Ahiret Yolcuları

Ahiret Yolcuları Sayfamıza arkadaş listenizi davet etmeyi unutmayınız . Hayra vesile olan o hayrı yapmış gibidir .. Selam ve dua ile

Sayfamıza arkadaş listenizi davet ederek destekte bulunabilirsiniz.Allah(c.c) sizleri tüm paylaşımlarımızdan yararlanmayı nasip etsin İNŞALLAH.

KUR'ANI KERİM   SAATİ 👇‼️  :Kovulmuş  şeytanın  şerrinden YÜCE   Celle Celalühü sığınırım  💛 🌷  :   ve     olan  ( çok e...
11/06/2026

KUR'ANI KERİM SAATİ 👇‼️

:

Kovulmuş şeytanın şerrinden YÜCE Celle Celalühü sığınırım 💛 🌷

:

ve olan ( çok esirgeyen ve çok bağışlayan ) YÜCE ALLÂHIN İsmiyle 🌷‼️

➡️ Rahmeti sonsuz olan ve rahmetiyle, merhametiyle yarattığı bütün mahlûkâtını kuşatan Yüceler Yücesi Rabbimizin Sübhânehû Ve Tealâ Celle Celalühü Hazretlerinin İsmiyle başlarım

➡️ Çok değerli kardeşlerim sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin tam mânâsı ile anlaşılması mümkün olmayabilir. Ayetlerin izahı için mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir.

🩵 Şimdi gelin, her gün dikkatli ve düzenli okuyarak bu mübarek İlâhî kelamla hayatlarımızı süsleyip aydınlatalım.

📖 kalplerimize şifa, rahmet, bereket ve bir hidayet rehberidir. Her gün düzenli olarak çok dikkatlice okuyalım, düşünelim, anlayalım, anlatalım, yaşayalım, yaşatalım inşaAllah…

🌸 📖 Unutmayalım ki ; Kur’ân-ı Kerîm’in ayetlerini tam manasıyla kavrayabilmemiz, iniş sebeplerini, hikmetlerini ve hayatımıza yön veren derin mesajlarını idrak edebilmemiz için mutlaka sahih tefsirlerden de faydalanmamız, âlimlerin açıklamalarını da araştırıp tefekkür ederek okumamız gerekir.

➡️ Böylece sadece okumakla kalmayıp hayatımızda anayasamız yaparak ayetlerin ruhunu, hikmetini ve gayesini de kavrar, hem dünyamızı hem de ahiretimizi mamur edecek bir anlayışa ulaşmış oluruz inşâAllah.

📖 Hatırlayalım ki; Kur’ân-ı Kerîm yalnızca okunmak için değil, anlaşılmak, yaşanmak, yönetilmek ve tüm hayatımızı inşa etmek için indirilmiştir. Ayetlerin iniş sebeplerini bilmek, taşıdığı hikmetleri kavramak ve Yüceler Yücesi Rabbimizin bizden muradını doğru anlamak için, sahih tefsirlerden istifade etmek, ehil âlimlerin açıklamalarına kulak vermek büyük bir ihtiyaçtır.

➡️ Çünkü Kur’ân’ın hakikatlerini yalnız yüzeyde bırakmak, bizi O'nun derinliklerinden mahrum eder. Ama O'nu açıklamalı tefsirleriyle birlikte okuduğumuzda; ayetlerin hem kalplerimizi dirilten yönünü, hem de hayatımıza yön veren mesajlarını fark ederiz. Böylece sadece dilimizle okumakla kalmaz, kalbimizle de anlar, hayatımızda uygular ve ahiretimize azık kılmış oluruz inşâAllah.

📖 Ya Rabbi, kalplerimizi Kur’ânı Kerimine vâkıf eyle, hayatımızı O'nunla dirillt.

🤲 Ey Rabbimiz.! ’ın nurunu kalbimize, hayatımıza ve amelimize nakşet.

🤲 Ey Rabbimiz.! Bizi Kur’ân’ın nurundan ayırma, kalplerimizi O'nun nuruyla doldurup nurlandır ve yeşertip arındır.

🤲 Allah’ım.!

Bizleri Kur’ânı Keriminin manasına tam vâkıf olan, onu anlayan, yaşayan ve yaşatan sevdiğin güzel muttakî kullarından eyle. Kalplerimizi her türlü 'ten arındır ve Kur’ân’ın nuruyla doldur, hayatımızı bu mübarek ayetlerinin hikmetiyle süsle ve hayırlı 'larımızı kabul eyle.

🤲 Ey Yüceler Yücesi Rabbimiz.! Kur’ânı Kerimini, sadece okunacak bir kitap değil, yolumuzu aydınlatacak bir nur, kalplerimizi ihya edecek bir rahmet ve amellerimizi güzelleştirecek bir rehber bizlere kıl. Bizleri, O'nun sırlarını kavrayan, hikmetlerini yaşayan, mesajlarını dünyaya taşıyan mü'min kullarından eyle. Bizleri Kur’ânı Keriminin ruhuna, ahlâkına ve ahkâmına dost kılarak MAKAMINA kavuştur.

✓ Allahümme Salli Ve Sellim Alâ Seyyidinâ Muhammedin Ve Alâ Âli Muhammed 🌸

Amin Allahümme Ya Rabbenâ, Amin Allahümme Ya Rabbel Alemin, Ya Erhamerrahimin Allah'ım Ecmain 🤲 🤲

Velhamdülillâhi Rabbil Âlemin‼️

Tüm ve âlemlerin Rabbi olan Yüceler Yücesi ’a Sübhânehû Ve Tealâ Celle Celalühü Hazretlerine aittir. 🌸 🌷 💛

 ‼️
10/06/2026

‼️

O  ... 🥲‼️Ama henüz bir saat bile geçmeden sofralar kuruldu, yemekler yenildi.Bir gün sonra dostları kendi hayatlarına d...
10/06/2026

O ... 🥲‼️

Ama henüz bir saat bile geçmeden sofralar kuruldu, yemekler yenildi.

Bir gün sonra dostları kendi hayatlarına döndü.

Bir hafta sonra yaptığı işleri başkaları devraldı.

Bir ay sonra kullandığı eşyalar paylaşıldı.

Bir süre sonra arabası satıldı.

Yıllar geçtikçe fotoğrafları sarardı.
Ve sonunda adı sadece birkaç hatıranın arasında kaldı...

Oysa o, ömrü boyunca birçok şeyi çok önemli sanmıştı.

İnsanları memnun etmeye çok çalışmıştı.

Dünyayı gözünde çok büyütmüş, ahireti küçültmüştü.

Kırılmamak için çok uğraşmıştı, ama belki kırmamaya yeterince uğraşmamıştı.

Dünyalık kazanmaya çok çalışmıştı ama neyi kaybettiğini fark edememişti.

Kardeşim şimdi sen kendini düşün...
Sen öldüğünde kaç kişi seni gerçekten hatırlayacak?

Bir ay sonra kaç kişi seni konuşacak?
Bir yıl sonra kaç kişi seni anacak?

Peki asıl kabirde seninle kim kalacak?

Maaşın mı?
Araban mı?
Evin mi?
Makamın mı?
Takipçilerin mi?
Dostların mı?

Hayır hiçbirisi de kalmayacak...

Seninle yalnızca amellerin gelecek.
Kıldığın namazlar...
Gizlice döktüğün gözyaşları...
Yaptığın iyilikler...
Sırf Allah Celle Celalühü için verdiğin mücadelen...
Kur'an ile kurduğun bağ...
Kalplere ulaştırdığın İslâmî hakikatler...
Ve Yüceler Yücesi rızası için attığın her adımlar seninle birlikte gelecek...

Çünkü bu dünya keyifine göre yaşaman için değil, imtihan olman için kurulmuştur.

Bu dünya kalıcı bir yurt değil, ahirete açılan kısa bir koridordur.

Şimdi, dakikaların hızlıca geçiyor...
Saatlerin tükeniyor...
Günlerin eksiliyor...
Ve ömrün, fark etmeden avuçlarının arasından kayıp gidiyor.

Öyleyse kendimize şu soruyu sormalıyız :

Bir gün her şeyimi bırakıp gideceksem, bugün neyin peşinden koşuyorum?

Yüceler Yücesi 'ın rızasını kazanmaktan daha büyük hangi hedef olabilir ki ?

Rabbine tam kulluk etmekten daha değerli hangi iş, hangi makam vardır?

İnsanların takdirinden ve kabulünden daha kıymetli olan şey, Yüceler Yücesi 'ın senden razı olması değil midir ?

Kardeşim o yüzden vakit varken hemen şimdi et.
Vakit varken hemen namaza sarıl.
Vakit varken hemen Kur'ana dön.
Vakit varken hemen iyilik yap.
Vakit varken hemen ve dâima 'ın dinine hizmet et.
Vakit varken ahiret için çok yatırımlar yap.

Çünkü bir gün son nefes gelecek...
Ve o gün geriye dönüp bir saniyecik bile satın alamayacağız.

'ım...
Ömrünü sadece dünya için tüketenlerden değil; dünyayı ahiretini kazanmanın bir vesilesi olarak gören kullarından eyle bizleri. Amin Allah'ım Ecmain 🤲

Dolayısıyla çok değerli kardeşim ;

Bir gün gelecek ki...
Son kez evinin kapısından çıkacaksın.
Son kez sevdiklerine bakacaksın.
Son kez bir bardak su içeceksin.
Son kez güneşin doğuşunu seyredeceksin.

Ve farkında olmadan hayatındaki bütün "sonlar" bitmiş olacak.

Sonra insanlar senin hakkında şöyle konuşacaklar :

"Kendisini dün görmüştük..."
"Hiç beklemiyorduk..."
"Ne çabuk gitti..."
diyecekler.

Ardından nasipse cenazen kaldırılacak.
Dualar okunacak.
Omuzlarda taşınacaksın.
Toprağa bırakılacaksın.
Ve hayat, sen olmadan da devam edecek...

Çünkü dünya kimse için durmaz.
Kimse için beklemez.
Kimse için yavaşlamaz.
Bugün vazgeçilmez olduğunu düşünenlerin yerine yarın başkaları gelecek.

Bugün "Ben olmazsam bu işler yürümez." dediğin işler yürümeye devam edecek.

