regülasy...
19/12/2025

TARIM VE GIDA SEKTÖRÜ KÜRESEL HAFTALIK GÜNDEM NOTLARI,
2025 ARALIK 3. HAFTA
12–19 Aralık 2025
Bu hafta gündem, AB regülasyon takvimi, hayvan sağlığı ve biyogüvenlik, tahıl fiyatlarında aşağı yönlü baskı, Karadeniz lojistiği, gübre ve enerji bağlantılı maliyetler, kahve ve kakao piyasalarında hava kaynaklı oynaklık ekseninde şekillendi.
1) AB, ormansızlaşma mevzuatını 1 yıl erteledi, hazırlık penceresi uzadı
AB ülkeleri, ithalatta ormansızlaşma riskini azaltmayı hedefleyen düzenlemenin uygulamasını 1 yıl erteledi. Yeni takvime göre büyük şirketler için uyum başlangıcı 30 Aralık 2026, küçük işletmeler için 30 Haziran 2027 olarak ilerliyor.
Ne anlama geliyor. İhracatçı ve tedarik zinciri aktörleri için izlenebilirlik, coğrafi doğrulama, uyum beyanı gibi süreçleri kurmak adına ek süre oluştu. Erteleme, uyum gerekliliğini ortadan kaldırmıyor, yalnızca takvimi öteler. Bu nedenle 2026 boyunca gecikmiş hazırlık riski büyüyebilir.
2) AB, gıda ve yem güvenliği mevzuatında sadeleştirme paketi gündeminde
Avrupa Komisyonu, gıda ve yem güvenliği mevzuatını sadeleştirmeyi amaçlayan bir paket önerdiğini duyurdu.
Bu başlıkta sivil toplum tarafında, bazı unsurların özellikle pestisit onay süreçleri açısından zayıflatma riski taşıyabileceğine dair eleştiriler de dolaşımda.
Ne anlama geliyor. AB pazarıyla çalışan üretici ve ihracatçıların, sadeleştirme tartışmasının nereye evrileceğini yakından izlemesi, uyum maliyeti ve pazar erişimi açısından senaryolu hazırlık yapması gerekir.
3) Fransa’da sığır hastalığı gündemi, aşılama hızlandı
Fransa’da lumpy skin disease kaynaklı riskler nedeniyle aşılama kampanyasını hızlandırmak için ordu desteği devreye alındı. Haberde toplamda yüz binlerce doz aşı tedariki ve kısa sürede geniş ölçekli uygulama hedefi öne çıkıyor.
Ne anlama geliyor. Avrupa’da hayvan hastalıkları gündemi, sınır kontrolleri, ticaret kısıtları, sertifikasyon ve tüketici algısı üzerinden kırmızı et ve süt zincirini etkileyebilir. Türkiye açısından da biyogüvenlik, izleme ve hızlı müdahale kapasitesi bu tür dalgalanmalarda kritik hale geliyor.
4) Buğdayda aşağı yönlü baskı, arz algısı güçlendi
Chicago buğday vadeli işlemlerinde haftalık bazda belirgin düşüş eğilimi konuşuluyor. Reuters kaynaklı piyasa notlarında, bol küresel arz ve bazı sevkiyat iptallerinin fiyatları baskıladığı belirtiliyor.
AP’nin piyasa özetinde de buğday vadeli işlemlerine ilişkin hacim ve açık pozisyon verileri paylaşılıyor.
Ne anlama geliyor. İhracatçı ülkelerde arz algısı güçlenirken, üretici gelirlerini korumak için maliyet yönetimi, kalite primi, kontratlı satış ve riskten korunma araçları daha fazla önem kazanıyor.
5) Ukrayna lojistiği, 2026’ya maliyet baskısı taşıyor