Bugün uğruna ömrünü tükettiğin makamlar başka insanlara kalacak.
Biriktirdiğin paralar başka ellere geçecek.
Yıllarca koruduğun mallar başkalarının olacak.
Uğruna kavga ettiğin ne varsa miras olarak paylaşılacak.
Belki de seni çok seven insanlar bile zamanla seni hatırladıklarında sadece kısa bir "iç çekişle" yetinecekler.

Çünkü dünya kimsenin etrafında dönmez.
Herkes gelir.
Bir süre kalır.
Sonra gider.

Asıl soru şu :

Madem gideceğiz...
Neden sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz ?

Neden dünyanın geçici süslerini ebedi zannediyoruz ?

Neden kalacakmışız gibi planlar yaparken, gideceğimiz gün hesap vereceğimizi unutuyoruz?

Oysa mezarlıklar yarım kalmış hayallerle doludur.
Tamamlanamayan projelerle doludur.

"Evlenecektim..."
"Emekli olacaktım..."
"Şunu yapacaktım..."
"Bunu başaracaktım..."

diyen insanların sessizliğiyle doludur.

Hiçbirinin planı mezara kadar uzanamadı.
Hiçbirinin serveti ölümün önüne geçemedi.
Hiçbirinin gücü ecelini durduramadı.

Öyleyse akıllı insan, dünyanın peşinden koşarken ahiretini unutan değil; dünyayı ahiretini kazanmak için kullanan insandır.

Çünkü bu dünya amaç değildir.
Araçtır.
Bu dünya zevk ve eğlenme yeri değildir.
Sınavdır.
Bu dünya mükafat yeri değildir.
Mücadelenin başladığı yerdir.

Asıl hayat ölümden sonradır.
Asıl kazanç ölümden sonradır.
Asıl başarı ölümden sonradır.

Bir gün son nefes verilecek.
Ve artık amel defteri kapanacak.
İşte o gün;
Keşke biraz daha para kazansaydım demeyeceğiz.
Keşke biraz daha meşhur olsaydım demeyeceğiz.
Keşke biraz daha dünyalık elde etseydim demeyeceğiz.

Şöyle diyeceğiz :
Keşke daha çok kılsaydım...
Keşke Kur'anı daha fazla anlasaydım...
Keşke daha çok tevbe ve dua etseydim...
Keşke Allah'ın dinine daha fazla hizmet etseydim, keşke O'nun rızasını daha fazla kazansaydım...
Keşke boş şeylerle harcadığım vakitleri ve için geri alabilseydim...

Ama o gün "keşke"lerin fayda vermeyeceği gün olacak.

Bu yüzden bugün fırsatın varken;
Bir ayeti öğren.
Bir hatanı düzelt.
Bir yetimin başını okşa.
Bir kalbi sevindir.
Bir günahı terk et.
Bir iyiliği, bir sadakayı, bir ibadetini çoğalt.
Bir insanın hidayetine yani müslüman olmasına vesile olmaya çalış.

Çünkü belki de seni kurtaracak olan şey, insanların büyük gördüğü ameller değil; Yüceler Yücesi 'ın senin samimiyetine bakarak kabul ettiği küçücük bir amelin olacaktır.

Bak işte...
Ömür sermayemiz tükeniyor.
Saatlerimiz eksiliyor.
Takvim yaprakları kopuyor.
Ve ölüm bize her gün biraz daha yaklaşıyor.

Öyleyse gel, dünyanın geçici işlerine değil; her işimizde Yüce 'ın ebedi rızasını kazanmaya talip olalım.
Çünkü insanın ulaşabileceği en büyük makam;
Allah'ın kendisinden razı olması, her durumda dâima O'nun rızasını kazanmaya çalışmasıdır.
Ve insanın elde edebileceği en büyük kazanç;
kazanmasıdır.

Allah'ım, bizi dünyaya aldananlardan değil; dünyayı ahiretini kazanmak için çok iyi değerlendiren çok sevdiğin ve çok razı olduğun kullarından eyle.

Amin 'ım Amin Ecmain 🤲

Velhamdülillahi Alemin‼️

Bu Yazıyı Okuyunca   Başlayacaksın… Hazır Mısın? ‼️Bu Yazı Kalbinize Dokunacak : 👇 Namazın Peygamberlerle Yolculuğu ✍️“N...
09/06/2026

Bu Yazıyı Okuyunca Başlayacaksın… Hazır Mısın? ‼️

Bu Yazı Kalbinize Dokunacak : 👇



Namazın Peygamberlerle Yolculuğu ✍️

“Namaz Sadece Bu Ümmete mi Farz Kılındı?”

“Diğer Peygamberler Namaz Kılıyor muydu?”

“Tevrat ve İncil’de Namaza Dair İzler Var mı?”

“Peygamberlerin Hepsi Namaz Kılmış mıydı?”

Önceki peygamberlerde de veya en azından bir tanesinde düzenli ve zorunlu veya bazen kıldıkları namaz var mıydı. Gelen kutsal kitaplarında namazı ima eden veya direkt emreden ayetler var mı. Bu konuda tarihi kesin kayıt veya belgeler var mı ?

Bunlar çok derin ve çok önemli sorular. Namazın önceki peygamberlerde de olup olmadığı meselesi, hem Kur’anı Kerimde hem de bazı tarihi kaynaklarda delilleri ve işaretleri bulunan bir konudur. Elimizdeki veriler ışığında aşağıdaki çerçevede güçlü çıkarımlar yapılabilir :

Namaz : Hz. Adem'den Hz. Muhammed'e sallallahu aleyhi ve selleme uzanan İlahi bir Mirastır!

Namazsız Bir Hayat, Ruhsuz Bir Beden Gibidir…

🔹 1. Kur’anı Kerimde Önceki Peygamberlerde Namaz (Salat) Olduğuna Dair Bazı Ayetler :

Kur’an-ı Kerim, önceki peygamberlerin de “salat” yani namaz olarak çevrilen bir ibadeti yerine getirdiklerine işaret eder :

📌 Hz. İbrahim (as) :

“Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle...”
(İbrahim Suresi 40)

➡️ Hz. İbrahim’in hem kendi hem de nesli için namazı sürekli kılanlardan olması duası, namazın o dönemde de var olduğunu gösteriyor.

📌 Hz. Musa (as) için :

“Şüphesiz ki ben Allah’ım... Öyleyse bana kulluk et ve namazı dosdoğru kıl ki beni hatırlayasın.”
(Tâhâ Suresi 14)

➡️ Yüceler Yücesi Allah Celle Celalühü, Hz, Musa’ya namaz kılmasını doğrudan emrediyor. Bu, açık bir delildir.

📌 Hz. İsa (as) :

“Ben Allah’ın kuluyum. O bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım, beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti.”
(Meryem Suresi 30)

➡️ Hz. İsa’nın doğduğu anda söylediği bu söz, onun hayatı boyunca namaz ve zekâtla sorumlu kılındığını gösterir.

📌 Hz. Zekeriyya ve Hz. Yahya (as) için :

“Ey Zekeriyya!… Rabbinin ayetlerini çokça zikret ve sabah akşam namaz kıl!”
(Meryem Suresi 11)

“(Yahya’ya) Kitabı kuvvetle tut dedik... ve ona şefkat, temizlik verdik. O çok takvalıydı. Anne babasına itaatkârdı... O, salat (namaz) edenlerdendi.”
(Meryem Suresi 12-14)

➡️ Yani her iki peygambere de namaz tavsiye edilmiştir ve Yahya'nın salat edenlerden olduğu açıkça belirtilir.

🔹 2. Diğer kutsal Kitaplarda da (Tevrat, Zebur, İncil) Namaza İma Eden veya Benzeyen Kısımlar

Her ne kadar bugünkü İncil ve Tevrat tahrife uğramış olsa da bazı bölümler, secde, dua, elleri kaldırma, yönelme gibi namaza benzer ibadet formlarını şöyle içerir :

📌 Zebur (Mezmurlar) – Hz. Davud (as)

“Günde yedi kez Seni överim, ey Sen ki adil hükümler verirsin!”
(Mezmurlar 119 - 164)

➡️ Günde 7 kez Yüceler Yücesi Allah’ı Celle Celalühü zikretme ifadesi, düzenli vakitlere bağlı ibadetin işareti olabilir.

“Yüzüm yere kapanarak secde ettim...”
(Mezmurlar 95 - 6)

➡️ Bu ifadeler, secde pozisyonunda dua veya ibadet pratiğinin mevcut olduğunu gösteriyor.

📌 İncil – Hz. İsa (as)

“İsa onların yanından ayrıldı, bir taş atımı kadar uzaklaştı, diz çökerek dua etti.”
(Luka 22 - 41)

➡️ Secde etmese de diz çökerek dua etmesi, namazın şekli yönünden ipuçları içeriyor.

“İsa sabah çok erken kalktı, tenha bir yere çekilip orada dua etti.”
(Markos 1 - 35)

➡️ Sabah vakti özel bir ibadetle başlaması, vakitli ibadet sistemine yakınlığı gösteriyor.

🔹 3. Tarihi ve Arkeolojik Kayıtlar

Kesin tarihi kayıt veya arkeolojik belgeler azdır ama bazı rivayetler ve gelenekler hep namazın olduğunu destekler :

Yahudi ibadetlerinde belli vakitlerde yönelerek dua etme (özellikle Kudüs’e yönelme) uygulaması vardır.

Sabiîlik gibi bazı kadim dinlerde, günde 3–5 vakit yönelerek ibadet etme şekli vardır ki bu, Hz. İbrahim’in mirası olarak görülür.

Bazı eski kilise metinlerinde Hz. İsa’nın günde üç vakit dua ettiği, oruç ve abdest gibi uygulamalarda bulunduğu yazılıdır.

🔹 4. Sonuç ve İslamî Açıklama

İslam alimleri şunları ifade eder :

Namaz, Hz. Adem’den itibaren bütün peygamberlere farz kılınmış bir ibadettir.

Ancak şekil, rekât, vakit gibi detaylar her ümmette farklı olabilir.

Kur’anı Kerimde ki “salat” (namaz) emri, sadece ümmet-i Muhammed’e has değil; evrensel bir ibadet biçiminin devamıdır.

🔹 Kısa Özetle :

📖 Kur’anı Kerimde birçok peygamberin namaz kıldığına açık ifadeler vardır.

📜 Tevrat, Zebur ve İncil’de, vakitli ve yönelerek yapılan ibadetlere dair benzer uygulamalara işaret edilir.

🏺 Tarihi veya arkeolojik kesin belgeler sınırlı olsa da dini ve kültürel süreklilik bu ibadetin kadimliğini gösteriyor.

🔁 Namaz, Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile değil; Hz. Adem’den beri gelen bir ibadet zincirinin en son halkasıdır.

Yani NAMAZ : Sadece Ümmet-i Muhammed’e Değil, Tüm Peygamberlerin Ortak Mirasıdır!

Bugün kıldığımız namaz, yalnızca Hz. Muhammed’e (sav) indirilen bir ibadet değildir. Namaz; Hz. İbrahim’in duasında, Hz. Musa’ya verilen emirlerde, Hz. İsa’nın çocukken söylediği sözlerde ve daha nicelerinde yer alan kadim bir ibadettir.

📌 Hz. İbrahim (as) :
"Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı sürekli kılanlardan eyle..."
(İbrahim Suresi 40)

📌 Hz. Musa (as) :
"Bana kulluk et ve namazı dosdoğru kıl ki beni hatırlayasın."
(Tâhâ Suresi 14)

📌 Hz. İsa (as) :
"Allah bana namazı ve zekâtı, yaşadığım sürece farz kıldı."
(Meryem Suresi 31)

📌 Hz. Davud ve Zebur’da :
"Günde yedi kez Seni överim..."
(Mezmurlar 119 - 164)

📌 Hz. Zekeriyya ve Hz. Yahya (as), sabah akşam namaz kılmakla emrolunmuştu.

💠 Namaz, sadece bir ibadet değil; her peygamberin ümmetine öğrettiği İlahi bağlantı yoludur.

⏳ Hz. Adem’den beri gelen bu ibadet, insanın Yüceler Yücesi Rabbine boyun eğişinin, teslimiyetinin en derin göstergesidir. Bu zincirin son halkası, ümmet-i Muhammed’dir.

🎯 Şimdi düşün : Sen bu kutlu zincirin neresindesin?..

🕌 Namaz, peygamberlerin kesin mirasıdır. Unutma : “Namaz dinin direğidir.”

🕌 Yani demek oluyor ki NAMAZ : Her Zaman Vardı, Her Zaman Varlığını Koruyacaktır!

Namaz…
Sadece birkaç hareketten ibaret değil.
Sadece “dinî bir görev” hiç değil.
O, insanın Yüceler Yücesi Yaratıcısıyla kurduğu en derin bağ, en samimi buluşmadır.

Ve unutma :
❗ Namaz, yalnızca bu ümmete değil; Hz. Adem’den itibaren her peygambere emredilen bir ibadettir.
Tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Çünkü insanın Yüceler Yücesi Allah’a Celle Celalühü muhtaç oluşu değişmez bir gerçektir.

🔹 NAMAZIN PEYGAMBERLER TARİHİNDEKİ İZLERİ 👇

📖 Hz. İbrahim (as) Kur'anı Kerimin ifadesiyle :

"Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle."
(İbrahim Suresi 40)

➡️ Böylece Hz. İbrahim, duasının merkezine namazı koydu. Çünkü biliyordu : İnsan, ancak Yüceler Yücesi Allah’a yönelirse kurtulur.

📖 Hz. Musa (as) için Allah Celle Celalühü :

"Bana kulluk et ve namazı dosdoğru kıl ki beni hatırlayasın."
(Tâhâ Suresi 14)

➡️ Yüce Allah Celle Celalühü, ilk hitabında dahi namazı emretti. Zira namaz, Allah'ı unutmamanın reçetesidir.

📖 Hz. İsa (as) :

"Yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti."
(Meryem Suresi 31)
➡️ Daha beşikteyken, kendisine farz kılınan ibadetlerden biri namazdı.

🔹 O HALDE SENDE PEYGAMBERLERİN BU MİRASIYLA BAĞ KURMAK İSTİYOR MUSUN?

O zaman ilk adım namazdır.

Çünkü namaz :

✅ Kalbin Allah’a teslimiyetidir.

✅ Günde 5 defa Allah’a “Ben buradayım!” deme şerefidir.

✅ Tüm günahları döken (kul hakkı) hariç bir arınmadır.

✅ İnsanla Rabbi arasında perdeyi kaldıran sır köprüsüdür.

✅ Kabrin karanlığını nura çeviren ışıktır.

✅ Hesap gününde ilk sorulacak amellerdendir.

🔥 GÜÇLÜ DELİLLERLE NAMAZIN GEREKLİLİĞİ

🟢 Kur’anı Kerimde yüzden fazla ayette “namaz” geçer.

➡️ Yüce Rabbimiz bu ibadeti sadece anlatmadı, sürekli öncelik verdi.

🟢 Peygamber Efendimiz (sav) vefat anında bile “namaz”ı hatırlattı :

“Namaza, namaza çok dikkat edin! Elinizin altındaki insanlara iyi davranın...”
(Son sözleri)

🟢 Kabir azabının ve cehenneme düşmenin ilk nedenlerinden biri de : Namazsızlıktır.

Çünkü Kur'anı Kerimde ayetin ifadesi şöyledir :

“Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen neydi?”
“Biz namaz kılanlardan değildik...”

(Müddessir Suresi 42–43)

🟢 Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur :

“Birinizin kapısının önünde her gün beş kez yıkandığı bir nehir olsa, kirden eser kalır mı?”
“İşte beş vakit namaz da böyledir; Allah onunla günahları siler.”
(Müslim)

💭 Ey Kardeşim Peki O Halde Sen Daha Ne Bekliyorsun ?

Her gün seni yoktan var eden Yüceler Yücesi Rabbin sana günde sadece 5 defa kendine yönelmeni istiyor.
Seni yoktan yaratıcınla bire bir görüşme davetidir bu!
Hiçbir aracı yok, hiç ücret yok, hiç bir engel yok.

Ama kazancı : Sonsuz Cennet.
Ama bedeli : O'nsuz geçen bir hayatın boşluğu ve Cehennem.

🌟 Unutma namazsız hayat, ruhsuz bir bedendir.

Artık gel, sen de bu İlahi davete kulak ver…

Tüm peygamberlerin yürüdüğü bu yolda sen de secdeye kapan!

İşte namaz insanlık tarihi boyunca hep var oldu. Hep çok hayati ve vazgeçilmez kritik bir ibadet oldu.

🕊️ Yani NAMAZ : İnsanlığın Yüceler Yücesi Allah'a Celle Celalühü İlk Yönelişi Ve Cevabıydı… Yine Son Sığınağı da Namaz Olacak.

İnsanlık tarihi boyunca dünya döndüğü günden beri, gökyüzüne yönelen eller namazla hep vardı.

Hz. Adem (as) ilk secdesini ettiğinde, dünyaya sadece bir beden değil; namazla bir yöneliş de indi.
İşte o yönelişin adıydı namaz…

🌿 Mesela yine Hz. İbrahim (a.s.), ateşe yürürken bile namazı bırakmadı.

🌊 Hz. Musa (a.s.), dağın başında ilk vahyi alırken namazla emrolundu.

👶 Hz. İsa (a.s.), beşikteyken bile “Rabbim bana namazı farz kıldı” dedi.
Ve nihayet, Hz. Muhammed (s.a.v), Kuranı Kerimle namazı yeniden getirdi.

🔹 O YÜZDEN NAMAZ SADECE BİR İBADET DEĞİLDİR

❌ Zaman öldürme değil,
✅ Zamanı anlamlandırmadır.

❌ Sadece eğilip kalkmak değil,
✅ Sonsuz kudretli Yüceler Yücesi Allah'a Celle Celalühü kul olduğunu haykırmaktır.

❌ Sadece bir görev değil,
✅ Rabbinle randevudur… Günde beş kez davet edildiğin bir vuslattır.

🔹 KUR’ANDA, NAMAZ

“Namazı dosdoğru kıl. Çünkü namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.”
(Ankebut Suresi 45)

“Namaz, müminlere vakitleri belirlenmiş bir farzdır.”
(Nisa Suresi 103)

➡️ Demek ki, namaz sadece bir öneri değil; Çok önemli İlahi bir emirdir.
Sadece güzel bir alışkanlık değil; İmanın imzasıdır.

🔥 KURAN'DA NAMAZSIZLIK, GÜNAHLARIN VE CEHENNEMİN KAPISINI AÇAR

"Onlardan sonra öyle bir nesil geldi ki, namazı terk ettiler... Azgınlığa daldılar."
(Meryem 59)

Ve hesap günü :

> "Sizi bu ateşe ne sürükledi?"
"Biz namaz kılanlardan değildik..."
(Müddessir Suresi 42–43)

🌟 AYRICA NAMAZ : RAHMET KAPILARININ ANAHTARIDIR

📿 Secde... Yeryüzünde Yüceler Yücesi Allah’a en yakın olduğun andır.

🕯️ Gözyaşlarının harf olduğu, dertlerinin dil olduğu bir duadır namaz.

Çünkü namaz :
✔️ Kalbi onaran bir huzur
✔️ Günahları silen bir temizlik
✔️ İmanı besleyen bir nur
✔️ Cennetin giriş anahtarıdır

-🔔 EY KARDEŞİM BU SATIRLAR SANA DA BİR DAVETTİR

Yüceler Yücesi Rabbin Allah Celle Şânühü seni günde 5 kez huzuruna çağırıyor.
Tüm işini, derdini, yorgunluğunu bırakıp, sadece O’na yönelmen için...

📌 Namazı olmayanın hayatı eksiktir.
📌 Namaza başlayanın hayatı değişir.
📌 Namazı terk eden, yavaşça kendini terk eder...

💬 O yüzden bu gün hemen şimdi sen de namazına başla. Sakın erteleme.

Namaz, sadece bir ibadet değil...

Namaz, peygamberlerin izinde yürüyenlerin secdede Yüce Rabbisiyle kurduğu ahittir.

Gözlerden Kaçan Büyük Gerçek : "Her Peygamber Namaz Kılmıştır!”