Ukrayna, altyapı saldırıları ve taşıma sisteminin finansmanı gerekçesiyle demiryolu navlun tarifelerinde artışın kaçınılmaz olduğunu, 1 Ocak 2026 itibarıyla planlanan artışın sektörlerde tepki yarattığını aktardı.
Ne anlama geliyor. Karadeniz çıkışlı tahıl ve yağlı tohum akışında navlun ve iç lojistik maliyeti, fiyat oluşumuna daha güçlü yansıyabilir. Türkiye için bu başlık, hem ithalat maliyeti hem de bölgesel ticaret rekabeti açısından izlenmeli.
6) Gübre cephesinde fiyat ve arz sinyalleri, 2026 görünümü tartışılıyor
Üre fiyatı için veri platformlarında 18 Aralık 2025 itibarıyla 377 USD ton seviyesinde güncelleme görülüyor.
Kuzey Amerika merkezli analizlerde, 2026 azotlu gübre fiyatlarının arz artışıyla daha dengeli bir patikaya dönebileceği beklentisi öne çıkıyor.
Hindistan’da Assam bölgesinde amonyak ve üre projesi için arazi tahsisi kararı da yeni kapasite gündeminin bir örneği olarak dikkat çekti.
Ne anlama geliyor. 2026 için girdi maliyeti riskini azaltma penceresi oluşabilir. Ancak enerji, navlun ve bölgesel arz kesintileri her an dengeyi bozabileceği için alım stratejisi, tek tarihte alım yerine kademeli tedarik ve alternatif kaynak yaklaşımıyla kurgulanmalı.
7) Kahvede yağış etkisi, Vietnam ihracat performansı ve fiyat düzeltmesi
Piyasa haberlerinde Brezilya’da yağışların üretim endişesini azaltmasıyla kahve fiyatlarında geri çekilme vurgulanıyor.
Vietnam tarafında ise 2025’in ilk 11 ayında ihracat gelirinin yaklaşık 7,94 milyar USD’ye ulaştığı ve birim fiyat artışının belirleyici olduğu bildirildi.
Ne anlama geliyor. Kahvede hava koşulları kısa vadeli fiyatları hızla oynatıyor. Orta vadede ise yüksek fiyatlı dönemlerden sonra düzeltme riski artıyor. İşleyen tedarik zincirleri için stok ve kontrat yönetimi kritik.
8) Kakao piyasasında iki yönlü sinyal, hava olumlu, bazı üreticilerde düşüş riski
Batı Afrika’da yağış ve güneş dengesinin ürün gelişimini desteklediği, bunun da fiyatları baskıladığı yorumları öne çıktı.
Diğer taraftan Nijerya için üretimde yıllık düşüş beklentisi gibi arzı sıkılaştırabilecek sinyaller de paylaşılıyor.
Ne anlama geliyor. Kakao tarafında kısa vadede hava kaynaklı rahatlama görünse de ülke bazlı üretim riskleri fiyat oynaklığını canlı tutuyor. İthalatçı sanayi için fiyat risk yönetimi ve tedarikçi çeşitlendirme yeniden öne çıkıyor.
9) Deniz taşımacılığı sinyali, navlun endeksi zayıfladı
ABD Buğday Birliği haftalık fiyat raporunda Baltic Dry Index’in haftayı daha zayıf kapattığı notu yer alıyor.
Ne anlama geliyor. Navlun tarafındaki gevşeme, ithalat maliyetlerini bir ölçüde destekleyebilir. Ancak Karadeniz ve bölgesel jeopolitik riskler, koridor bazında farklı fiyatlamalar yaratabilir.