Çünkü Namaz, Sadece bizlere Değil, Tüm Peygamberlere De Farzdı!

Yani Namaz Her Zaman Hep Vardı!

Çünkü Namaz : Ruhun Nefesidir, Ferahıdır

BAHANELER 👇‼️

1- kılmak için kendimi henüz hazır hissetmiyorum (Ama yemeğe, içmeye ve gezmeye her zaman hazırsın)

2- Birkaç defa denedim ama alışacağımı zannetmediğim için bıraktım.(Cennete girmeyi denedim ama olmuyor)

3- 0kunacak duaları bilmediğim için kılmıyorum.(Bizde zaten duaları öğrenmiş bir şekilde doğduk)

4- Kılmam gerektiğine inanmadığım için kılmıyorum.(Müslümanlıktan çıkmışsın demektir)

5- Kalbim temiz olduğu için namaz kılmıyorum.(Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa sav ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Demekki onunkinden daha temiz bir kalbin varki kılmıyorsun)

6- Yüce Allah'ın Celle Celalühü namazımıza ihtiyacı olmadığı için kılmıyorum. (Kuran'da ne yazıyor bir bak, Namaz rica değil emirdir)

7- Özgür olduğum için kılmıyorum.(Özgür olasın diye dünyaya gönderilmedin)

8- Her gün namaz kılmaktan sıkıldığım için kılmıyorum.(Ama gereksiz işleri yapmaktan hiç sıkılmıyorsun)

9- Ailemin baskısına inat kılmıyorum.(İlla cehennem illa cehennem)

10-Çalışıyorum. İş yerinde ortam müsait olmadığı için kılmıyorum.(Allah cc seni dünyaya gönderirken böyle olacağını bilmiyor muydu sanıyorsun? İmtihandasın ve o ortamı kendine göre yapman lazım.)

11-Ailemin namaz kılmayacaksın baskısından dolayı namaz kılmıyorum.(Ailemin "cehenneme gir" baskısından dolayı namaz kılmıyorum)

12-Abdest almaya üşeniyorum.(Ama yıkanmaya üşenmiyorsun?)

13-Zamanım olmuyor vakit bulamıyorum.(Vakti verene vaktinmi olmuyor?)

14-Abdest almak makyajımı bozduğu için namaz kılmıyorum.(Millet beni beğensin diye abdest alamıyorum yoksa evde kalırım)

15-Çok günahkarım. Kılacağım namazların kabul olmayacağına inanıyorum. ("Çok kirliyim banyoya girince temizleneceğimi sanmıyorum" dediğin zamanlar oldumu hiç?)

16-Kendimi namaza veremiyorum. Olmadık şeyler aklıma geliyor. Bu yüzden bıraktım.(Surelerin türkçe anlamlarını ezberle böylelikle aklına birşey gelmez)

17-Arkadaş çevremde namaz kılan yok. Onlardan etkilendim.(Yanlış arkadaşlar edinmişsin demektir)

18-Bazı özgürlüklerimin kısıtlanacağı düşüncesiyle kılmıyorum. (O özgürlüğü sana veren kim?)

19-Bir vakit kaçırınca moralim bozuluyor. Kılacaksan tam kılacaksın diyorum.(O vakti niye kaçırıyorsun 5 dakkanı ayırmak çokmu zor?)

20-Namaz, kısmet meselesi. Allah'tan bir uyarı, bir ışık bekliyorum.(Bekle sen cehennemi bekle)

21-Küçükken alıştırmadılar. Simdi de zor geliyor.(Namaz haricinde herşeyi biliyorsun ama?)

22-Çocuklarla uğraşırken namaz kaçıyor sonra da birikiyor. Kılmak zor oluyor.(Bahanen çocuklar olmasın)

23-Namaza başlayıp tekrar bırakacağımdan korkuyorum.(Bir başla sen sonra alışırsın)

24-Namaz kılıyordum. Fakat hayatımda bir değişiklik olmayınca bıraktım.(Böyle olacağını Allah cc biliyordu ve o yüzden bir değişiklik olmadı hayatında)

25 -Gencim, yaşlanınca kılmayı düşünüyorum.
(Demekki kesin yaşayacaksın garantin var yani tebrikler)

26-Namaz kılmıyorum ama kılanlardan daha dürüstüm.(Dürüstlük öteki tarafta kurtarmıyor)

27-Nefsime yenik düştüğüm için namaz kılmıyorum.(Şeytanın oyuncağı haline gelmişsin haberin yok)

28-Namaz kılmadığımda cehenneme mi gireceğim? Sonunda cennete girmeyecek miyim?(Zaten cehennem nedirki? 30 derece bile değil. Hemen girer çıkarsın rahat rahat)

Bir sevdadır Namaz!

Ne kar-kış, nede yağmur-çamur Namazını eda etmeye engel olabilir.
Montunu seccade yapıp huzura duranlara selam olsun 🤲

PEKİ NEDEN KILMADAN OLMAZ ? 👍🌸

Şüphesiz bu soruya vereceğimiz cevaplara binlerce gerekçe sıralayabiliriz. Biz bunların çok önemli gördüğümüz birkaç tanesini işleyeceğiz. Ailemizle ve çevremizle paylaşalım, inşaAllah istifadeye vesile olur.

Cenab-ı Hakkın imandan sonra en çok önem verdiği ve Kur’anı Kerimde yaklaşık 100 kez emrettiği ibadet namazdır. Rabbimiz çeşitli vesilelerle namaz üzerinde ısrarla durmuştur.

Diyebiliriz ki, Allahü Teâla kâinatı insan için, insanı da ibadet ve namaz için yaratmıştır. Kur’anı Kerimde defalarca “iman eden ve salih amel işleyen kimselerin kurtuluşa ereceği ve cennetlik olacağı” müjdelenir. İşte salih amellerin başı namazdır.

Kuranı Kerimde Müddessir Sûresinin 40-44. ayetlerinde :

Sekar cehennemine girenlere cennettekiler : Sizi sekar cehennemine sokan nedir diye soruyorlar. Cehennemdekiler de : Biz namaz kılanlardan değildik, yoksula yedirmezdik diyorlar.

Çevremize baktığımızda, bütün varlıkların bir vazifesi olduğunu görürüz. Güneş bizi ısıtmakta ve aydınlatmakta, hayvanlar etiyle, sütüyle, gücüyle, yumurtasıyla, balıyla bize hizmet etmekte, türlü türlü bitki ve sebzeler bizim için gıda olmakta, âdeta bütün varlıklar insanı memnun ve mutlu etmek için gece gündüz çalışmaktadır.

Bütün varlıkları bir gaye için vazifelerle donatan Rabbimizin insanı gayesiz, hikmetsiz, vazifesiz yaratması mümkün müdür? İşte bizim vazifemiz de, başta namaz kılarak ve diğer ibadetlerle Allah’a şükretmektir.

Yüceler Yücesi Celle Celalühü, bize sayamayacağımız kadar çok nimetleri ihsan etmiştir. Sadece vücudumuz ve organlarımız, her organa ayrı ayrı ihsan edilen nimetleri düşünsek bile ne büyük lütuflara mazhar olduğumuzu anlayabiliriz. Amerika’da ayağı yürüyen merdivene sıkışıp kesilen bir çocuğa bir mahkeme, milyonlarca tazminat verilmesini kararlaştırmıştır. Bir böbrek nakli yüzbinlerce liraya mal olmaktadır. Bunların bedelini kazanmak için belki de binlerce yıl çalışmak gerekmektedir.

kılan huzurlu ve mutludur 🥰

Şöyle bir düşünsek : Gözlüğü, ayakkabıyı, elbiseleri yapanlara bir bedel ödüyoruz da, gözümüzü, ayağımızı, vücudumuzu yaratan Rabbimize bir bedel ödememiz gerekmez mi?

Rabbimiz sayısız organlarımızı, duygularımızı bize sonsuz lütfu ve keremiyle bağışlamış, bizden herhangi bir bedel değil, sadece şükür istemiştir. Bu hususta Rabbimiz şöyle buyurur :

“Beni zikir ve ibadetle anın ki, ben de sizi rahmet ve nimetle anayım. Bana ibadetle şükredin, sakın nankörlük etmeyin. Ey iman edenler! Allah’tan, sabırla ve namazla yardım isteyin. Muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara Suresi 152)

Yüce Allah’ın bizden istediği namaz, o kadar kolay, rahat, tatlı ve güzeldir ki, kim namazını düzenli olarak kılsa büyük bir huzur, sevinç ve mutluluk hisseder.

Bu muhteşem ibadeti terk etmenin ahirette acıklı azaba sebep olduğunu belirten Kur’anı Kerim, namazı, kabir ve Cehennem azabından kurtuluşa bir vesile olarak anlatır.

“Namazı terk eden dinini yıkmış olur”

Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), “Namaz dinin direğidir, kim namaz kılarsa dinini ayakta tutar, kim terk ederse dinini yıkmış olur” buyurmuştur. Gerçekten de yaşanmayan bir din dünyada da, ahirette de bizi kurtarmaz. Demek ki namaz dinî yaşayışımızın direğidir. Namaz kılmayarak dini yıkılmış bir Müslüman olmayı kabullenebilir miyiz? Bunun için namaza dört elle sarılmamız gerekir.

Yine Peygamberimiz (s.a.v.), “Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir” buyurarak, namazın vazgeçilmez üstünlüğünü vurgulamıştır. Bugün namazı ihmal etmek, tembellik yapmak, üşenmek belki nefsimizin hoşuna gidebilir. Ama namazı terk etmenin bedeli çok ağırdır.

Beş vakit namaz Miraçta, doğrudan doğruya Allah c.c. tarafından emredilmiştir. Buna işaret eden Peygamberimiz, “Namaz mü’minin miracıdır” buyurmuştur. Bu yüzden namaz, Rabbimizle manen görüşmek, konuşmak, Ona derdimizi arz etmek, yardım istemektir.

Namaz Rabbimizle c.c. buluşmaktır. Bizler, her zaman en çok Rabbimizi sevdiğimizi söyleriz. O halde Yüce Rabbimizin huzuruna koşa koşa gitmek ve namazı coşa coşa kılmak gerekmez mi?