Türkiye ve TARIMKON için net yol haritası, 30 günlük aksiyon seti
1. AB uyum hattı için EUDR ve gıda yem mevzuatı sadeleştirme dosyalarını tek izleme panosunda birleştirin, her ürün grubu için izlenebilirlik boşluk analizi çıkarın.
2. Tahıl fiyat baskısı senaryosuna karşı, üretici gelirini koruyan kontratlı satış ve kalite primi modellerini sahaya indirin, maliyet kalemlerini sezon öncesi sabitlemeye dönük tedarik planı kurun.
3. Biyogüvenlik ve hayvan sağlığı için erken uyarı ve eğitim modüllerini güçlendirin, sınır ve iç izleme süreçlerinde veri standardı oluşturun.
4. Karadeniz lojistiği için 2026 navlun ve iç taşıma risklerine karşı alternatif rota, depo ve zamanlama senaryoları hazırlayın.
5. Kahve ve kakao gibi ithal girdilerde, fiyat düzeltmesi ve arz şoku ihtimaline karşı kademeli alım ve tedarikçi çeşitlendirme stratejisini devreye alın.

ULUSLARARASI TARIM VE GIDA KONFEDERASYONU 5. OLAĞAN GENEL KURULU’NU ANKARA’DA TAMAMLADIYenilenen kadro, uluslararası tar...
13/12/2025

ULUSLARARASI TARIM VE GIDA KONFEDERASYONU 5. OLAĞAN GENEL KURULU’NU ANKARA’DA TAMAMLADI
Yenilenen kadro, uluslararası tarım diplomasisi ve Önce Pazar, Sonra Üretim vizyonuyla yeni döneme güçlü başlangıç

Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu TARIMKON, 5. Olağan Genel Kurulu’nu 13 Aralık 2025 tarihinde Ankara’da tamamladı. Türkiye’nin farklı illerinden ve Konfederasyonun temsilciliğinin bulunduğu ülkelerden gelen delegelerin katılımıyla gerçekleşen Genel Kurul, ulusal ve uluslararası ölçekte güçlü bir birliktelik zemini oluşturdu. Toplantı boyunca sektörün mevcut ihtiyaçları, önümüzdeki dönemin öncelikleri ve sahadaki uygulama gerçekliği bütüncül bir bakışla değerlendirildi.

Genel Kurul kapsamında seçim gündemi tamamlanarak Konfederasyonun yönetim kadroları yenilendi. Yenilenen yönetim, sahaya dayalı deneyimi, kurumsal kapasiteyi ve uzmanlık birikimini, kamu politikalarının hedefleriyle uyumlu, sonuç odaklı bir uygulama hattına taşımayı hedefleyen yeni dönem yaklaşımını ortaya koydu. Bu çerçevede TARIMKON, tarım ve gıdanın yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda kalkınma, gıda güvenliği, istihdam ve sürdürülebilirlik başlıklarını birlikte güçlendiren stratejik bir sistem olduğunu vurguladı.

Yeni dönemin temel yönelimleri arasında yeni vizyon, yeni hedefler ve uluslararası tarım diplomasisi ön plana çıktı. Konfederasyon, ülkeler arası iş birliği ağlarını güçlendirmeyi, ticaret ve yatırım kanallarını daha sistematik yönetmeyi, teknik bilgi paylaşımı ve proje ortaklıklarını artırmayı hedeflediğini belirtti. Bu yaklaşımın merkezinde yer alan Önce Pazar, Sonra Üretim mottosu, planlı üretim ile pazara erişimi aynı stratejik çizgide buluşturan, sözleşmeli yapıları güçlendiren, katma değerli ürün odağıyla dış pazarlarda kalıcı rekabet üstünlüğü kurmayı amaçlayan bir yönetişim hattı olarak konumlandırıldı.

Genel Kurulun ardından yeni Yönetim Kurulu, kamuoyuna yönelik ilk değerlendirmesinde Konfederasyonun önümüzdeki dönemde üstleneceği rolü net biçimde tarif etti. Açıklamada, başta Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere ilgili kamu kurumlarının sahadaki politika hedeflerine katkı sunma, uygulama yükünü paylaşma ve çözüm üretim kapasitesini güçlendirme iradesi vurgulandı. TARIMKON, kamu otoritesinin yetki alanına saygılı, tamamlayıcı ve kolaylaştırıcı bir paydaş olarak, sahadan gelen veri, uygulama deneyimi ve paydaş koordinasyonu ile karar alma süreçlerinde hız ve etki üretmeyi hedeflediğini ifade etti.

Yeni yönetim, Türkiye tarım ve gıda sektörünün rekabetçiliğini artırmak için yeni pazarlar geliştirme, mevcut pazarlarda daha güçlü ve sürdürülebilir konumlanma hedefiyle çalışacağını bildirdi. Bu doğrultuda ihracat odaklı ürün portföyünün zenginleştirilmesi, üretim ve tedarik zincirlerinde verimlilik artırıcı uygulamaların yaygınlaştırılması, uluslararası iş birlikleri üzerinden yatırım ve teknoloji transferi kanallarının genişletilmesi temel çalışma başlıkları arasında yer aldı. Konfederasyon ayrıca, katma değerli üretimin yalnızca ekonomik bir hedef değil, aynı zamanda kırsal kalkınma, istihdam ve gelir istikrarı açısından stratejik bir kaldıraç olduğunun altını çizdi.