Namaz Rabbimizle dostluk kurmak ve iletişimde bulunmanın en önemli yoludur. Onunla dost olan, düşmanlarına ve dertlerine karşı çaresiz kalır mı?

Peygamberimiz (s.a.v.) namazı, “herkesin evinin önünden akan ve günde beş kez yıkandığı manevî bir ırmağa” benzeterek, “namazın kişiyi günahlardan arındırdığını” belirtir. Böyle muhteşem bir fırsatı değerlendirmek, yapacağımız en güzel uğraş değil midir?

Namazın büyük önemi yüzünden Bedir Savaşında Peygamberimiz (s.a.v) ve ashabı kendilerinden üç kat fazla olan düşmanla çarpışırken bile, üstelik cemaatle namaz kılmışlardır. Rabbimiz de onlara üç bin melekle yardım etmiş ve zafer ihsan etmiştir.

Namaz, savaşta bile ertelenmezse, ne zaman kazaya bırakılır?

Bir tane bile namaz kılmayan sahabe yoktur

Namaz çok önemli olduğu için savaşta, hastalıkta, yolculukta, yoğun iş ortamında, hatta yaralıyken bile kılınmıştır. Hz. Ömer (r.a.), suikasta uğradığı gün yaralıyken bile namaz kılmıştır.
Peygamber Efendimizin 100 bin sahabesi içinde bir tane bile namaz kılmayan yoktur.

Bu gerçekler ışığında, her şeye rağmen namaz kılmak için can atmamız gerekmez mi?

Ne yazık ki, nefis ve şeytan namaz kılmamak için bir sürü bahane uydurur. Söz gelişi, kimi insanlar, “Allah büyüktür, affeder” diye düşünürler. Oysa bu şeytanın bir oyunudur. Çünkü Yüce Allah c.c. Kendi Peygamberini bile namazla mükellef tutmuş, hatta teheccüd gibi ona özel bazı farzlar emretmiştir.

Kimi insanlar, “Daha gencim, yaşlanınca kılarım” der. Hâlbuki yaşlanıncaya kadar kalmaya kimin garantisi var? Üstelik uzun ömürlü olsak bile, ahirette gençliğimizden itibaren bize hesap sorulmayacak mı?

Bazıları da “Zamanım yok” der. Zamanı yaratan Yüce Allah’tır. Her şeye zaman bulup, namaza bulmamak olur mu? Acaba boş ve gereksiz konuşmalarla, faydasız televizyon programlarıyla ve telefonla meşgul olmakla kaybettiğimiz zamanları hesap ettik mi hiç?

Kimileri de, “Çalışmak da bir ibadettir” diye düşünür. Gerçekten de, çalışmak, ancak namaz kılmak, meşru bir iş yapmak ve güzel bir niyet taşımak şartıyla ibadettir.

Bazıları da namaz hiç bitmediğinden usanır. Oysa her gün yemek yeriz, su içeriz, havayı teneffüs ederiz, ama usanmayız, aksine lezzet alırız. Peki, ruhumuzun ve kalbimizin gıdası olan namazdan niye usanalım? Lezzet almamız gerekmez mi?

Biz yeter ki namaz kılmak isteyelim, Rabbimiz en zor şartlarda bile namaz için zaman ve imkân yaratır.

Yarına çıkmaya garantimiz yoktur 🥲

Dinimizin büyük önem verdiği namaz, maalesef büyük ihmale uğramaktadır. Beş vakit namaz kılan sayısı çok az olduğu gibi, bunlar arasında da sık sık kazaya bırakanlar vardır. Özellikle sabah namazı, uyku ve yorgunluk yüzünden ihmal edilmektedir.
Oysa Peygamberimiz (s.a.v), “Sabah namazının iki rekat farzı dünya ve içindekilerden hayırlıdır. Sabah namazını kılan Allah’ın garantisi altındadır” buyurmuştur. Namazı önemseyip beyin ve kalp saatimizi kurarsak, hiçbir vakit kazaya bırakmayız.

Namaza olan aşk ve şevkimizi arttırmak, sevgimizi ve şuurumuzu geliştirmek için çaba harcamalıyız. Kendimizi namaz konusunda okuyarak, dinleyerek, araştırıp yeni bilgiler öğrenerek geliştirelim. Çünkü namazsız geçen bir günümüz, bir vaktimiz bile olmamalıdır.

Eğer beş vakit namaz kılmıyorsanız, hiç ertelemeden hemen bugün başlayın. Çünkü yarına çıkmaya garantimiz yok. Eğer zaten kılıyorsanız, hiç kazaya bırakmayın. Hiç eksiksiz kılıyorsanız, daha mükemmel ve huşu içinde kılmak için çırpının. Ayrıca eşinize, çocuklarınıza ve çevrenize namazı anlatın, güzelce teşvik edin.

Cenab-ı Hak hepimizi, namazı dosdoğru kılan, çevresine örnek olan ve başkalarını teşvik eden müminlerden eylesin.

Yüce Rabbimizin Kuranı Kerimde Tâhâ Suresi 14. ayette "Gerçekten ben, ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur; şu halde bana ibadet et ve beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl." buyurması ve Peygamber Efendimizin "Cennetin anahtarı namaz, namazın anahtarı ise abdesttir." hadisi şerifleri namazın önemini ifade etmektedir.

Namaz bütün Müslümanlar üzerine farz kılınmıştır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) “Namaz ümmetime günde 5 defa farz kılınmıştır” diyerek namazın bizler için önemini ve gerekliliğini vurgulamıştır. Peki namaz hakkında bilmemiz gereken her şeyi biliyor muyuz? Müslüman olarak namaz hakkında herkesin bilmesi gereken bilgilerden haberdar mıyız? Namaza verilmesi gereken kıymeti, değeri veriyor muyuz? İşte bu soruların hepsini bir Müslüman olarak cevaplamamız gerekiyor.

Namaz, Peygamber Efendimizin; “İslam beş esas üzerine bina edilmiştir’ Hadisi Şerifindeki esaslardan birisidir. Beş esastan kast edilen ‘Farz Namaz’ günde 5 vakit olmak üzere toplam 17 rekâttır.

Sabah Namazı : 2 (Farzla birlikte 2 rekat da ilk sünnet namazı kılınır)

Öğlen Namazı : 4 (Farzla birlikte 4 rekat ilk sünnet 2 rekat da son sünnet namazı kılınır)

İkindi Namazı : 4 (Farzla birlikte 4 rekat da ilk sünnet namazı kılınır)

Akşam Namazı : 3 (Farzla birlikte 2 rekat da son sünnet namazı kılınır)

Yatsı Namazı : 4 (Farzla birlikte 4 rekat ilk sünnet 2 rekat da son sünnet namazı kılınır. Ayrıca vitir vacip namazı da son sünnetin akabinde 3 rekat olarak kılınmalıdır.)

Aklı başında, ergenlik çağına erişmiş, herhangi bir engeli bulunmayan her Müslümanın 5 vakit üzerinden (sadece farzlarını kılacak olsa) 17 rekat namaz kılması farzdır.

Her Müslüman ergenlik çağına girdiği andan itibaren namazla mükellef durumdadır. Namazın farz olması hükmü, kişinin ölmesiyle son bulur.Namaz, kulun Allah (c.c.) ile yakınlaşmasına bir vesiledir. Müslümanların amellerinin kabul olması ve rızkın bereketlenmesi de namazla mümkün olabilir. Eğer bir Müslüman maddi ve manevi huzura kavuşmak istiyorsa gene en güzel yol namazdır. Namaz, bir Müslümanın günah işlemesine engel olan bir kalkan gibidir. Yüce Allah (c.c.) Ankebût Suresinde : ‘Şüphesiz ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar’ buyurmuştur. Bu yönüyle de namaz nimetinin önemi bir kez daha anlaşılabilir.“

İbadetin ibadet olma özelliği, bize onu emir olarak algılama ve emri yapma niteliği kazandırıyor. Bu kulluktur. Yani bir ibadet emredildiği için yapılır. Başka hiçbir sebep aranmaz.

Fakat hiç şüphesiz her ibadetin kendine özgü birçok hikmeti olduğu gibi, namazın da birçok hikmeti vardır. Akıl bu hikmetleri arıyor, soruyor, sorguluyor ve buluyor. Ancak akıl da acizdir. Hepsini bilemeyebilir şüphesiz. Bu açıdan, aklın hikmet ve sebep üzerinde çok fazla vakit kaybetmeden; madem ki akıl sahibi bir insan olarak yaratılmışım; emri dinleyip insan olduğuma şükretmek için namazı kılmalıyım deyip teslim olması gerekir.

- İyi kılınmış bir namazın alıkoyamayacağı bir kötülük yoktur
- İyi kılınmış bir namazın değiştiremeyeceği bir kötü ahlak yoktur
- İyi kılınmış bir namazın silemeyeceği bir günah yoktur. (Kul hakkı hariç)
- İyi kılınmış bir namazın huzura kavuşturup rahatlatamayacağı bir gönül yoktur.

ın fert ve sosyal hayatımızda sayılamayacak kadar maddî ve mânevî fayda ve hikmetleri vardır. Bunlardan başlıcaları şunlardır : 👇🩵

1- Namaz Yüce Allah’ın emri olduğundan; namazını kılan kimse Allah’ın emrine itaat etmiş olur. Bu itaat onu Allah’ın rızasına ulaştırır. Allah’ın rızasına ulaşan, ebedî olarak huzur ve saadet içindedir.

2- İnsan, namaz vasıtasıyla Allah’ın c.c. kulu olduğunu idrak eder. Allah’ın kulu olduğunu idrak eden, yaratıkları sever, kendisini büyük görmez, gururlanmaz, mütevazi olur. Allah mütevazi olanları sever.

3- Namaz insanı kötülüklerden alıkoyar. Çünkü namazla günde beş defa Allah’ın huzurunda olduğunu hisseden insan, Allah’ın haram kıldığı şeylerden uzaklaşmak için kendinde güç bulur.

4- İnsan her an, her cihetten Allah’ın sonsuz nimetleri ve ikramları ile âdeta kuşatılmış vaziyettedir. Namaz kılan insan, Allah’ın sonsuz nimetlerle ikram edişini takdir etmiş, Allah’a şükretmiş olmaktadır.

5- Dünyanın sıkıntı verici ve olumsuz şartları, bazen insanı boğmakta, içinden çıkılmaz bunalımlara yol açmaktadır. Namaz vasıtasıyla kendisini Allah’a teslim eden insan, hayatın ağır yüklerinden Allah’a sığınmış olmaktadır. Allah’a sığınan insan huzur bulmakta, olumsuz şartların verdiği elem ve ümitsizlikleri atmaktadır.

6- Namaz kılan insan, Allah’a karşı fıtrat borcunu ödemiş; vazifesini ifa etmiş olmaktadır. Allah’a karşı vazifesini yapan insan ise, hayatta her işte başarılı, verimli, özverili ve çalışkan olur.

7- Namaz günahlara karşı tevbe ve istiğfar mânâsını da taşımaktadır. Çünkü namaz günahlarımızın bağışlanmasını ve hatalarımızın affını sağlamakta; böylece kalbimizin günah kirlerinden arınmasına ve mânevî temizliğe ulaşmamıza vesile olmaktadır.

8- Namaz vasıtasıyla insan, Allah’ın bir olduğunu tasdik etmiş, Allah’a boyun eğmiş, kendisini ve nefsini Allah’a teslim etmiş ve Allah’a tevekkül etmiş olmaktadır. Allah’a tevekkül eden ise hem dünyanın, hem de âhiret hayatının saadetini elde etmeyi hak etmiş demektir.

9- Namaz bizi âhiret hayatına hazırlar. Namazla dünyanın fenasından Allah’a sığınmış, ebedî âhiret yurdunu ve saadetini Cenâbı Hak’tan istemiş olmaktayız.

10- Namaz vasıtasıyla Cenâbı Hakk’a duâ ve münacatta bulunmuş, istenebileceklerin en güzelini, en büyüğünü, en âlâsını Yüce Rabbimizden istemiş olmaktayız. Rabb’imizden hem dünyada, hem de âhirette hasenat vermesini ve bizi mutlu kılmasını namaz kılmak sûretiyle isteyebilmekteyiz.

11- Namaz, imanın kalbimize yerleşmesine vesile olur. Bu mânâda namaz imanın gıdası, dinin direği ve mü’minin mi’racıdır. Mü’min, namaz kılmak sûretiyle Yüce Allahın katındaki derecelerini arttırmış ve mânevî makamlarda yükselmiş olmaktadır.

12- Sonsuz derece âciz, fakir, muhtaç ve zayıf olan insan, namaz vasıtasıyla Kâinatın Sahibine yönelmiş, her arzusunu dile getirmiş, Allah’ın kudretine, iradesine, rahmetine, mağfiretine sığınmış olmakta; böylece korktuklarından emin, umduklarına nâil olabilecek bir mâhiyet kazanmaktadır. Yani namaz insanı gereksiz endişelerden, yersiz korkulardan ve sonuçsuz elemlerden kurtarır; Yüce Rabb’ine dost yapar.

13- Namazın maddî temizliğe vesile oluşu unutulmamalıdır. Her namaz için abdest alan, haftada en az bir defa gusül abdesti alan mü’minler, hayatının diğer bölümlerinde de temizliğe bir ibadet niteliğinde önem verirler. Böylece sağlık ve sıhhat kazanırlar.

14- Günahlardan sakındığımız sürece namaz, bütün diğer dünyevî işlerimize ve mübah hareketlerimize ibadet niteliği kazandırır. Böylece bütün ömrümüz âhiret hesabına verimli geçmiş olur.

15- Namaz, hem bizim bütün ibadetlerimizin, hem de bütün mahlûkatın ibadetlerinin bir fihristesi hükmündedir.

Namaz kılmamak, imansızlıktan veya iman zayıflığından ileri gelir. İmanın kuvvetli olmasının alameti, dinimizin emirlerine severek, kolaylıkla uymaktır. Bedeni hasta olana bazı işleri yapmak güç geldiği gibi, kalbi ve ruhu hasta olana da ibadet etmek güç gelir.

Kalbi temizlemek için, iman edip, Allahü Teâlânın nimetlerine şükretmek gerekir. Kur’anı Kerimde mealen buyuruluyor ki :
(Allah’a iman edip, nimetlerine şükrederseniz, size niçin azap etsin?) [Nisa Suresi 147]

Allah’a şükretmek ise, Ona inanıp, emir ve yasaklarına riayet etmekle olur.

Peki Münafıklar da namaz kılar mı ? 😢

Münafık, Müslüman görünen kâfir demektir. Kâfir namaz kılmaz, ama namaz kılıyor görünür. Münafıklarla ilgili hadis-i şerifler :
(Münafıklar Kur'anı öğrenirler ve Kur'anla ilim ehliyle mücadele ederler.) [Taberani]

(Münafıklarla bizim aramızdaki fark namazdır.) [Hakim]

(Bizimle münafıklar arasındaki alamet, yatsı ve sabah namazlarına gelmektir. Münafıklar her zaman bunu yapamazlar.) [Said bin Mansur]

Beş vakit namaz kılmak, bazı kimselere neden güç geliyor? Namaz kılmak neden önemlidir?

Beş vakit namaz kılmak, kalbi hasta olanlara güç gelir. Çok namaz kılmakla kalbde Allah sevgisi hâsıl olur. Allah sevgisi zamanla kalbi doldurur. Saadetlerin en büyüğü, kalbe Allah sevgisini yerleştirmektir.

Haramla, mekruhla, malayani ile meşgul olanların, geçici olan dünya nimetlerine ve lezzetlerine kavuşmayı düşünenlerin kalblerinde Yüce Allahın sevgisi azalır, zamanla hiç kalmaz. İnsanı bu felaketten kurtaran en kuvvetli ilaç, namazı doğru kılmaktır. Bunun için, Allahü Teâlâ, sonsuz merhametinden dolayı, her gün bir vakit değil, beş vakit namaz kılmayı emretmiştir. Allahü Teâlânın bu emri, insanlara sıkıntı vermek için değil, onları kalb hastalığından kurtarmak içindir.

Alıştığı bir işi yapmayıp bırakanın o işteki kabiliyeti azaldığı gibi, Allahü Teâlâyı düşünmek ve Ona yapılan şükür azaldıkça, Ona giden yoldan uzaklaşılır. Hâlbuki her gün muntazam yapılan ibadet, Allahü Teâlânın doğru yolunda istikrarlı şekilde ilerlemek demektir.

Her Müslümanın, Allahü Teâlâyı çok hatırlaması, kalbine Allah sevgisini yerleştirmesi lazımdır. Kalb, Beytullah yani Allah’ın evidir. Bir eve sahibi sokulmazsa, eve de, sahibine de, düşmanlık edilmiş olur. Beş vakit namaz, insanı bu felaketten kurtarmaktadır. Dünya işlerine, dünyanın geçici zevklerine dalarak, Yüce Allah’ı unutan insana, namaz, Rabbini hatırlatmaktadır.

, farz olan bir ibadettir. Günde beş vakit olarak farz kılınmıştır. Akil ve baliğ olan her Müslüman namaz kılmak zorundadır. Namaz, dinin direğidir. Namaz için Peygamber (s.a.v), gözümün nuru, demiştir. Celle Celalühü Kur’anı Kerim’de namazı dosdoğru kılın, demiştir. Ayrıca, namazın kötülüklerden alıkoyduğuna dair ayetler de vardır.

Namaz, Müslümanlığın en önemli göstergesidir. Cemaatle namaz kılmak 27 derece daha sevaptır. Fakat ferdi olarak da kılınır. Cuma ve bayram namazları cemaatle kılınmak zorundadır. Namaz kılmadan, cennete giremeyiz. Namazı, takva sahibi olmak, cennete girmek ve Allah’ın rızasını kazanmak için kılarız. Kabul olan namazlar, kişileri kötülüklerden alıkoyan namazlardır. Bu nedenle namaz kılan kişinin kötülük yapması ya da düşünmesi mümkün değildir.

Namaz, belirli hareketler tekrarlanarak, dua ve sureler okunarak yerine getirilen bir ibadettir. Belirli vakitlerde yerine getirilir. Kur’anı Kerim’de : “…namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır.” buyrulur. Kur’anı Kerimde namaz yerine salat kelimesi kullanılır. Salat, “dua etmek ve övmek” demek tir.

Namazda Yüce Allah’a dua etmek, onu övmek ve hatırlamak için kılınır. İnsan namazda Allah’ın huzurunda durup onunla iletişim kurduğu için Peygamberimiz (s.a.v) namazı, müminin miracı yani Yüce Allah ile buluşması olarak nitelendirmiştir. Kur’anı Kerimde : “…Bana kulluk et. Beni anmak için namaz kıl.” buyurulur.

Yüce Allah’ı her zaman anmamız ve ona kulluk etmemiz gerekir. Çünkü bizi, akıllı varlıklar olarak en güzel
şekilde yaratan odur. O, bize karşılaşacağımız zorlukların üstesinden gelebilmemiz için güç vermiştir. Yeryüzünü bizim yaşayabileceğimiz şekilde düzenlemiştir.

Bir müminin imanından sonra en çok dikkat etmesi gereken şey namazıdır. Çünkü namazı düzgün olmayanın ne dünyası ne de ahireti rahat olur.