Konfederasyonun kurumsal mottosu olan Tarım Her Şeydir yaklaşımı, yeni dönemde daha somut hedefler ve ölçülebilir çıktılarla desteklenecek bir çerçeve olarak ele alındı. Bu kapsamda TARIMKON, kamu kurumlarının stratejik öncelikleriyle uyumlu biçimde dış ticaretin geliştirilmesi, sanayi ile tarım arasındaki entegrasyonun güçlendirilmesi ve üretimden pazara uzanan zincirde verimliliğin artırılması için sahaya dönük programlar geliştireceğini duyurdu.

Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu TARIMKON, yenilenen kadrosu ile daha etkin koordinasyon, daha güçlü uluslararası temsil ve somut sonuç üreten ölçülebilir hedefler doğrultusunda, ülkemizin tarım ve gıda politikalarına destek sunan, paydaşları bir araya getiren ve sahada etki üreten yeni bir döneme başladığını kamuoyuna saygıyla duyurur.

13.12.2025, Ankara

13 Aralık 2025 tarihinde Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu, TARIMKON, 5. Olağan Genel Kurul Toplantısını gerçekl...
12/12/2025

13 Aralık 2025 tarihinde Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu, TARIMKON, 5. Olağan Genel Kurul Toplantısını gerçekleştirecektir. Bu toplantı, yalnızca bir seçim ve değerlendirme gündemi değildir, aynı zamanda 2026–2030 döneminin kurumsal yönü, saha kapasitesi ve uluslararası iş birliği vizyonu açısından yeni bir başlangıç eşiğidir.

TARIMKON, üretimden pazara uzanan zincirde etkisini artırmak için Önce Pazar, Sonra Üretim yaklaşımını güçlendiren, planlı üretim, sözleşmeli pazarlama, kooperatifleşme, tarımsal finansman, veri temelli yönetişim ve tarımsal diplomasi eksenlerinde daha ölçülebilir bir çalışma dönemine geçmeyi hedeflemektedir. Genel Kurul, bu hedeflerin sahaya nasıl indirileceğini, hangi yapıların hangi sorumluluğu üstleneceğini ve performansın hangi göstergelerle izleneceğini netleştiren stratejik bir karar platformudur.

Yeni dönemde önceliğimiz şudur. Türkiye’nin ve paydaş ülkelerin tarım ve gıda gücünü artıracak ortak projeler üretmek, çiftçimizin gelirini ve dayanıklılığını yükseltecek mekanizmaları sahaya indirmek, gıda güvenliği ve izlenebilirlikte kurumsal standardı güçlendirmek. Bu çerçevede, genç ve kadın istihdamı, iklim uyumu, katma değerli agro sanayi, ihracat odaklı tedarik planlama ve dijital tarım sistemleri başlıklarında somut programlar açıklanacaktır.

TARIMKON ailesinin tüm paydaşlarını, delegelerimizi ve çözüm ortaklarımızı bu stratejik buluşmayı takip etmeye davet ediyoruz. 13 Aralık 2025, tarım ve gıda için daha güçlü bir kurumsal seferberliğin tarihidir.

Address

Ankara

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu-TARIMKON posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu-TARIMKON:

Share

TARIMKON KİMDİR?

TARIMKON, tarım, gıda ve bu sektörlere dayalı yan sanayi alanında arz, talep, danışmanlık ve proje sahipleri ile tek bir çatı altında ortak istişare ile hareket edebilen, uluslararası pazarlama, iktisadi ve ekonomik işbirliği entegrasyonunu tamamlayarak,

9 Federasyon, 7 Platform, 1 Vakıf, 1 Kooperatif, 274 Dernek, 44 Ülke Temsilciliği, 12 ülkede pazarlama ofisleri, Türkiye’de 18 Bölge Başkanlığı, 81 İl Temsilcisi ve 640 İlçe Temsilciliği, 21 Hizmet Birimi, 6 İş Geliştirme ve Ar-Ge Atölyesi ile her geçen gün hızla büyüyen,

Üreticisini ‘ÖNCE ÜRETİM SONRA PAZAR’ anlayışında ‘ÖNCE PAZAR SONRA ÜRETİM’ anlayışına geçiren,

Sahip olduğu üyelerine, sektör temsilcilerine, dünya çiftçilerine, üreticilerine, iş adamlarına, sivil toplum kuruluşlarına, kooperatiflere, işletmelere ve yerel yönetimlere, dış ticaret şirketlerine, yatırımcılarına,