Müslüman bir şahsiyetin ruh sağlığını koruyabilmesi, hayatını İslamiyete uygun yaşayabilmesi namazına verdiği değerle alakalıdır. Allahu Teala, bizlerden hayatımızın içine sıkıştırılmış bir namaz değil de namazımıza göre hayatımızı şekillendirdiğimiz bir namaz murad ediyor.
Gerek Kuranı Kerimde gerek de hadisi şeriflerle üzerinde önemle durulan namaz, öldükten sonra mahşer günü hesaba çekileceğimiz ilk ameldir. Öyle ki Abdullah bin Mes’ud (r.a.) rivayetlerine göre, Peygamber Efendimiz (s.a.v), bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor : “(Kıyamet gününde) kulun ilk önce hesaba çekileceği şey, namazdır…” (Nesâî, Muhârebe 2)

Beş vakit farz namazı eda etmemiz gerektiği gibi bu namazı kılarken yerine getirmemiz gereken bazı önemli hususlar vardır. Bunlardan birisi de namazı geciktirmeden yani vaktinde kılmaktır. İbn-i Mes’ud (r.a.) naklettiklerine göre, bir adam Efendimiz (SAV)’e : “Amellerin/ibadetlerin en faziletlisi hangisidir?” diye sordu. Peygamberimiz : “Vaktinde kılınan namazdır.” buyurdu. (Buhârî Tevhid 48)

NAMAZI GECİKTİRMEK GÜNAH MI ? 🤔‼️

NAMAZI VAKTİNDE KILMANIN ÖNEMİ ✍️

Namazı vaktinde kılmak ise bizi intizam sahibi kılar. Müslüman bir kimse yapacağı her işi namazını hayatının merkezine koyarak ayarladığı için diğer işleri de planlıdır. Müslüman, planlı ve aktif olmak zorundadır. Zira işimiz vaktimizden çok. Bu düstur gereği her Müslüman işlerini önem sırasına koyarak halletmelidir. Unutulmamalıdır ki samimi ve içten bir şekilde namaz kılanın yaptığı dünyevi işler de ibadet hükmüne geçmektedir.

EĞER SİZ DE NAMAZINIZI vaktinde kılmadığınızda sonradan kılacakken bir tembellik ve üşengeçlik hissediyorsanız, diğer namazları kılacakken "bir an önce kılayım da kafamdan gitsin" gibi bir duyguya kapılıyorsanız bu yazıyı okumanız iyi olur.

Bir şeyi kendi nefsimde çok iyi tecrübe ettim : Bir namazı vaktinde –hele de cemaatle- kılarsam ruhen büyük bir rahatlık hissediyorum. Ama vaktinde kılmazsam vakit geçtikçe nefsim tembellik gösteriyor. Hele de yatsı namazında. Yine sevdiğim bir işe ara vererek namaz kıldığımda nefsimin "bir an önce namazı kılayım da işime devam edeyim" diye düşündüğünü, namazı o işin arasında ikinci plana attığını görüyorum.

Nefsimin namaza tembellik gösterdiği anlarda psikolojik olarak bu durumla baş edebilmek için Kur’an ve Sünnet’ten yardım ve destek arıyorum. Kur’an ve Sünnetin sunduğu şu üç ilacın bana iyi geldiğini görüyorum. Belki aynı durumda olan başkalarına da iyi gelir.

Öncelikle namaza karşı tembellik göstermenin münafıklara ait bir özellik olduğunu kendime hatırlatıyorum. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:

“Onlar [münafıklar] namaza kalktıklarında tembelce kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar. Allah’ı da pek az hatıra getirirler.” (Nisâ 142)

Tembelliği hissettiğim anda nefsime “ne yani, münafıklar gibi tembellik mi edeceksin?” diye soruyorum.

Kur’an’ın ikinci olarak sunduğu ilaç daha ilginç : Kur’an, Yüce Allah’a c.c. karşı derin saygı duyan huşu sahiplerine namazın ağır gelmeyeceğinden söz ederek şöyle diyor :

“Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Gerçek şu ki namaz, Allah’a karşı huşû duyan kimselerden başkasına ağır gelir(Bakara 45-46)

Nefsime diyorum ki : “Allah’ı sevdiğini iddia ediyorsun. Bir gün O’nun huzuruna çıkacağına, hesap vereceğine inanıyorsun. Cennette O’nun cemalini seyretmek istiyorsun. Bütün bunlar ise O’na karşı derin bir sevgi ve saygı duymana yani huşû sahibi olmana bağlı. Namazı bir yük olarak görmek, tembellik etmek ise huşû sahiplerinin yapacağı iş değildir. Huşû sahipleri için namaz ruhun gıdası, derdin devâsı, gönlün safâsıdır. Karnı acıkmış bir kimse ziyafet sofrasına oturmakta tembellik eder mi?”

Nefsime karşı üçüncü olarak hatırlattığım şey şu : Allah Resûlü (s.a.v.) Allah’ın en sevdiği kulu ve resulü idi. Geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmıştı. Gündüz vakitlerinde namazları kıldırması, bazı zamanlarda cihada çıkması, ashabının işleriyle ilgilenmesi, anlaşmazlıkları çözmek için gayret göstermesi gibi işlerle meşgul olurdu. Buna rağmen her gece ayakları şişinceye kadar namaz kılardı.

❣ NAMAZSIZ OLMAZ

*_ Namazını Neden Erteliyorsun ?

*_ Dünyalık şeylerden dolayı, ertelediğin namaza nasıl muhtaçsın biliyor musun ?

*_ Kalbin, ruhun nasıl istiyor namazı bir bilsen.

*_ Huzursuzluğunun asıl sebebi emin ol Namazsızlık.

*_ Dünyalık şeyleri ne zamana kadar bahane edeceksin ?

*_ Ya sen namaz kılmadan, namazını kılarlarsa ?

*_ Hiç düşünmüyor musun ?
Öldüğün vakit kabirde tek başına kaldığın zaman kim yardım edecek sana ?

*_ Sen Namazına tutunmamışsın ki namazda seni tutsun.

*_ İş diyorsun, okul diyorsun, yoğunluk diyorsun fakat hiç Allah demiyorsun ?

*_ Seni yaratan, sana rızkını veren, seni herkesten çok seven Yüce Allah'ı gün içinde beş kere hatırlamak zorluyorsa seni, nerede kaldı Allah (cc) sevgisi ?

*_ Çok zor değil.
Günde sadece beş kere.
Gün içerisinde kaç kere telefonunu eline alıyorsun ? Yada kaç kere televizyonu açıyorsun ?

*_ Zor mu sadece beş kere Rabbini hatırlamak?
Sen erteliyorsun.. Sonra..Sonra..Sonra..Sonra ölüm geliyor.

*_ Ansızın, hiç beklemediğin bir anda. Oysaki daha genceciktin! Daha okul, iş, aile, yoğunluk. Hepsiyle sadece bir dakika içerisinde tüm alakan bitti.

*_ Okuldan kaydını sildiler yeni bir öğrenci aldılar..

*_ İş yerinde hemen yerini örtbas ettiler.

*_ Ailen bir kaç gün ağladı sonra alışmaya başladı yokluğuna. Artık sadece bayram gibi günlerde hatırlanmaya başlıyorsun. Oysa ki, oysaki ne çok severdin onları! Onlar için namazını bile aksatmıştın değil mi?

*_ Hay aksi, olacak şeymiydi şimdi bu ?

*_ Dünya, seni öyle kandırmış ki, cansız bedenini daha fazla barındırmak istemiyor. Öyle kirlenmişsin ki dünyada, hemen yıkıyorlar seni. Bembeyaz bir kefene sarıyorlar..Önemsediğin dünya, seni hemen morga gönderiyor. Bedenin, işlevini bitirdikten hemen sonra çürümeye, morarmaya başlıyor.

K A N D I R I L D I N ! 😢 😭 🥹

*_ Beni nereye götürüyorsunuz ? Ben orada tek başıma kalamam! Nolur, nolur lütfen beni bırakmayın! Anne ? Sen rahat yatağımda yatarken bile kaç kere gelir kontrol ederdin beni, üstümü örterdin, şimdi beni burada yalnız mı bırakıyorsun anne ?

*_ Baba ? Sen hep beni koruyup kollamamış mıydın ? Beni burada nasıl bırakırsın baba ? Burası hiç güvenli değil ki! Durun durun Allah için gitmeyin diyorum size!

*_ Namaz'ım ? Kur'anım ? Oruc'um ? Tesettür'üm ? Daha gençtim ben! Bunları illaki yapacaktım, ama ilerde, okulum bitince, iyi bir meslek elde edince yapacaktım! Ölüm hiç aklımın ucundan bile geçmemişti ki.. Şimdi bana kim yardım edecek ?

*_ Derin bir soluk al kardeşim, hala yaşıyorsun.. Hala nefes alıp veriyorsun.. Hala tövbe etmek için şansın var, namaz kılmak için vaktin var, tesettüre girmek içinde vaktin var. Yüce Rabbimiz (cc) bize hep zaman veriyor. Şu anda bu yazıyı okuyorsan, demek ki Allah (cc) vesile etmek istiyor bu yazıyı sana. Namazsız, tesettürsüz ölmeni istemiyor. Az evvel yazdıklarım ile belki yarın karşılaşacaksın? Belki yarın, kefenleyecekler, belki yarın geceni güzel rahat bir yatakta değil, soğuk, karanlık, ürkütücü mezarda geçireceksin. Ve belkide ölmeden önce bu sana verilen son şans. Bugün son günün belki, ve bugün tövbe etmen için son fırsat.

*_ Haydi kardeşim. Sen istersen inan ki yaparsın. Günde sadece Beş kere. İsteyerek, severek git secdeye. Rabbinle buluşacaksın, dünyanın onca derdinden secdeye sığınacaksın. Var mı bundan daha güzel bir şey ? Nefsini ez. Nefis değil, hakkıyla kıldığın namazların sana yoldaş olacak.

Allahım namazını dosdoğru kılanlardan eyle bizleri..Amin

NAMAZIN HAYATIMIZDAKİ YERİ VE ÖNEMİ NEDİR ? 💯

ŞUURU NEDİR ?

HUŞU İLE NAMAZ NASIL KILINIR ? 🎯

Namazı huşu ile kılmak için ne yapılmalı ?

şuuru nedir ?

Kundaktan başlayıp kefende biten yolculuğumuz çocukluk evresinde oyun, gençlik zamanında şehvet, yetişkinlikte gaflet, yaşlılıkta ise hasret ve pişmanlıkla geçer. Bu gafilane hayattan nefsimizi uyandırmak, her birimizin temel vazifesidir. İşte bunu gerçekleştirmek de namaz ile mümkündür. Bundan dolayı namaza, nefsi adam etmenin alıştırmasıdır diyebiliriz. Peki namazımız bizi nasıl adam eder? Okuduğumuz ayetlerin anlamını öğrenmeye çalışmak, bizi namaz esnasında söylediklerimizi düşünmeye teşvik eder.

Odaklanma hali, namazımızın makbul olması için önemli bir sebeptir. Namazın makbul olabilmesi ise Allah Azze ve Celle’nin huzuruna çıktığının bilincinde, tazimde bulunarak tam bir teslimiyet halinde olmaya bağlıdır.
Konuyla ilgili olarak bir hadisi şerifte şu ifade geçmektedir : ''Nice namaz kılanlar vardır ki, kıldıkları namazdan ellerine geçen sadece uykusuzluk ve zahmettir.'' (Süneni İbni Mace Sıyam 21)

Her Müslüman, hayatının sağlamasını vahiyle yapmalıdır. Okuduğumuz ayetlerin ne kadarını hayata geçirebiliyorsak namaz da bizi o kadar ihya eder, ruhumuzu o kadar doğrultur.

Bir kimse kendini ne kadar namaza teslim ederse zamanla ahlaki bozuklukları da düzelir. Allah Azze ve Celle, Ankebut suresinin 45. Ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor :

''(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.''

Namazı ikame etmek, ne dediğimizin ve ne yaptığımızın şuurunda, tadili erkanına uygun olarak dosdoğru kılmak demektir. İşte bu namaz bizim ahlaki bozukluklarımızı giderir. Ayrıca namazın en büyük zikir olduğu da buyurulmaktadır. Bu kavram çok geniş manalar ihtiva eder. Kısaca özetlemek gerekirse bize Allahu Teala’yı hatırlatan her şey zikirdir. Namaz, doğrudan ‘’Rabbimizle olan konuşma’’ olduğu için en büyük zikirdir. Her hatırlama, akabinde Yüce Allah ile birlikte olma şuuru kazandırır ve davranışlarımız da o bilinçle düzelmeye başlar.

Ayeti kerimede kainattaki her varlığın kendine mahsus zikirlerinin olduğu şu şekilde açıklanmaktadır

"Kainatta hiçbir şey yoktur ki hamd ile Allah'ı tesbih etmesin, Onu anmasın, Ona dua etmesin. Fakat siz onların bu tesbihlerini, zikirlerini, dualarını fark etmiyorsunuz." (İsra Suresi 44)

Namaz, tüm varlıkların ibadetini bünyesinde barındırır. Metafizik açıdan baktığımızda dağların dikey, hayvanların da yatay pozisyonda; bitkiler de kökleriyle besin aldıkları için onların da başları aşağı olarak, hal diliyle fiilen Allaha ibadette bulundukları söylenebilir. İşte namaz bu kadar önemli ve kapsamlı bir ibadettir. Namaz denilince akla sadece belli hareketlerle talim edilen bir ibadet gelmemeli zira bu ibadetin bir de görünmeyen batıni kısmı vardır.

Günde 5 vakit namaz ile Allah Azze ve Celle ile diyalog halinde oluruz. Onunla birliktelik insanı diri kılar. Hay sıfatı olan Yüce Rabbimiz ile münasebetimiz, bizimde dünya hengameleriyle kararmış nefsine köle olmuş ölü kalplerimizi diriltir. Allaha kul olan kimse namazıyla tanınır.

Çünkü bizi kafirlerden ayıran en belirgin vasıf ‘’namaz’’dır. Dünya ve ahirette kurtuluşumuza sebep olacak olan şey, Yüce Allah’ın rahmeti sayesinde kıldığımız namazlarladır. Günümüz insanlarının namaz şuurunu kazanmaması en büyük eksikliğidir.

İbadetle ortaya çıkan bir netice var : "İnsanın takva mertebesine erişmesi." İnsan o ibadetle "takva mertebesine", yani Yüce Allah'tan korkma, yasaklarından sakınma, haram kıldıklarından kaçınma makamına eriyor. Demek oluyor ki, ibadetin faydası insana ait.

Bu makama ermeyenler ömürlerini günahla, isyanla ve şirkle, küfranla geçirirler. Bunlar ise insanı cehenneme götürür.

Ana rahminde bize ayaklar takıldı, burada yürüyelim diye. Mide takıldı, gıdalarla beslenelim diye. Göz takıldı, eşyayı görelim diye. Bütün bunlara muhtaç olan biziz. Allah'ın c.c. bize böyle ihsanlarda bulunmaya ne ihtiyacı olabilir? Eğer bütün bu ikramlara karşı şükür vazifemizi ibadetle yerine getirirsek, şükredenler diyarı olan Cennete gideceğiz. Orada maddî ve manevî nimetleri en ileri seviyede yine biz tadacağız. Öyle ki bu dünyadaki nimetler onlara göre gölge makamında kalacak.

Demek ki biz her iki âlemde de muhtaç, her iki âlemde de tüketiciyiz. Yüce Allah'ın bizi Cennet nimetlerinden faydalandırmaya ne ihtiyacı olabilir ki böyle bir soru sorulabilsin!

Meselenin bir diğer yönü :

Namaz, insanın yüksek ruhunu geliştiren, istidatlarını inkişaf ettiren fikirlerini intizam altına alan bir ibadettir.

Bozulmamış her akıl şüphesiz kabul eder ki, insan ruhunun inkişafı, terakkisi insanın kendisi içindir. Zira, insan böylece, yarın varacağı Cennetten daha fazla istifade edebilecektir. Cennet bir yönüyle dünyaya benziyor. Bu dünyaya ağaçlar da gelmişler, hayvanlar da, insanlar da. Hepsi bu âlemden faydalanıyorlar; ama her birisi kendi istidadı, kabiliyeti miktarınca. Demek ki dünyaya gelmekle iş bitmiyor. Ondan tam istifade etmenin yolu bu âleme yüksek kabiliyetlerle, ulvî duygularla adım atabilmekte. Her insanın da bu âlemden istifadesi eşit değil. Mümin kullar Cennete Yüce Allah'ın lütfuyla girecekler. Ondaki nimetlerden faydalanma dereceleri ise ibadetleri ve ihlâsları nispetinde olacak.

İbadetin bu terakki ettirici yönü yanında bir de tedavi edici tarafı vardır :

İnsan, mide bulandıran mekruhtan, zehirleyen harama kadar her türlü günahtan ancak namaz ve diğer ibadetleri sayesinde uzak durabiliyor. Böyle bir Rabbanî tedavi ile kalbini, ruhunu ve bütün duygularını hatadan, yanlıştan kurtarabiliyor.

Yüce 'ımız bizi hiç yoktan var etti. Taş olabilirdik, ağaç veya hayvan olabilirdik. Hattâ bir canavar da olabilirdik. Fakat insan olarak yaratıldık. Bunun yanında Hristiyan, Yahudi veya budist de olabilirdik. Ama Müslüman olduk.

Bu nimetler ilk anda aklımıza gelmeyebiliyor. Daha bunlar gibi düşünemediğimiz o kadar nimetler var ki, saymakla bitmez. Bize bir kalem hediye edene teşekkür ediyoruz, bir kitap verene minnet duyuyoruz. Çünkü bunu insanlığın ve nezaketin gereği olarak yapıyoruz. Ya bize bu kadar nimetleri verene teşekkür etmek, minnet duymak gerekmez mi?

İşte NAMAZ en büyük şükür, en açık teşekkürdür. Namaza bütün vücudumuzla katılıyoruz. Elimiz, ayağımız, gözümüz, dilimiz, başımız; aklımız, kalbimiz, hayalimiz bütün duygularımızla...Böylece bütün bu organ ve duygularımızla Yüce RABB'imize şükrümüzü iletmiş oluyoruz.

Namaz kılmayan insan böyle bir teşekkürü bile yapmıyor. Milyarlar verse elde edemeyeceği nimetlere sahip olmanın değerini fark edemiyor. Allah göstermesin, gözümüzün birisini kaybetsek, dünyanın parasını harcasak yerine aynısını koyabilir miyiz? Bir kaza sonunda dilimizi kaybetsek, fakat bütün dünyanın yarısını versek bir dil bulabilir miyiz?

İnsan olarak her şeye sahip olmak istiyoruz. Dünyada ne varsa bizde de aynısının bulunmasını arzu ediyoruz. İhtiyaçlarımız o kadar çok ki...Sadece bu dünya ile de yetinmiyoruz. Sonsuz bir hayat istiyoruz, Cenneti istiyoruz, Peygamberimizle (s.a.v) birlikte olmayı diliyoruz.

Bunları elde etmeye gücümüz yetmeyeceğine göre kimden isteyeceğiz? Her halde bu dünyayı, yıldızlan, gökleri ve âhireti var edenden isteyeceğiz. Onu istemenin de yolu Yüce Allah'ı kendimizi sevdirmekle olur. Kendimizi Allah'a sevdirmenin en iyi yolu da Onun huzurunda namazda her gün beş defa eğilmek, secdeye varmakladır.

Böylece namaz kılmakla Rabbimizin huzuruna çıkmış oluyoruz. İçimize sevinç doluyor, neşe doluyor ve mutluluk doluyor. Kendimizi uçacakmış gibi hissediyoruz; tatlı bir heyecan duyuyoruz. Nasıl heyecan duymayız ki? Bir müdürün, bir valinin, bir bakanın karşısına çıkınca kendimizde nasıl bir sevinç ve heyecan hissediyoruz. Oysa namazda müdürün de, valinin de, bakanın da; hattâ bütün kâinatın Yaratıcısının huzuruna çıkıyoruz. Böyle bir mutluluğu kaçırmak ister miyiz hiç?

Acıkınca yemek yiyoruz, susayınca su içiyoruz, uykumuz gelince uyuyoruz. Böylece o ihtiyaçları gideriyoruz. Ama insan sadece ağız ve mideden ibaret değil ki...Aklımız var düşünüyoruz, kalbimiz var duygular taşıyoruz, ruhumuz var, sonsuz bir hayatı istiyoruz. Aklımızın, kalbimizin, ruhumuzun ihtiyaçlarını nelerle karşılayacağız; hangi gıda vererek bu latifelerimizi doyuracağız? İşte aklımızın gıdası, kalbimizin ihtiyacı, ruhumuzun rahatı ancak el bağlayıp namaza durmakla temin edilmiş olur.

🤲 Değerli kardeşim beğendiysen sen de paylaş ki; bir kişi daha bu İlahi mirasa yeniden tutunsun ve senin vesilenle kurtulsun...

Address

Ankara

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ahiret Yolcuları posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share